Sayfa 1 / 2 12 SonSon
1 ve 20 arası sonuçlar gösteriliyor. Toplam 33.

Konu: Atatürk' ün Sözleri (Geniş Arşiv)

  1. #1
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan Atatürk' ün Sözleri (Geniş Arşiv)


    "Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

    "Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz."

    "Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin , namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım."

    "Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar. "

    "Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır.Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız. "

    "Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. "

    "Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir. "

    "Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar. "

    "Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur."

    "Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. "

    "Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. "

    "Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. "

    "Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. "

    "Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir. "

    "Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar. "

    "Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı ıslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır. "

    "Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. "

    "Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir. "

    "Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz. "

    "Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. "

    "Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir. "

    "ınsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin? "

    "Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın. "

    "Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa. "

    "Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim. "

    "Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz. "

    "Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. ışte parola budur. "

    "Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. "

    "Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. "

    "Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir. "

    "Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir. "

    "Mualimler ! Yeni nesil, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır. "

    "Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir. "

    "Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır. "

    "Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir. "

    "Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder. "

    "Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir. "

    "Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkanlarına kavuştururlar."

    "Milletin sevgisi kadar büyük mükafat yoktur."

    "Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük TÜRK olarak dünyaya gelmemdir."

    "Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır."

    "Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet korumak ve müdafaa etmektir.Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur"

    "Biz uygarlıktan,ilimden ve fenden kuvvet alıyor ve ona göre yürüyoruz."

    " Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir , fendir. ılim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir "

    "Milletimiz daha da dindar olmalıdır diyorum.Ama bütün sadelik ve güzelliği ile.Dinime,bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum.şuura aykırı ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.

    "şu anda batıl itikatlardan oluşan ikinci bir din mevcuttur.Fakat bu cahiller sırası gelince aydınlatılacaktır."

    "Eşini mutlu edecek herkes evlenmelidir. Çoluk çocuk sahibi olmalıdır "

    "Bana bakmayınız.Benim hayatim başka türlü düzenlenmiştir."

    "Çocuk sevgisi insan için bir ihtiyaçtır."

    "Dünyada ne görüyorsak KADIN 'IN eseridir."

    "Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz."

    "Korku üzerine egemenlik kurulamaz."

    "Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür."

    "Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır."

    "Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temelidir."

    "Tam bağımsızlık denildiği zaman, tabii, siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, vs. her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik kasdolunmaktadır."

    "Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım."

    "Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur."

    "Tarihimiz en mutlu dönemi, hükümdarlarımızın halife olmadıkları zamandır."

    "Peygamberimiz tilmizlerine dünya milletlerine ıslamiyeti kabul ettirmelerini emretti, bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmedi. Peygamberin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir."

    "Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir."

    "Hükümetlerin icraatı menfi olup da millet itiraz etmez ve iktidarı düşürmezse bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir."

    "Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur."

    "Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar."

    "Türkiye'de Bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü Türk Hükümetinin ilk gayesi, halka hürriyet ve saadet vermek, askerlerimize olduğu kadar sivil halkımıza da iyi bakmaktır."

    "Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük isler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır."

    "Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır."

    "Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor."

    "Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alim olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alim sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar işte bunları ele aldılar ve işte bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu."

    "ıntisap etmekle bahtiyar olduğumuz ıslam dinini, asırlardan beri alışılmış olduğu üzere bir siyaset vasıtası mevkiinden kurtarmak ve yükseltmek elzem olduğu hakikatini müşahade ediyoruz. Mukaddes ve lahuti olan inançlarımızı ve vicdanlarımızı çapraşık ve değişken olan ve her türlü menfaat ve ihtirasların tecellisine sahne olan siyasetten ve siyasetle ilgili bütün hususlardan bir an evvel ve kesin olarak kurtarmak, milletin, dünya ve ahiret saadetinin emrettiği bir zarurettir."

    "Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, hep din kisvesi altındaki küfür ve alçaklıktan gelmiştir. Onlar her hayırlı hareketi dinle karşılarlar, halbuki hamdolsun hepimiz dindarız, artık bizim dinin icaplarını, dinin yasaklarını öğrenmek için şundan bundan derse ve akil hocalığına ihtiyacımız yoktur. Milletimizin içinde hakiki, ciddi alimler vardır. Milletimiz bu gibi alimleriyle iftihar eder. Bu gibi alimlere gidin, bu efendi bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz deyin. Fakat umumiyetle buna da ihtiyaç yoktur. Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Eğer bizim dinimiz akla mantığa uygun bir din olmasaydı mükemmel olamazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı.

    "Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat kendi ırkından büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi daha acıdır."

    "Efendiler biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatimizi yok etmeyi göze alırız."

    "Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını söyler. Bazı kimseler modern olmayı kafir olmak sayıyorlar. Asil kafirlik onların bu inanışıdır."

    "Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler, meczuplar memleketi olamaz."

    Masum halka beş vakit namazdan başka, geceleri de fazla namaz kılmayı vaiz ve nasihat etmek belki de ömründe hiç namaz kılmamış olan bir politikacı tarafından olursa bu hareketin hedefi anlaşılmaz olur mu?

    "ılk olarak KURAN'ın dilimize çevrilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçe'ye çevriliyor."

    "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."

    "Efendiler siz hayatınızda mebus olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat hiç bir zaman sanatkar olamazsınız."

    "Sayın ögretmenler, hiç bir zaman düşüncelerinizden çıkmasın ki cumhuriyet sizden "fikri hur, vicdani hür, irfanı hür" nesiller ister."

    "Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir."

    "Öğretmenler, yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır."

    "Bu memleketin sahibi ve toplumumuzun asil unsuru köylüdür."

    "Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek müstakil olan köylüdür. O halde herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete layik olan köylüdür."

    "Bir kere memlekette topraksız köylü bırakmamalıdır. Bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiç bir sebep ve suretle bölünemez bir mahiyet alması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve toprak verim derecesine göre sınırlanması gerekir."

    "Milletimizin bugünkü yönetimi gerçek özelliği ile bir halk yönetimidir."

    "Büyük davamız en medeni ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir."

    "Biz Türkler ruhen demokrat doğmuş bir milletiz."

    "Milletin kaynağı toplum hayatinin esasi olan kadın ancak faziletli olursa görevini yerine getirebilir."

    "Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorunluluğundadır. Gerçekten ulusun anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar."
    Son düzenleyen Doğadostu; 04-06-2006 01:50.

  2. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz:

    aysekorucu (06-10-2007), bulutsuzgece (23-01-2008)

  3. #2
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    "Ben toprak büyütme meraklısı değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak sözleşmeye dayanan hakkimizin isteğicisiyim. Onu almazsam edemem. Büyük meclisin kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay'ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem milletimin huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, Yenilmem. Yenilirsem bir dakika yaşayamam."

    "Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım bir şey yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsızca hareket etmesini bilmem. Ben kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim."

    "Hayatta tam mutluluk ve esenlik ancak gelecek kuşakların şerefi, varlığı, esenliği için çalışmakta bulunabilir."

    "Millete efendilik yoktur. Ona hizmet etmek vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur."

    "Beni görmek demek ille yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsaniz bu yeter."

    "Benim naciz vücudum bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyyen payidar kalacaktır."

    "Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum."

    "Basın, ulusun ortak sesidir. Bir güç, bir okul, bir yol göstericidir."

    "Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. ışte sen burda direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardim gelmeyeceğine inanarak bu engelleri asacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin."

    "Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsan, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle göruyorum. Bağımsızlık ve egemenliklerine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yer yüzünden yok olacak ve yerlerini milletler arasında hiç bir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hakim olacaktır."

    "Yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada atıldı. Bu meydanda akan Türk kanları, bu gökte dolaşan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin sonsuz bekçileridir."

    "Ey yükselen yeni kuşak, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizsiniz."

    "Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müsbet ilimdir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu, her zaman ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besliyerek geliştirmek milli ülkümüzdür."

    "Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır."

    "NE MUTLU TÜRKÜM DıYENE"

    "Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacılara talih ve hayatlarını emanet eden insanlardan mürekkep bir kütleye, medeni bir bir millet nazariyle bakılabilir mi?"

    "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."

    "Tekkeler de behemahal kapatılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her şubede irsatlarda bulunacak kudreti haizdir. Hiçbirimiz tekkelerin irsadina muhtaç değiliz. Biz medeniyet, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz. Başka bir şey tanımıyoruz."

    "Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. Vicdan hürriyeti, mutlak ve taarruz edilemez, ferdin tabii haklarının en mühimlerinden tanınmalıdır."

    "Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allaha istediği gibi ibadet eder. Türk Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini, zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez."


    "Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapmak lazım geldiğini düşünmek yani meşveret için yapılmıştır. Millet islerinde her ferdin zihni başlıbaşına faaliyette bulunmak elzemdir."

    "Türk milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir."

    "Medeniyet öyle kuvvetli bir ışıktır ki, ona bigane olanları yakar, mahveder."

    "Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar."

    "Sarık ve cüppeyle artık dünyada muvaffak olmanın imkanı yoktur. Yaptığımız muazzam inkilaplarla medeni bir millet olduğumuzu cihana ispat ettik."

    "Bizim ahenktar, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir."

    "Medeniyetin coşkun seli karşısında mukavemet boşunadır. O, gafil ve itaatsizler hakkında çok amansız davranır."

    "Fıkıhtaki "zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkar olunamaz" kaidesi adalet siyasetimizin temel taşıdır."

    "Hissiyatı ve vicdani telakkiyati, ilim ve fenle besleyip eğiterek toplumun gerçek huzur ve saadetine çalışmak ulvi bir görüştür."

    "Hiçbir iyi inkilap, hakikati görenler dışında ekseriyetin reyine müracaatla yapılamaz."

    "ınsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

    "Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."

    "Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınının daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim" diyemez."

    "Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır."

    "Onun için, hepimiz büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ve takdis edelim."

    "Türk kadını dünyanın en aydın ve faziletli ve en ağır kadını olmalıdır."

    "Milleti ve içtimai zemini hazırlamadan inkilaplar yapılamaz."

    "Bir başka çağdan kalma adetlerinizde, alışkanlıklarınızda direnirseniz, cüzzamlılar, paryalar gibi tek başınıza kala kalırsınız. Benliğinize bağlı kalın ama, gelişmiş uluslar için gerekli olan şeyleri Batı 'dan almasını bilin. Yoksa, bilim ve yeni düşünceler sizi bir lokmada yiyip bitirebilirler."

    "Mesuliyet yükü her şeyden, ölümden de ağırdır."

    "Benim Türk Milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz."

    "Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi ede etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Bir fikre dayanmayan zafer yaşayamaz. Her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir alem doğmalıdır. Yoksa başlıbaşına zafer boşa gitmiş bir gayrettir."

    "Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim."

    "Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvela büyük olmak lazımdır, der ve bunun için mumune intihap eder, onun için olmayınca, memleketin kurtulamayacağı kanaatinde bulunur; bu, adam değildir."

    "Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz."

    "Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedi olduğunu göstermelidir."

    "Zafer "zafer benimdir" diyebilenin, muvaffakiyet, "muvaffak olacağım" diye başlayanın ve "muvaffak oldum" diyebilenindir."

    "Çalışma, insanların vücut kuvvetlerini geliştirir ve hayat için gereken şeyleri temin eder. Çalışmaksızın, fikri gelişme ve ahlaki ilerleme de mümkün değildir. "Tembellik bütün fenalıkların anasıdır.""

    "Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şumullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur."

    "Herhalde alemde bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir."

    "Bir ulus, bir toplum yalnız bir kişinin çabası ile adımcık bile atamaz."

    "Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Benim sizden istediğim şey, yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman da, durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir."

    "Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir."

    "Biz cahil dediğimiz zaman mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettigimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir."

    "Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en fedakar ve muhterem unsurlarıdır."

    "Benim için ordumuzun kıymetini ifadede ölçü şudur: Türk ordusunun bir kıtası muadilinin behemehal mağlup eder, iki mislini durdurur ve tesbit eder."

    "Size Bombasırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperlerimiz arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak... Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulamamacasına tamamen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar gıptaya şayan bir itidal ve tevekkülle, biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kur'anı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelimei şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur."

    "Türkler bütün medeni milletlerin dostudurlar."

    "Ben düşündüklerimi, sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda lüzumlu olmayan bir sözü kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim. Yanlışım varsa, halk beni tekzip eder. Fakat şimdiye kadar bu açık konuşmada halkın beni tekzip ettiğini görmedim."

    "Hakikati konuşmaktan korkmayınız."

    "Meseleleri hadiselere göre değil, aslında olduğu gibi ele almak lazımdır."

    "Tatbik eden, icra eden, karar verenden daima daha kuvvetlidir."

    "Lüzumuna kani olduğumuz bir işi derhal yapmalıyız."

    "Fikirler, cebir ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez."

  4. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz:

    aysekorucu (06-10-2007), bulutsuzgece (23-01-2008)

  5. #3
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Bağımsızlık

    Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temel ruhudur. Bu vazife, bütün millete ve tarihe karşı yüklenilmiştir. Bu vazifeyi yüklenirken, tatbik kabiliyeti hakkında şüphe yok ki çok düşündük. Fakat netice olarak edindiğimiz görüş ve iman, bunda, muvaffak olabileceğimize dairdir. Biz, böyle işe başlamış adamlarız. Bizden evvelkilerin işledikleri hatalar yüzünden, milletimiz sözde mevcut zannolunan bağımsızlığında kayıtlı bulunuyordu. şimdiye kadar Türkiye'yi, medeniyet dünyasında kusurlu gösteren neler düşünülebilirse, hep bu hatadan ve bu hataya uymadan doğmaktadır. Bu hataya uyma neticesi; mutlaka, memleket ve milletin bütün haysiyetinden ve bütün yaşama kabiliyetinden soyunma ve uzaklaşmasını gerektirebilir. Biz; yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz. Bir hataya uyma yüzünden bu özelliklerden mahrum kalmaya tahammül edemeyiz. Bilgin, cahil, istisnasız bütün millet fertleri, belki içinde bulundukları güçlükleri tamamen anlamaksızın, bugün yalnız bir nokta etrafında toplanmış ve fakat sonuna kadar kanını akıtmaya karar vermiştir. O nokta; tam bağımsızlığımızın temini ve devam ettirilmesidir.

    Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, malî, iktisadî, adlî, askerî, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek mânasiyle bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. Biz, bunu temin etmeden barış ve sükûna erişeceğimiz inancında değiliz.
    1921
    (Nutuk II, S. 623-624)

    Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne bahasına ve her ne karşılığında olursa olsun zedeleme ve kayıtlamaya asla müsamaha etmemek; bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün mânasiyle koruyabilmek ve bunun için gerekirse, son ferdinin, son damla kanını akıtarak, insanlık tarihini şanlı örnek ile süslemek; işte bağımsızlık ve hürriyetin hakiki mahiyetini, geniş mânasını, yüksek kıymetini, vicdanında kavramış milletler için temel ve ölmez prensip... Ancak bu prensip uğrunda her türlü fedakârlığı, her an yapmaya hazır milletlerdir ki, devamlı olarak insanlığın hürmet ve saygısına lâyık bir topluluk olarak düşünülebilirler.
    1928
    (Atatürk'ün S.D. II, S. 249)

    Bağımsızlığı için ölümü göze alan millet, insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedakârlığı yapmakla teselli bulur ve elbette esaret zincirini kendi eliyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete nazaran dost ve düşman nazarındaki mevkii farklı olur.
    1927
    (Nutuk I, S. 13-14)

    Esas Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir. Ne kadar zengin ve refaha kavuşturulmuş olursa olsun bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık olamaz.

    Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti, beceriksizlik ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağı dereceye düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

    Halbuki Türk'ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.

    Bundan ötürü, ya bağımsızlık, ya ölüm!...
    1919
    (Nutuk I, S. 13)

    Arzumuz dışarıda bağımsızlık, içeride kayıtsız ve şartsız millî egemenliği korumadan ibarettir. Millî egemenliğimizin hattâ bir zerresini bozmak niyetinde bulunanların kafalarını parçalayacağınızdan eminim.
    1923
    (Atatürk'ün S. D. II, S. 71-72)

    "Biz barış istiyoruz" dediğimiz zaman "tam bağımsızlık istiyoruz" dediğimizi herkesin bilmesi lâzımdır. Bunu istemeye hakkımız ve kudretimiz vardır. On sene, yirmi sene sonra aşağılaşarak ölmekten ise şimdiden şeref ve haysiyetle ölmeyi üstün tutmalıyız.
    1923
    (Atatürk'ün S. D. II, S. 89)

    Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evlâdı kalmalıyım. Bu sebeple millî bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettiği takdirde, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet gereği olan dostluk, siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan sarfınazar edinceye kadar amansız düşmanıyım.
    (23.4.1921)

    Biz Türkler bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve bağımsızlığa sembol olmuş bir milletiz.
    (Nutuk)

    Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye liyakat kazanamaz.
    (Nutuk)

    Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklâli yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlâtlarından ibarettir. Bu millet istiklâlsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
    (21 Haziran 1922)

    Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir ben milletimin en büyük ve ecdadımın en kıymetli mirası olan istiklâl aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenlerce bu aşkım malûmdur. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evlâdı kalmalıyım. Bu sebeple millî istiklâl bence bir hayat meselesidir.

    ıstiklâl ve hürriyet âşıkı milletler için, ıstırap anları, o ıstırabın âmilleri, ibret alıp tetikte durmak için daima hatırlanmalıdır. ıstiklâl ve hürriyetlerini her ne pahasına ve her ne karşılığında olursa olsun ihlâl ve takyide asla müsamaha etmemek, istiklâl ve hürriyetlerini bütün mânasıyla masun bulundurmak ve bunun için, icap ederse, son ferdinin son damla kanını akıtarak insanlık tarihini şanlı bir misalle süslemek: ışte istiklâl ve hürriyetin hakikî mahiyetini, geniş mânasını, yüksek kıymetini vicdanında idrak etmiş milletler için esas ve hayati prensip.

    Büyük ve hayalî şeyleri yapmadan yapmış gibi görünmek yüzünden bütün dünyanın düşmanlığını, garazını, kinini, bu memleketin ve milletin üzerine çektik. Biz panislâmizm yapmadık. Belki, "yapmıyoruz, yapacağız" dedik. Düşmanlar da "yaptırmamak için biran evvel öldürelim" dediler. Panturanizm yapmadık, "yaparız, yapıyoruz" dedik, "yapacağız" dedik ve yine "öldürelim" dediler. Bütün dâva bundan ibarettir.
    (1921)

    Basın

    Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlıbaşına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.
    (1922)

    Basın hürriyetinden doğacak mahzurların izalesi bizzat basın hürriyeti ile kaim olduğuna dair Büyük Meclisin yol gösterici ve olgun sahasında tesbit edilen esaslar eğer Cumhuriyetin ruhu olan faziletten mahrum cüret erbabına, basın içinde eşkiyalık fırsatını verirse, eğer aldatıcı ve baştan çıkarıcıların fikir sahasında meş'um tesirleri, tarlasında çalışan masum vatandaşların kanlarını akıtmasına, yuvaların dağılmasına sebep olursa ve eğer en nihayet eşkiyalığın en zararlısına başvuran bu gibi baştan çıkarıcıların kanunların hususî müsaadelerinden faydalanmak imkânını bulursa, Büyük Millet Meclisinin terbiye edici ve kahredici elinin müdahale ve tembih etmesi elbette zaruri olur.

    Memlekette Cumhuriyet devrinin kendi zihniyet ve ahlâkını taşıyan basını yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetiştirir. Bir taraftan geçmiş devirler gazetelerinin ve müntesiplerinin ıslahı imkânsız olanları milletin nazarında belirirken öte taraftan Cumhuriyet basınının temiz ve feyizli sahası genişleyip yükselmektedir. Büyük ve necip milletimizin yeni çalışma ve medeniyet hayatını kolaylaştırıp teşvik edecek işte ancak bu zihniyetteki basın olacaktır.
    (1925)

    Basın umumî hayatta, siyasî hayatta ve Cumhuriyetin gelişme ve ilerlemelerinde haiz olduğu yüksek vazifeleri anmak isterim.

    Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanması ne derece nazik bir vaziyet olduğunu da beyana lüzum görmem. Her türlü kanunî kayıtlardan ziyade bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasî telâkkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin her türlü hususî telâkkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevî mecburiyeti, asıl bu mecburiyettir ki, umumi düzeni temin edebilir. Ancak, bu yolda yanılma ve kusur olsa bile bu kusuru düzeltecek tesirli vasıta, asla mâzide sanıldığı gibi basını kayıtlar altına alan rabıtalar değildir. Bilâkis basın hürriyetinden doğacak mahzurların izale vasıtası da, yine bizzat basın hürriyetidir.
    (1924)

    Önem ve yüceliği cihan medeniyetinde açıkça kendisi gösteren basına, hükümetimizin birinci derecede önem vermesi; bu hususta sarf edeceği mesaiyi, millete ifa ile mükellef olduğu hayırlı hizmetlerin baş tarafına koyması yüksek Meclisin kesinlikle isteyeceği hususlardandır.
    (1 Mart 1922)

    Bir insan topluluğunun müşterek ve umumî hisleri ve fikirleri vardır. ınsan topluluklarının kıymetleri, medeniyet dereceleri, arzu ve temayülleri ancak bu umumî his ve fikirlerin ortaya çıkma ve belirtilme derecesiyle anlaşılır. Bir insan topluluğunu sevk ve idare eden insanlar için, insan topluluklarının talihi üzerinde hüküm vermek mevkiinde bulunan dostlar veya düşmanlar için milyar, bu insan topluluğunun efkâr-ı umumîyesinden anlaşılan kabiliyet ve kıymettir. Binaenaleyh milletler, ekâr-ı umumîyesini cihana tanıtmak mecburiyetindedir. Bütün cihan efkâr-ı umumîyesini cihana tanıtmak mecburiyetindedir. Bütün cihan efkâr-ı umumîyesini tanımak ise hayatın gereklerinin tanzimi için şüphesiz lâzımdır. Bu hususta ise mevcut vasıtaların birincisi ve en mühimi basındır.
    (1 Mart 1922)

  6. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz:

    aysekorucu (06-10-2007), bulutsuzgece (23-01-2008)

  7. #4
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Bilim ve Teknoloji


    Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. ılim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fenin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.
    1924

    Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız... Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. ılim ve fen nerede ise oradan olacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. ılim ve fen için kayıt ve şart yoktur.
    1922

    Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız... Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. ılim ve fen nerede ise oradan olacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. ılim ve fen için kayıt ve şart yoktur.
    1922

    Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. ılerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.
    1922

    Başarılı olmak için aydın sınıfla halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır.
    1923

    Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.
    1923

    Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. ılim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.
    1923

    Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş, olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa'ya, Amerika'ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. ılim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye ok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur.
    1923

    ılim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.
    1923

    Ben, manevî miras olarak hiç bir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.
    1923

    Cumhuriyet

    Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, o on yaşını doldururken demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır.
    1933

    Cumhuriyet düşünce serbestliği taraftarıdır. Samimî ve meşru olmak şartiyle her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir. Yalnız muarızlarımızın insaflı olması lâzımdır.
    1923

    Cumhuriyet ahlâki fazilete dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.
    1925

    Türk milletinin tabiat ve âdetlerine en uygun olan idare Cumhuriyet idaresidir.
    1924

    Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslariyle, Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.
    1936

    Bugünkü hükûmetimiz, devlet teşkilâtımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilâtı ve hükûmettir ki, onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükûmet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükûmettir. Artık hükûmet ve hükûmet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.
    1925

    Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği kabiliyet, istidat, idrak, kendi hakkında kötü fikir besleyenlerin ne kadar gafil ve ne kadar tetkikten uzak görünüşe düşkün insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz haiz olduğu özelliklerini ve liyakatini hükûmetinin yeni ismiyle medeniyet dünyasına daha çok kolaylıkla göstermeğe muvaffak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.

    Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.
    29 Ekim 1923

    Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir.
    1926

    Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. ıcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız.
    1923

    Gelecek nesillerin Türkiye de Cumhuriyetin ilanı günü, ona en merhametsizce hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilâkis, Türkiye'nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların hakikî zihniyetlerini tahlil ve tesbitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir.
    1927

    Onlar, kolaylıkla anlayacaklardır ki, çürümüş bir hanedanın, halife unvanıyla başının üstünden zerre kadar uzaklaşmasına imkân kalmayacak surette muhafazasının mecburî kılan bir devlet şeklinde, cumhuriyet idaresi ilân olunsa bile, onu yaşatmak mümkün değildir.
    1927
    Son düzenleyen Doğadostu; 04-06-2006 01:49.

  8. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    aysekorucu (06-10-2007)

  9. #5
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Demokrasi ve Hürriyet


    Unutulmamalıdır ki, milletin hâkimiyetini bir şahısta veyahut mahdut eşhasın elinde bulundurmakta menfaat bekleyen cahil ve gafil insanlar vardır.
    Ocak 1923

    Bizim dünya nazarında en büyük kuvvet ve kudretimiz, yeni şekil ve mahiyetimizdir.
    1922

    Korku üzerine hâkimiyet bina edilemez. Toplara istinad eden hâkimiyet pâyidar olmaz. Böyle bir hâkimiyet ve diktatörlük ancak ihtilâl zuhurunda muvakkat bir zaman için lâzım olur.
    Mart 1930

    Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasî bir fikre malik olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hâkim olunamaz.
    1930

    Vicdan hürriyeti, mutlak ve taarruz edilemez, ferdin tabiî haklarının en mühimlerinden tanınmalıdır.
    1930

    Hürriyet, insanın, düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir.
    1930

    Bu tarif, hürriyet kelimesinin en geniş mânasıdır. ınsanlar, bu mânada hürriyete, hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malûmdur ki insan, tabiatın mahlûkudur. Tabiatın kendisi dahi, mutlak hür değildir; kâinatın kanunlarına tabidir. Bu sebeple, insan ilk önce, tabiat içinde, tabiatın kanunlarına, şartlarına, sebeplerine, âmillerine bağlıdır. Meselâ, dünyaya gelmek veya gelmemek insanın elinde olmamıştır ve değildir. ınsan, dünyaya geldikten sonra da, daha ilk anda, tabiatın ve birçok mahlûkların zebunudur. Himaye edilmeye, beslenmeye, bakılmaya, büyütülmeye muhtaçtır.
    1930

    Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir.
    1906

    Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir.
    1906

    Hürriyetten doğan buhranlar ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir zaman fazla tazyikin temin ettiği sahte güvenlikten daha tehlikeli değildir.
    1930

    Hürriyet, Türk'ün hayatıdır.

    1930

    Asrî demokraside ferdî hürriyetler, hususî bir kıymet ve ehemmiyet almıştır; artık ferdî hürriyetlere devletin ve hiç kimsenin müdahalesi söz konusu değildir. Ancak, bu kadar yüksek ve kıymetli olan ferdî hürriyetin, medeni ve demokrat bir millette, neyi ifade ettiği, hürriyet kelimesinin mutlak surette, düşünülebilen mânasiyle anlaşılmaz. Söz konusu olan hürriyet toplumsal ve medeni insan hürriyetidir. Bu sebeple ferdî hürriyeti düşünürken, her ferdin ve nihayet bütün milletin müşterek menfaati ve devlet mevcudiyeti gözönünde bulundurulmak lâzımdır. Diğerinin hak ve hürriyeti ve milletin müşterek menfaati ferdî hürriyeti sınırlar.
    1930

    Devlet ıdaresi


    ınsanlar daima yüksek, temiz ve mukaddes hedeflere yürümelidirler. Bu hareket şeklidir ki insan olanın vicdanını, dimağını ve bütün insanî kavramını tatmin eder. Bu şekilde yürüyenler, ne kadar büyük fedakârlık yaparlarsa, yükselirler ve bu hareket şekli mutlaka açık olur.
    1926

    Çünkü alnı açık, dimağı açık, kalb ve vicdanı açık insanlar tarafından idare olunabilen toplumlar ancak bu mânada hareketlerin izleyicisi olabilirler. Fikirlerini, duygularını ve teşebbüslerini gizli tutanlar, gizli vasıtalar uygulamaya girişenler mutlaka utanma ve sıkılmayı gerektiren, akıl ve mantığın haricinde hareket edenler olabilirler. Bu gibi işlere girişenlerin sonu ergeç acıdır.
    1926

    Bizim yüzümüz, her zaman temiz ve pâk idi ve daima temiz ve pâk kalacaktır. Yüzü çirkin, vicdanı çirkinliklerle dolu olanlar, bizim vatansevercesine vicdanlıca ve namusluca hareketlerimizi küçük ve çirkin ihtirasları yüzünden, çirkin göstermeye kalkışanlardır.
    1927

    Yemin mukaddes bir sözleşme demektir. Namus sahibi olan bir kimse verdiği sözden dönmez.
    1919

    Asla hatırdan çıkarmamalısınız: Bizim en büyük kuvvetimizi, bugün de, yarın da dürüst, açık bir siyaset ve sözlerimize bağlılık teşkil edecektir.
    1915

    Mesuliyet yükü herşeyden, ölümden de ağırdır.
    1915

    Hakikati konuşmaktan korkmayınız.


    1918

    Her an tarihe karşı, cihana karşı hareketimizin hesabını verebilecek bir vaziyette bulunmak lâzımdır.
    1930

    Yapmamıza imkân hasıl olan işleri yapmazsak, tarih bizi tenkit eder.
    1928

    Millî egemenlik esası üzerinde idare edilen medeni devletlerde, kabul edilmiş ve fiilen geçerli bulunan esas; milletin genel isteklerini en çok temsil eden ve bu isteklerin bağlı olduğu menfaat ve gerekleri, en yüksek kudretle ve selâhiyetle yapabilecek siyasî grubun, devlet işlerinin idaresini üzerine alması ve bu mesuliyeti en yüksek liderinin omuzuna bırakması prensibinden ibarettir.
    1927

    Zaten bu şartları kazanamayan bir hükûmet vazife yapamaz. Hükûmetin, kuvvetli grup üyeleri arasından ve fakat birinci derecede olmayanlarından zayıf bir hükûmet yapmak ve onu partinin birinci liderlerini emir ve öğütleriyle yürütmeye kalkışmak fikri, elbette doğru değildir. Bunun feci neticeleri bilhassa Osmanlı Devletinin son günlerinde görülmüştür. ıttihat ve Terakki liderlerinin elinde oyuncak olan sadrazamlardan ve onların hükûmetlerinden, millete gelen zararlar sayılamayacak kadar çok değil midir?
    1927

    Mecliste, hâkim olan partinin, hükûmet kurmayı, muhalif ve azınlıkta bulunan bir partiye terk etmesi ise asla sözkonusu olamaz.
    1927

    Kaideten ve usulen milletin ekseriyetini temsil eden ve özel amacı belli olan parti, hükûmeti kurma mesuliyetini üzerine alır ve kendi amaç ve prensiplerini memlekette uygular.
    1927

    Bizim telâkkimize göre, siyasî kuvvet, millî irade ve egemenlik, milletin bütün halinde müşterek şahsiyetine aittir, birdir. Taksim edilemez, ayrılamaz ve başkasına bırakılamaz.
    1930

    ınsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri, devlet işleri görülemez; millet ve devlet şeref ve bağımsızlığı temin edilemez.
    1927

    ınsaf ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur. Türk milleti, Türkiye'nin gelecek çocukları, bunu, bir an hatırdan çıkarmamalıdırlar.
    1927

    Bir hükûmet iyi midir, fena mıdır? Hangi hükûmetin iyi veya fena olduğunu anlamak için, "Hükûmetten gaye nedir?" bunu düşünmek lâzımdır. Hükûmetin iki hedefi vardır. Biri milletin korunması, ikincisi milletin refahını temin etmek. Bu iki şeyi temin eden hükûmet iyi, edemeyen fenadır.
    1923

    Gerçi asıl olan millettir. Toplumdur. Onun da umumî iradesi, Mecliste belirir; bu her yerde böyledir. Fakat, fertler de vardır. Meclis, memleket ve devlet işlerini fertlerle, şahıslarla yapmaktadır. Her devletin işlerini yöneten şahıs ve şahıslar meydandadır. Hakikati, mânasız görüşlerle inkâra yer yoktur.
    1922

    Benim istediğim sadece memleket işlerinin Büyük Millet Meclisinde açıkça münakaşa edilmesidir. Büyük Millet Meclisinde Türk milletinin gözü önünde açıkça konuşulamayacak hiçbir iş yoktur.
    1930

    Millete efendilik yoktur. Hizmet etme vardır. Bu millete hizmet eden, onun efendisi olur.
    1921

    Yapmak iktidarında olmadığımız işleri uyuşturucu, oyalayıcı sözlerle yaparız diyerek millete karşı gündelik siyaset takip etmek prensibimiz değildir.
    1931

    Memleket işlerinde, millet işlerinde, hakikî işlerde duygulara, hatıra, dostluğa bakılmaz.
    1922

    Memleket dayanışma isteyen bir birliğe muhtaçtır. Alelâde politikacılıkla milleti parçalamak, hıyanettir.
    1925

    Milleti idarede prensibimiz, milletin müşterek ve umumî fikir ve eğilimlerine uymaktır. Bu fikir ve eğilimlerin hakikî ve ciddi olabilmesi, milletin maddî ve manevî ihtiyaç kaynaklarından gelmesine bağlıdır.
    1925

    Milleti, aklımızın ermediği, yapmak kudret ve kabiliyetini kendimizde görmediğimiz hususlar hakkında kandırarak geçici teveccühler elde etmeye tenezzül etmeyiz. Millete, âdi politikacılar gibi yalancı vaadlerde bulunmaktan nefret ederiz.
    1925

    Millet tarafından, millet adına, devleti idareye yetkili kılınanlar için, gerektiği zaman, millete hesap vermek, mecburiyeti, lâubalilik ve keyfî hareketle uzlaşamaz.
    1930

    Ben düşündüklerimi önce milletimin arzusunda, ihtiyaç ve iradesinde görmeyi şart sayan ve bunu gördükten sonra ancak, uygulaması ile kendimi vazifeli bilen bir adamım.
    1923

    Bu memlekette çalışmak isteyenler, bu memleketi idare etmek isteyenler memleketin içine girmeli, bu milletle aynı şartlar içinde yaşamalı ki ne yapmak lâzım geleceğini ciddi surette hissedebilsinler.
    1923

    Her ne suretle olsun, hizmet edenler milletten büyük mükâfatlar bekliyorlarsa katiyen doğru bir harekette bulunmuş olmazlar. Milletten çok şey istememeliyiz. Hizmet edenler, namus vazifelerini yerine getirmiş olmaktan başka bir şey yapmamışlardır.
    1923

    Cumhuriyetçi ve milliyetçi olmakla beraber partimiz programından başka bir programla ve partili olmanın tabiî kayıtları dışında serbest çalışacak samimî yurttaşların millet kürsüsünden yapacakları tenkitler ve söyleyecekleri düşüncelerle millî çalışmanın kuvvetleneceği kanaatinde bulunuyoruz.
    1935

    Büyük Millet Meclisinde ve millet karşısında millet işlerinin serbest münakaşası ve iyi niyet sahibi kişilerin ve partilerin özel görüşlerini ortaya koyarak milletin yüksek menfaatlerini aramaları benim gençliğimden beri âşık ve taraftar olduğum bir sistemdir. Memnuniyetle görüyorum ki, lâik cumhuriyet esasında beraberiz. Zaten benim siyasî hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur. Bundan ötürü Büyük Mecliste aynı temele dayanan yeni bir partinin faaliyete geçerek millet işlerini serbest münakaşa etmesini cumhuriyetinin esaslarından sayarım.
    1930

    Artık, bugün demokrasi fikri, daima yükselen bir denizi andırmaktadır. Yirminci asır, birçok müstebit hükûmetlerin, bu denizde boğulduğunu görmüştür.
    1930

  10. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    aysekorucu (06-10-2007)

  11. #6
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Din ve Lâiklik


    Din vardır ve lâzımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur -tefsirler, hurafeler- binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır.
    1922

    Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamağa çalışıyor; kaste ve fiile dayanan taassupkâr hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.
    1922

    Ey arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür; tanrısal inanışların belirtilerine bakarak diyebiliriz ki: ınsanlar iki sınıfta, iki devirde mütalâa olunabilir. ılk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. ıkinci devir, beşeriyetin erginlik ve olgunluk devridir.
    1922

    ınsanlık birinci devirde tıpkı bir çocuk gibi, tıpkı bir genç gibi yakından ve maddaî vasıtalarla kendisiyle meşgul olunmayı gerektirir. Allah, kullarının lâzım olan olgunlaşma noktasına erişinceye kadar içlerinden vasıtalarla dahi kullariyle meşgul olmayı tanrılık özelliğinin gereklerinden saymıştır. Onlara Hazreti Âdem Aleyhisselâmdan itibaren bilinen ve bilinmeyen sayısız denecek kadar çok nebiler, peygamberler ve elçiler göndermiştir. Fakat Peygamberimiz vasıtasiyle en son dinî, medenî gerçekleri verdikten sonra artık insanlıkla aracı ile temasta bulunmağa lüzum görmemiştir. ınsanlığın kavrayış derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması sayesinde her kulun doğrudan doğruya tanrısal düşüncelerle temas kabiliyetine eriştiğini kabul buyurmuştur ve bu sebepledir ki, Cenabı Peygamber, peygamberlerin sonuncusu olmuştur ve kitabı, en eksiksiz kitaptır.
    1922

    Muhammed'i bana, cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek şahsiyetini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır. Anlamaktan da çok uzak görünüyorlar. Cezbeye tutulmuş bir derviş, Uhud Muharebesinde en büyük bir komutanın yapabileceği bir plânı nasıl düşünür ve tatbik edebilir?
    1923

    Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harbte bile askerî dehâsı kadar siyasî görüşüyle de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Muhammed bu harb sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı takibe kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde müslümanlık diye bir varlık görülemezdi.
    1923

    Bizim dinimiz en mâkul ve en tabiî bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lâzımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.
    1923

    Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla alâkası olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler zamanın yeniliklerine uymayı kâfir olmak sanıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, ıslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, beyinledir.
    1923

    Bizim dinimiz, milletimize değersiz, miskin ve aşağı olmayı tavsiye etmez. Aksine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin değer ve şerefini muhafaza etmelerini emrediyor.
    1923

    Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, islâmın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinîdir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı.
    1923

    Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. şuura aykırı, ilerlemeye mâni hiçbir şey ihtiva etmiyor.
    1923

    Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalb ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz.
    1923

    Baylar ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensublar memleketi olamaz. En doğru ve en hakikî tarikat, medeniyet tarikatıdır.
    1925

    Bizi yanlış yola sevkeden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, sâf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.
    1923

    Ekonomi


    Bir milletin doğrudan doğruya hayatiyle, yükselmesiyle, düşkünlüğüyle ilgili olan en önemli faktör, milletin iktisadiyatıdır.
    1930

    Yeni Türkiyemizi lâyık olduğu yüceliğe ulaştırabilmek için mutlaka iktisadiyatımıza birinci derecede ve en çok ehemmiyet vermek mecburiyetindeyiz. Zamanımız tamamen bir iktisat devrinden başka birşey değildir.
    şubat 1923

    Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, iktisadî zaferlerle desteklenmezse payidar olamaz, az zamanda söner.
    1922

    Türkiye'nin gerçek efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstehak (en çok lâyık) olan köylüdür.. Binaenaleyh, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin iktisadi siyasi aslî gayeyi gözetir.
    1 Mart 1922

    Ferdî mesai ve faaliyeti esas tutmakla beraber mümkün olduğu kadar az bir zaman için de milleti refaha ve memleketi mamuriyete eriştirmek için milletin umumî ve yüksek menfaatlerinin icap ettirdiği işlerde, bilhassa iktisadî sahada devleti fiilen alâkadar etmek mühim esaslarımızdandır.
    1923

    Tarih, milletlerin yükselme ve alçalma sebeplerini ararken birçok siyasî, askerî, içtimaî sebepler bulmakta ve saymaktadır. şüphe yok, bütün bu sebepler içtimaî hâdiseler üzerinde tesir yaparlar. Fakat bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselişiyle, alçalışıyla alâkası olan, münasebetli olan, milletin iktisadiyatıdır. Tarihin ve tecrübelerin tespit ettiği bu hakikat bizim millî hayatımızda ve millî tarihimizde de tamamen belirir. Gerçekten Türk Tarihi tetkik olunursa, bütün yükseliş ve alçalış sebeplerinin bir iktisat meselesinden başka birşey olmadığı anlaşılır.
    1923

    Tarihimizi dolduran bunca muvaffakiyetler, zafer ve mağlûbiyetler, bozgunlar ve felâketler, bunların hepsi vukua geldikleri devirlerdeki iktisadî şartlarımızla münasebetli ve alâkalıdır. Yeni Türkiyemizi lâyık olduğu mertebeye çıkarmak için muhakkak iktisadiyatımıza birinci derecede ehemmiyet vermek mecburiyetindeyiz. Çünkü zamanımız tamamen bir iktisat devresinden başka birşey değildir.
    1937

    Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.
    1937

    Milletimizin kuvvetli seciyesi, sarsılmaz iradesi, ateşli milliyetçiliği, iktisadi muvaffakiyetinden doğacak feyizlerle de lârünüz, altı kaval üstü şişane diye ifade olunabilecek bir kıyafet, ne millîdir ve ne de beynelmileldir. O halde kıyafetsiz bir millet olur mu, arkadaşlar? Böyle nitelendirilmeye razı mısınız, arkadaşlar? Çok kıymetli bir cevheri çamurla sıvayarak dünyaya göstermekte mâna var mıdır? Bu çamurun içinde cevher gizlidir, anlamıyorsunuz, demek doğru mudur? Cevheri gösterebilmek için çamuru atmak elzemdir, tabiîdir. Cevherin muhafazası için bir kap yapmak lâzımsa onu altından veya plâtinden yapmak gerekmez mi? Bu kadar açık gerçek karşısında tereddüt doğru mudur? Bizi tereddüde sevkedenler varsa onların ahmaklık ve kalınkafalığına karar vermekte hâlâ mı tereddüt edeceğiz?
    1925

    Arkadaşlar, Turan kıyafetini araştırıp diriltmenin yeri yoktur. Medenî ve beynelmilel kıyafet, bizim için çok cevherli milletimiz için lâyık bir kıyafettir. Onu giyeceğiz. Ayakta iskarpin veya fotin, bacakta pantolon, yelek, gömlek, kıravat, yakalık, ceket ve elbette bunların tamamlayıcısı olmak üzere başta kenarlıklı serpuş. Bunu açık söylemek isterim: Bu serpuşun ismine şapka denir. Redingot gibi, bonjur gibi, simokin gibi, frak gibi, işte şapkamız!
    1925

    Buna uygun değil, diyenler vardır. Onlara diyeyim ki, çok gafilsiniz ve çok cahilsiniz ve onlara sormak isterim:
    1925

    Yunan serpuşu olan fesi giymek uygun olur da, şapkayı giymek neden olmaz? Ve yine onlara, bütün millete hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel elbisesi olan cübbeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler?
    1925

    Seyahatim esnasında köylerde değil bilhassa kasaba ve şehirlerde kadın arkadaşlarımızın yüzlerini ve gözlerini çok yoğun ve itina ile kapatmakta olduklarını gördüm. Erkek arkadaşlar, bu biraz bizim bencilliğimizin eseridir. Çok iffetli ve dikkatli olduğumuzun gereğidir. Fakat muhterem arkadaşlar, kadınlarımız da bizim gibi kavrayışlı ve düşünür insanlardır. Onlara ahlâka ait kutsal kavramları telkin etmek, millî ahlâkımızı anlatmak ve onların dimağını nur ile, temizlikle donatmak esası üzerinde bulunduktan sonra fazla bencilliğe lüzum kalmaz. Onlar yüzlerini cihana göstersinler. Ve gözleriyle cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur.
    1925

    Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez veya bir peştamal veya buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın mâna ve anlamı nedir? Efendiler, medenî bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu vahşi vaziyete girer mi? Bu hal milleti çok gülünç gösteren bir manzaradır. Derhal düzeltilmesi lâzımdır.
    1925

    Kültür


    Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. Bu sözü burada ayrıca izaha lüzum görmüyorum. Çünkü bu, Türkiye Cumhuriyetinin okullarında birçok vesilelerle eser halinde tesbit edilmiştir.
    1936

    Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden mâna çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekâyı terbiye etmektir.
    1936

    Türkiye Cumhuriyeti çocukları, kültürel insanlardır. Yani hem kendileri kültür sahibidirler, hem de bu özelliği muhitlerine ve bütün Türk milletine yaymakta olduklarına kanidirler.
    1936

    Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Cumhuriyetinin temel dileği olarak temin edeceğiz.
    1932

    Bir millî terbiye programından bahsederken, millî karakter ve tarihimizle mütenasip bir kültür kastediyoruz.
    Temmuz 1924

    şimdiye kadar takibolunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin gerilemesinde en mühim etken olduğu kanaatindeyim. Onun için millî terbiye programından bahsederken eski devrin hurafatından ve yaradılışımızla hiç de münasebetli olmayan yabancı fikirlerden, Doğudan ve Batıdan gelen tesirlerden tamamen uzak millî seciye ve tarihimizle mütenasip bir kültür kastediyorum. Çünkü millî dâvamızın inkişafı ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir. Lâlettayin bir yabancı kültürü şimdiye kadar izlenen yabancı kültürlerin neticelerini tekrar ettirebilir. Kültür zeminle mütenasiptir. O zemin milletin seciyesidir.
    15 Temmuz 1921

    Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, yüksek kültürde ve yüksek fazilette dünya birinciliğini tutmaktır.
    3.8.1932

    Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.
    1923

    Dünyanın bellibaşlı milletlerini esaretten kurtararak, hâkimiyetlerine kavuşturan büyük fikir cereyanları; köhne müesseselere ümit bağlayanların, çürümüş idare usullerinde kurtuluş kuvveti arayanların amansız düşmanıdır.
    1923

    Biz cahil dediğimiz zaman mektepte okumamış olanları kasdetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikatı bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikatı gören hakiki âlimler çıkabilir.
    22.3.1923

    Geçen Kurultaydan bugüne kadar kültürel ve sosyal alanda başardığımız işler Türkiye Cumhuriyetinin millî çehresini kesin çizgilerle ortaya çıkarmıştır.
    1935

    Yeni harfleri, millî tarihi, öz dili, sanatı, ilmi, müziği, teknik kurumlarıyla kadını erkeğe her hakta eşit, modern Türk sosyetesi bu son yılların eseridir.
    1935

    Türk Milleti, ancak varlığını derin ve sağlam kültür sınırlarıyla çizdikten sonradır ki onun yüksek kapasitesi ve fazileti milletlerarasında tanınır. Türk Milletine fıtrî rengini veren bu inkılâplardan herbiri çok geniş tarihi devirlerin öğünebileceği büyük işlerden sayılsa yerindedir.
    1935

    Kültür dediğimiz zaman bir insan cemiyetinin, devlet hayatında fikrî hayatında, iktisat hayatında yapabilecekleri şeylerin muhassalasını (toplamını) kastediyoruz ki, medeniyet de bundan başka bir şey değildir.
    1929

  12. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    aysekorucu (06-10-2007)

  13. #7
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Medeniyet

    Biz her görüş açısından medenî insan olmalıyız. Çok acılar gördük. Bunun sebebi dünyanın vaziyetinin anlamayışımızdır. Fikrimiz, düşüncemiz, tepeden tırnağa kadar medenî olacaktır. şunun bunun sözüne ehemmiyet vermeyeceğiz. Bütün Türk ve ıslâm âlemine bakın; düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve yükselmeye uydurmadıklarından ne büyük felâket ve ıstırap içindedirler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız, en nihayet son felâket çamuruna batışımız bundandır. 5-6 sene içinde kendimizi kurtarmışsak zihniyetlerimizdeki değişmedendir. Artık duramayız. Mutlaka ileri gideceğiz; çünkü mecburuz. Millet açıkça bilmelidir, medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder. ıçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde lâyık olduğumuz yeri bulacak ve onu koruyacak ve yükselteceğiz. Refah, mutluluk ve insanlık bundadır.
    1925

    ınkılâbın temellerini her gün derinleştirmek, desteklemek lâzımdır. Birbirimizi aldatmayalım. Medenî dünya çok ilerdedir. Buna yetişmek, o medeniyet dairesine dahil olmak mecburiyetindeyiz. Bütün boş ve temelsiz sözleri ortadan kaldırmak lâzımdır. şapka giyelim mi, giymeyelim mi gibi sözler mânasızdır. şapka da giyeceğiz, Batının her türlü medenî eserlerini de alacağız. Medenî olmayan insanlar, medenî olanların ayakları altında kalmağa maruzdurlar.
    1925

    Ben, şimdiye kadar millet ve memleket iyiliğine ne gibi hamleler, inkılâplar yapmış isem hep böyle halkımızla temas ederek, onların ilgi ve sevgilerinden gösterdikleri samimiyetten kuvvet ve ilham alarak yaptım. Hedefimiz, gayemiz hep millet ve memleketimizin kurtuluşu, mutluluğu ve gelişmesidir.
    1925

    şimdiye kadar yaptığımız işlerde ve aldığımız kararlarda bizi aldatan ve millet aleyhine neticelenen hiçbir şeyimiz yoktur ve gösterilemez. Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve refahlı kılmaya çalışacağız ve bunu yapmağa mecburuz.
    1925

    şu bilinsin ki, biz yabancılara karşı herhangi hasmane bir his beslemediğimiz gibi, onlarla samimâne münasebetlerde bulunmak arzusundayız. Türkler bütün medenî milletlerin dostlarıdır. Yabancılar memleketimize gelsinler; bize zarar vermemek, hürriyetlerimize güçlükler çıkarmaya çalışmamak şartiyle burada daima iyi kabul göreceklerdir. Maksadımız yeniden yakınlık meydana getirmek, bizi başka milletlere bağlıyan ilgileri arttırmaktır. Memleketler muhteliftir, fakat medeniyet birdir ve bir milletin gelişmesi için de bu yegâne medeniyete iştirak etmesi lâzımdır. Osmanlı ımparatorluğunu çöküşü, Batıya karşı elde ettiği zaferlerden çok mağrur olarak, kendisini Avrupa milletlerine bağlayan ilişkileri kestiği gün başlamıştır. Bu bir hatâ idi, bunu tekrar etmeyeceğiz.
    1923

    Biz, Batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz.

    Medeniyetin ne olduğunu başka başka tarif edenler vardır. Bence medeniyeti harstan ayırmak güçtür ve lüzumsuzdur. Bu noktai nazarımı izah için hars ne demektir tarif edeyim:

    Bir insan cemiyetinin a- Devlet hayatında; b- Fikir hayatında yani ilimde, içtimaiyatta ve güzel sanatlarda; c- ıktisadî hayatta yani ziraatte, sanatta, ticarette, kara, deniz ve hava'ya ait ulaştırma işlerinde yapabildiği şeylerin sonucudur.
    1930

    Bir milletin medeniyeti denildiği zaman hars namı altında saydığımız üç nevi faaliyet sonucundan hariç ve başka bir şey olamıyacağını zannederim. şüphesiz her insan cemiyetinin harsı, yani medeniyet derecesi bir olamaz. Bu farklar, devlet, fikir, iktisadî hayatların her birinde ayrı ayrı göze çarptığı gibi bu fark üçünün sonucu üzerinde de görünür. Mühim olan sonuçlar üzerindeki farktır. Yüksek bir hars, onun sahibi olan millette kalmaz, diğer milletlerde de tesirini gösterir, büyük kıt'alara şamil olur. Belki bu itibarla olacak, bazı milletler yüksek ve şamil harsa medeniyet diyorlar. Avrupa medeniyeti, şimdiki çağ medeniyeti gibi.
    1930

    Zulüm medeniyetle uyuşamaz. ıstidatsızlık taaffa lâyık bir şey olamaz. Çünkü milletler işgal ettikleri arazinin hakikî sahibi olmakla beraber beşeriyetin vekilleri olarak ta o arazide bulunurlar. O arazinin servet kaynaklarından hem kendileri istifade eder ve dolayısiyle bütün beşeriyeti istifade ettirmekle görevlidirler. Bu prensibe göre bundan âciz olan milletler yaşama ve bağımsızlık hakkında lâyık olamamak lâzım gelir.
    1920

    Medeniyetin coşkun seli karşısında mukavemet boşunadır ve o, gafil ve itaatsizler hakkında çok amansızdır. Dağları delen, göklerde uçan, göze görünmeyen zerrelerden yıldızlara kadar herşeyi gören, aydınlatan, tetkik eden medeniyetin kudret ve yüksekliği karşısında ortaçağa ait zihniyetle, iptidaî uydurma hikâyelerle yürümeye çalışan milletler mahvolmağa veya hiç olmazsa esir ve aşağı olmağa mahkûmdurlar. Halbuki Türkiye Cumhuriyeti halkı, yenileşen ve olgun bir kütle olarak ilelebet yaşamağa karar vermiş, esaret zincirlerini ise tarihte görülmemiş kahramanlıklarla parça parça etmiştir.
    1925

    Benim kanaatim o idi ki, ve daima o oldu ki dünyada insan diye yaşamak istiyenler, insan olmak vasıflarını ve kudretini kendilerinde görmelidirler... Bu uğurda her türlü fedakârlığa razı olmalıdırlar. Yoksa hiçbir medenî millet, onları kendi sırasında ve safında görmek istemez.
    1926

    Bilirsiniz ki dünyada her kavmin, varlığı kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve yapacağı medenî eserlerle orantılıdır. Medenî eser vücuda getirmek kabiliyetinden mahrum olan kavimler hürriyet ve bağımsızlıklarından soyunmaya mahkûmdurlar. Medeniyet yolunda yürümek ve muvaffak olmak hayatın şartıdır. Bu yol üzerinde ileri değil, geriye bakmak bilgisizliği ve ihtiyatsızlığı gösterenler, umumî medeniyetin coşkun seli altında boğulmağa mahkûmdurlar.
    1924

    Medeniyet yolunda muvaffakiyet yenileşmeğe bağlıdır. Sosyal hayatta, iktisadî hayatta, ilim ve fen sahasında muvaffak olmak için yegâne olgunlaşma ve ilerleme yolu budur. Hayat ve yaşayışa hâkim olan hükümlerin zaman ile değişme, gelişme ve yenileşmesi zaruridir. Medeniyetin ihtirasları, fennin harikaları, cihanı değişiklikten değişikliğe sürüklediği bir devirde asırlık köhne zihniyetlerle, maziye düşkünlükle mevcudiyetin muhafazası mümkün değildir. Medeniyetten bahsederken şunu da kesinlikle söylemeliyim ki medeniyetin esası, ilerleme ve kuvvetin temeli aile hayatındadır. Bu hayatta fenalık, muhakkak sosyal, iktisadî siyasî acze sebep olur. Aileyi teşkil eden kadın ve erkek unsurlarının tabiî haklarına malik olmaları, aile vazifelerini idareye yetenekli bulunmaları lâzımdır.
    1924

    Bağımsızlığını ve değerini dünyaya tanıtmak özellikleri, liyakatı ve kudreti taşıyan milletleri, medeniyet yolunda da hızlı ve başarılı adımlarla ilerlemek istidatları, kabul olunmak lâzımdır. Gerçi bir toplumun zamanla kökleşmiş örf ve âdetleri, hisleri ve inanışları mühimdir. Bu itibarla, toplumlar, önayak olacak fertler üzerinde, âdeta âmir ve hâkim bir tesir gösterirler. Fakat, yaradılıştaki istidat ve liyakati, gelişme ve yükselmeğe erişmiş milletler; medeniyetin bugünkü gelişmelerinden feyiz ve ilham almış aydın evlâtlarının sevk ve rehberliğiyle, mazide kaçırdıkları fırsatların doğurduğu gecikmeleri, telâfi çaresini bulmakta gecikmezler.
    1928

    Bugünkü Türk milleti, mâzinin en derin medeniyetlerinde kuruculuk iddia eden bu Türk kavminin bugünkü çocukları açık ve sağlam yolu bulmuşlardır.
    1930

    Memleket mutlaka asrî, medenî ve yepyeni olacaktır. Bizim için bu, hayat dâvasıdır. Bütün fedakârlığımızın faydalı bir sonuç vermesi buna bağlıdır. Türkiye, ya yeni fikirle donatılmış, namuslu bir idare olacaktır, veyahut olamıyacaktır. Halk ile çok temasım vardır. O saf kitle, bilmezsiniz, ne kadar yenilik taraftarıdır.
    1923

    Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz. Bütün mesaimiz Türkiye'de asrî, binaenaleyh batılı bir hükûmet vücude getirmektir. Medeniyete girmek arzu edip de, batıya yönelmemiş, millet hangisidir? Bir istikamette yürümek azminde olan ve hareketinin ayağında bağlı zincirlerle güçleştirildiğini gören insan ne yapar? Zincirleri kırar, yürür.
    1923

    Milli Eğitim


    En mühim ve feyizli vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lâzımdır. Bir milletin hakikî kurtuluşu ancak bu suretle olur.
    1922

    ılim ve teknikle ilgili teşebbüslerin faaliyet merkezi mekteptir. Bu sebeple lâzımdır... Mektep adını hep beraber hürmetle, saygıyla analım: Mektep genç beyinlere, insanlığa hürmeti, millet ve memlekete sevgiyi, şerefi bağımsızlığı öğretir... Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için izlenmesi uygun olan en doğru yolu belletir... Memleket ve milleti kurtarmağa çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer çalışkan bilgin olmaları lâzımdır. Bunu temin eden mekteptir. Ancak bu şekilde her türlü teşebbüslerin mantıkî neticelere erişmesi mümkün olur.
    1922

    Milletimizin siyasî, toplumsal hayatında, milletimizin fikrî terbiyesinde rehberimiz ilim ve teknik olacaktır. Mektep sayesinde, mektebin vereceği ilim ve teknik sayesindedir ki Türk milleti, Türk sanatı, ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı, bütün güzelliğiyle gelişir.
    1922

    Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin istikbalinin yoğuran kültür ordusu. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir, verimlidir, saygıdeğerdir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha kıymetlidir, hangisi diğerine üstün tutulur? şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz, bu iki ordunun ikisi de hayatîdir.
    1923

    Yalnız siz, kültür ordusu mensupları, sizleri bağlı olduğunuz ordunun kıymet ve kutsiyetini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya niçin öldürüp niçin öldüğünü öğreten bir ordunun fertlerisiniz.
    1923

    Bir millet kültür ordusuna malik olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin o zaferlerin sürekli neticeler vermesi ancak kültür ordusunun varlığına bağlıdır. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun verimli sonuçları kaybolur.
    1923

    Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet adını almak istidadını kazanmamıştır. Ona alelâde bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır.
    1925

    Memleketi ilim, kültür, iktisat ve bayındırlık sahasında da yükseltmek, milletimizin her hususta pek verimli olan kabiliyetlerini geliştirmek, gelecek nesillere sağlam, değişmez ve olumlu bir karakter vermek lâzımdır. Bu kutsal amaçları elde etmek için savaşan aydın kuvvetlerin arasında öğretmenler en mühim ve nazik yeri almaktadırlar.
    1923

    Mekteplerde öğretim vazifesinin itimada şayan ellere teslimini, memleket evlâdının, o vazifeyi kendine hem bir meslek, hem bir ülkü sayacak, üstün ve saygıdeğer öğretmenler tarafından yetiştirilmesini temin için öğretmenlik, diğer serbest ve yüksek meslekler gibi, derece derece ilerlemeye ve her halde refah teminine müsait bir meslek haline konulmalıdır. Dünyanın her tarafında öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygıdeğer unsurlarıdır.
    1923

    Yeni nesil, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.
    1924

    Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.
    1924

    ılk ve orta öğretim mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve tekniği versin, fakat o kadar pratik bir tarzda versin ki çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmağa mahkûm olmadığına emin olun.
    1931

    Eğitimdir ki, bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır, veya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terkeder.
    1925

    Çocuklarımıza ve gençlerimize vereceğimiz tahsilin hududu ne olursa olsun, onlara esaslı olarak şunları öğreteceğiz: 1- Milliyetine, 2- Türkiye Devletine, 3- Türkiye Büyük Millet Meclisine; düşman olanlarla mücadele lüzumu. Fertleri bu mücadele gerekleri ve vasıtalariyle donanmayan milletler için yaşama hakkı yoktur. Mücadele, mücadele lâzımdır.
    1922

    Gelecek için hazırlanan vatan evlâdına, hiçbir güçlük karşısında başeğmeyerek tam sabır ve dayanma ile çalışmalarını ve öğrenimdeki çocuklarımızın anne ve babalarına yavrularının tahsillerinin tamamlanması için her fedakârlığı göze almaktan çekinmemelerini tavsiye ederim.
    1921

    Büyük tehlikeler önünde uyanan milletlerin ne kadar kararlı olduklarını tarih doğrulamaktadır. Silâhiyle olduğu gibi kafasıyla da mücadele mecburiyetinde olan milletimizin, birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur.
    1921

    Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa varlığı ile, hakkı ile, birliği ile çelişen bütün yabancı unsurlarla mücadele lüzumu ve millî düşünceleri tam bir imanla her mukabil fikre karşı şiddetle ve fedakârâne müdafaa zorunluluğu aşılanmalıdır. Yeni neslin bütün ruhsal kuvvetlerine bu özellik ve kabiliyetin zerki mühimdir. Daimî ve müthiş bir savaş şeklinde beliren milletler hayatının felsefesi, bağımsız ve mesut kalmak isteyen her millet için bu yüksek özellikleri şiddetle istemektedir.
    192

  14. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    aysekorucu (06-10-2007)

  15. #8
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Milli Egemenlik

    Egemenlik, hiçbir mâna, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve işarette ortaklık kabul etmez.
    1922

    Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması ancak ve ancak tam ve kat'î mânasiyle millî egemenliğin kurulmuş bulunmasına bağlıdır. Bundan ötürü hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası millî egemenliktir. Toplumumuzda, devletimizde hürriyet sonsuzdur. Ancak onun hududu, onu sonsuz yapan esasın korunmasıyla mevcut ve çevrilidir.
    1923

    Bir insan, belki kendi arzusiyle şahsî hürriyetini yok etmek ister, fakat bu teşebbüs koca bir milletin hayatına ve hürriyetine zarar verecekse, muazzam ve şerefle dolu bir millet hayatı, bu yüzden sönecekse ve o milletin çocukları ve torunları bu yüzden yok olacaksa bu teşebbüsler hiçbir vakit meşru ve kabule değer olamaz. Ve hele böyle bir hareket hiçbir vakit hürriyet namına müsamaha ile telâkki edilemez.
    1923

    Hiç şüphe yok, devletimizin ebedi müddet yaşaması için, memleketimizin kuvvetlenmesi için, milletimizin refah ve mutluluğu için hayatımız, namusumuz, şerefimiz, geleceğimiz için ve bütün kutsal kavramlarımız ve nihayet her şeyimiz için mutlaka en kıskanç hislerimizle, bütün uyanıklığımızla ve bütün kuvvetimizle millî egemenliğimizi muhafaza ve müdafaa edeceğiz.
    1923

    Millî emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin bileşkesinden ibarettir.
    1923

    Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.
    1923

    Kuvvet birdir ve o milletindir.
    1937

    Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmağa mahkûmdurlar.
    1929

    Bir millet, varlığı ve hukuku için bütün kuvvetiyle, bütün fikri ve maddî güçleriyle alâkadar olmazsa, bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse şunun, bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz. Millî hayatımız, tarihimiz ve son devirde idare tarzımız, buna pek güzel delildir. Bu sebeple teşkilâtımızda millî güçlerin etken ve millî iradenin hâkim olması esası kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Millî egemenlik...
    1920

    Dünyanın belli başlı milletlerini esaretten kurtarmak için egemenliklerine kavuşturan büyük fikir akımları, köhne müesseselere ümit bağlayanların, çürümüş idare usullerinde kurtuluş kuvveti arayanların amansız düşmanıdır.
    1923

    Arkadaşlar! Türkiye devletinde ve Türkiye devletini kuran Türkiye halkında tacidar yoktur, diktatör yoktur! Tacidar yoktur ve olmayacaktır. Çünkü olamaz.
    1923

    Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdani ve mevcudiyetidir.
    1923

    Egemenliğine doğrudan doğruya sahip olmanın kıymetini pek iyi anlayan ve pek iyi bilen millet, bu mukaddes egemenliğine karşı başgösterecek her tehlikeyi kahredecektir.
    1923

    Millî egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.
    1923

    Kendilerine bir milletin tahili bırakılan adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak yine milletin hakikî ve elde edilmesi mümkün menfaatleri yolunda kullanmakla görevli olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar. Bu adamlar düşünmelidirler ki, bir memleketi zabt ve işgal etmek o memleketin sahiplerine hâkim olmak için kâfi değildir. Bir milletin ruhu zabtolunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça, o millete hâkim olmanın imkânı yoktur. Halbuki asırların getirdiği bir millî ruha, hiçbir kuvvet mukavemet edemez.
    1924

    Mahkûm olmak istemeyen bir milleti, esareti altında tutmağa gücü yetecek kadar kuvvetli müstebitler artık dünya yüzünde kalmamıştır.
    1924

    Büyük Millet Meclisi Türk milletinin asırlar süren aramalarının özeti ve onun bizzat kendisini idare etmek şuurunun canlı bir timsalidir.
    1923

    Türk milleti mukadderatını Büyük Millet Meclisinin kifayetli ve vatanperver eline tevdi ettiği günden itibaren karanlıkları sıyırıp kaldırmış ve ümitle istikbale yönelmiştir.
    1923

    Yeni Türkiye Hükümetinin öz cevheri millî hâkimiyettir. Milletin kayıtsız ve şartsız hâkimiyetidir.
    1923

    Gerek askerlik, gerekse siyaset hayatımın bütün devir ve safhalarını dolduran mücadelelerimde daima hareket düsturum millî iradeye dayanarak milletin, vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur.
    1920

    Milliyetçilik

    Türk milletinin kuruluşunda etkili olduğu görülen tabiî gerçekler şunlardır: a) Siyasî varlıkta birlik. B) Dil birliği. C) Yurt birliği. D) Irk ve menşe birliği. E) Tarihî karabet. F) Ahlâkî karabet.
    1930

    Türk milletinin teşekkülünde mevcut olan bu şartlar diğer milletlerde hepsi birden yok gibidir. Daha umumî bir tarif yapabilmek için diyelim ki; bir topluma millet diyebilmek için bu şartlar, aynı zamanda bütün olarak veya kısmen, bir arada bulunmak lâzımdır. Bütün milletler tamamen aynı şartlar altında teşekkül etmemiş olduklarına göre Türk milletinde yaptığımız gibi, diğer her millet ayrı olarak mütalâa edilmedikçe, milliyet fikrini umumî ve ilmî olarak tarif etmek güçtür.
    1930

    Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve beynelmilel temas ve münasebetlerde, bütün muasır milletlere muvazi ve onlarla bir ahenkte yürümekle beraber, Türk içtimaî heyetinin hususî seciyelerini ve başlı başına müstakil hüviyetini mahfuz tutmaktır.
    1930

    Memleketin, fikrî ve ekonomik gelişmede, yüksek ilerleme sahası olmasına çalışmak, idealimizdir. Fakat bu gelişmenin, medenî ve millî sınırlar haricinde cereyan almasını prensiplerimize uygun bulamayız.
    1929

    Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.
    1930

    Milliyetin çok bariz vasıflarından biri dildir. Türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz.
    1930

    Türk milleti, millî hissi; dinî hisle değil, fakat insanî hisle yanyana düşünmekten zevk alır. Vicdanında millî hissin yanında, insanî hissin şerefli yerini daima muhafaza etmekle övünür. Çünkü Türk milleti bilir ki, bugün medeniyetin yolunda bağımsız ve fakat kendileriyle paralel yürüdüğü umum medenî milletlerle karşılıklı insanî ve medenî münasebet, elbette gelişmemize devam için lâzımdır ve yine malûmdur ki; Türk milleti, her medenî millet gibi, mazinin bütün devirlerinde keşifleriyle, yeni buluşlariyle medeniyet âlemine hizmet etmiş insanların, milletlerin kıymetini takdir ve hâtıralarını hürmetle muhafaza eder. Türk milleti, insaniyet âleminin samimî bir alisedir.
    1930

    Türklerin vatan sevgisiyle dolu olan göğüsleri düşmanların melun ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir.
    1921

    Gerektiği zaman vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük istikbale lâyık ve namzet olan bir millettir.
    1927

    Yurt toprağı! Sana herşey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk milletini ebedî hayatta yaşatmak için feyizli kalacaksın. Türk toprağı! Sen, seni seven Türk milletinin mezarı değilsin. Türk milleti için yaratıcılığını göster.
    1930

    Millet için ve milletçe yapılan işlerin hâtırası her türlü hâtıraların üstünde tutulmazsa millî tarih mefhumunun kıymetini takdir etmek mümkün olamaz.
    1931

    Millî seciyeyi derin tarihimizin ilham ettiği yüksek derecelere çıkarmak heyecanla takip ettiğimiz büyük emellerimizdendir.
    1931

    Ne mutlu Türküm diyene
    1933

    Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir.
    1920

    Bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.
    1920

    Bir milletin ruhu zaptolunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça o millete hâkim olmanın imkânı yoktur. Halbuki asırların yarattığı millî bir ruha, kuvvetli ve daimi bir millî iradeye hiçbir kuvvet karşı koyamaz.
    1.9.1924

    Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden evvel Türkiye'nin istikbaline, kendi benliğine, millî an'anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.
    1922

    Milletin varlığını devam ettirmek için fertleri arasında düşündüğü müşterek bağ, asırlardan beri gelen şekil ve mahiyetini değiştirmiş, yani millet, dinî ve mezhebî bağlar yerine Türk milliyeti bağı ile fertlerini toplamıştır.
    Kasım 1925

    Bir fert için olduğu gibi, millet için de kudret ve kabiliyetini fiilî eseriyle gösterip ispat etmedikçe, itibar ve ehemmiyet beklemek beyhudedir. Kudret ve kabiliyetten mahrum olanlara iltifat olunmaz. ınsanlık, adalet, mürüvet icaplarını, bütün bu vasıfları haiz olduğunu gösterenler talep edebilir.

    Esas kıymeti kendine veren ve mensup olduğu millet ve memleketi ancak şahsiyeti ile kaim gören adamlar, milletlerinin saadetine hizmet etmiş sayılmazlar. Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler, milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkânlarına nail ederler. Kendi gidince ilerleme ve hareket durur zannetmek bir gaflettir.
    17 Mart 1937

    Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür.
    Ekim 1933

    Başarılarda gururu yenmek, felâketlerde ümitsizliğe karşı gelmek lâzımdır.
    1930

    Türk... Öğün, çalış, güven.

    Tarihi, vukuat, hâdisat ve müşahadat hep insanlar ve milletler arasında, hep milletin hâkim olduğunu göstermiştir. Milliyet prensibi aleyhindeki büyük mikyasta fiilî tecrübelere rağmen, yine milliyet hissinin öldürülemediği ve gene kuvvetle yaşadığı görülmektedir. Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkâr edemez.
    Temmuz 1919

    (Türk) Tarih tezi olgunlaştı. Onun üzerinde yürümek, durmadan çalışmak lâzımdır. Bazı imansızlar olabilir. Bunlar yol kesenlere benzeyebilir, aldırmayınız.
    1938

    Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
    1924

    Milletimiz, kuvvetli karakter, sarsılmaz sistem, ateşli milliyetçilik, iktisadî muvaffakiyetlerden doğup çoğalacak imkânlarla da kuvvetlendirilmelidir.
    1924

    Milletin toplumsal düzen ve sükûnu, hal ve istikbalde refahı, saadeti, selâmeti ve masumiyeti, medeniyette ilerleme ve yükselmesi için insanlardan, her hususta alâka, gayret, nefsin feragatini ve icabettiği zaman seve seve nefsinin fedasını talep eden, millî ahlâktır. Mükemmel bir millette, millî ahlâkiyet icapları, o millet fertleri tarafından âdeta muhakeme edilmeksizin vicdanî, hissî bir şevkle yapılır. En büyük millî heyecan işte budur.

    Millî ahlâkımız, medenî esaslarla ve hür fikirlerle beslenmeli ve takviye olunmalıdır. Bu çok mühimdir; bilhassa dikkatinizi çekerim. Tehdit esasına dayanan ahlâk, bir fazilet olmadıktan başka itimada da lâyık değildir.
    1924

    Türk milleti kurtuluş savaşından beri, hattâ bu savaşa atılırken bile mahkûm milletlerin hürriyet ve bağımsızlık dâvalariyle ilgilenmeyi, o dâvalara yardım etmeyi benimsemiştir. Böyle olunca kendi soydaşlarının hürriyet ve bağımsızlıklarına kayıtsız davranması elbette uygun görülemez. Fakat milliyet dâvası şuursuz ve ölçüsüz bir dâva şeklinde mütalâa ve müdafaa edilmemelidir. Milliyet dâvası siyasî bir mücadele konusu olmadan önce şuurlu bir ülkü meselesidir. şuurlu ülkü demek, müsbet ilme, ilmî usullere dayandırılmış bir hedef ve gaye demektir. O halde propagandalarda müsbet usullere müracaat etmek şarttır. Hareketlerin imkân sınırları ve sıraları mutlaka hesaba katılmalıdır. Türkiye dışında kalmış olan Türkler, ilkin kültür meseleleriyle ilgilenmelidirler. Nitekim biz Türklük dâvasını böyle bir müsbet ölçüde ele almış bulunuyoruz. Büyük Türk tarihine, Türk dilinin kaynaklarına, zengin lehçelerine, eski Türk eserlerine önem veriyoruz. Baykal ötesindeki Yakut Türklerinin dil ve kültürlerini bile ihmal etmiyoruz.

  16. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    aysekorucu (06-10-2007)

  17. #9
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Ordu

    Ordu, Türk ordusu. ışte bütün milletin göğsünü itimat, gurur duygularıyla kabartan şanlı ad.
    1937

    Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir.
    1937

    Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek için sarf etmekte olduğumuz sistemli çalışmaların, yenilmesi imkânsız teminatıdır.
    1937

    Büyük milli disiplin okulu olan ordunun; ekonomik, kültürel, sosyal savaşlarımızda bize aynı zamanda en lüzumlu elemanları da yetiştiren büyük bir okul haline getirilmesine, ayrıca itina ve himmet edileceğine şüphem yoktur.
    1937

    Islah olunacak şeyler iktisat ve maariftir. Bu sayede memleket imar edilecek, millet refah sahibi olacaktır. Hiçbir millet ve memlekete karşı tecavüz fikri beslemeyiz. Fakat varlığımızı ve istiklâlimizi korumak için, emniyet içinde çalışarak müreffeh ve mesut olmasını temin için her vakit memleket ve milletimizi müdafaaya gücü yeten bir orduya sahip olmak da emelimizidir.
    10.12.1922

    Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ordusu, istilâlar yapmak veya saltanatlar kurmak için şunun, bunun elinde ihtiras aleti olmaktan münezzehtir. ınsanca ve müstakil yaşamaktan başka gayesi olmayan milletin aynı ideale bağlı ve yalnız onun emrine tabi ve sadık öz evlâtlarından mürekkep muhterem ve kuvvetli bir heyettir.
    1930

    Kumandanlık vazife ve mesuliyeti yüklenecek kadar omuzlarında ve dimağında kuvvet bulamayanların feci âkıbetlerle karşılaşması mukadderdir.
    16.8.1930

    Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça harp bir cinayettir.
    1924

    En yüksek askerlik budur: Muhtelif ihtimalleri çok iyi hesap etmeli, en iyi görüneni cüret ve katiyetle tatbik etmelidir.
    1924

    Benim için ordumuzun kıymetini ifade ölçü şudur: Türk Ordusunun bir kıtası, muadilini behemahal mağlup eder, iki mislini durdurur ve tespit eder.
    25.2.1924

    Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle, yapılacak taaruz, hiç taaruz etmemekten daha fenadır.

    Arkadaşlar, milletimizi yabancıların ellerinde köle olmuş görmemek için giriştiğimiz bu muharebe de Sakarya Zaferi gibi adı daima anılacak yeni ve büyük bir zafer kazandınız. Benim gibi ömrünü senelerden beri saflarınız yanında geçirmiş olan bir silah arkadaşınız; ezilmiş, kahredilmiş düşmanın çekilişinden sonra hakkınızda duyduğumuz takdir ve hayreti, minnet ve şükranı ordunun her ferdi ve memleketin her tarafında duyulacak kadar yüksek sesle söylemeye lüzum gördüm.
    1925

    Sakarya boyunda biz bütün memleket, bütün varlığımız ve istiklâlimiz pahasına denecek kadar ehemmiyetli büyük bir muharebeye giriştik. 21 gün, 21 gece bir milletin istilâ ve yağma fikri birbiriyle boğuştu.
    1925

    Mazlum milletimizi tarihin en tehlikeli bir zamanında yeniden ışığa ve necata kavuşturan bu muharebede sizin başkumandanınız olmaktan dolayı bir insan kalbi için mukadder olabilecek en derin saadet ve iftiharı duydum. Dünyanın hiçbir tarafında ve ordusunda yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rasgelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Hayatınla, imanınla, itaatinle, hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi pâk kalbinle düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet ve şükranımı söylemeyi nefsime en aziz bir borç bilirim.
    1925

    Sizin gibi kumandanları, subayları ve erleri olan bir millet için yâd elleri altında köle olmak mümkün değildir.
    1925

    Bu defa Büyük Millet Meclisi'nin, hakkımda yeni bir rütbe ve unvanıyla tecelli eden iltifat ve teveccühü doğrudan doğruya size râcidir. Milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordu, en ulu bir gazâ ile mümtaz olan yeni bir ordudur. Sizin kahramanlığınızla sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakârlık pahasına kazanılan büyük muvaffakiyetin millet tarafından takdirine delâlet eden bu rütbe ve unvanı, ancak izafe ederek büyük askerlik hayatımın en büyük iftihar sermayesi olarak taşıyacağım. Cenabı Hak, giriştiğimiz kurtuluş mücadelesinde şerefli silah arkadaşlarıma kendilerini temyiz eden asaletin, civanmertliğin, kahramanlığın hakkı olan kati kurtuluşu nasip etsin.
    1925

    Size Bombasırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperlerimiz arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak... Birinci siperlerdekiler hiçbiri kurtulamamacasına tamamen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar gıptaşayan bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur bile göstermiyor, sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kur'anı Kerim, Cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, Kelime-i şahadet çekerek yürüyorlar. Bu Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.
    1925

    Millet, kemal-i azimle içtimai ve fikrî tekâmülle çalışırken onu bundan alıkoyacak dahilî ve haricî maniaların karşısında kuvvetli, kudretli ve büyük görevini müdrik kahraman ordumuzun hazır bulunduğunu düşünerek müsterih olabilir.
    14 T. Evvel 1925

    Memleketin genel hayatında orduyu siyasetten tecrit etmek ilkesi, Cumhuriyetin daima söz ettiği bir esas noktadır. şimdiye kadar takip olunan bu yolda, Cumhuriyet orduları, vatanın emin ve metin hâmisi olarak hürmet ve kuvvet mevkiinde kalmışlardır.
    1 Mart 1924

    Siyaset ve Barış

    Milletimizin, güçlü, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesi için, devletin tamamen milli bir siyaset izlemesi ve bu siyasetin, iç kuruluşlarımıza tamamen uygun ve dayalı olması lâzımdır. Millî siyaset dediğim zaman, kastettiğim mâna ve anlam şudur: Millî sınırlarımız içinde, her şeyden evvel kendi kuvvetimize dayanıp varlığımızı koruyarak millet ve memleketin gerçek mutluluğuna ve bayındırlığına çalışmak... Genel olarak erişilemeyecek hayalî emeller peşinde milleti uğraştırmamak ve zarara sokmamak... Medenî dünyadan, medenî ve insanî davranış ve karşılıklı dostluk beklemektir.
    1920

    Dış siyaset bir toplumun iç kuruluşu ile sıkı şekilde ilgilidir. Çünkü iç kuruluşa dayanmıyan dış siyasetler daima mahkûm kalırlar. Bir toplumun iç kuruluşu ne kadar kuvvetli, sağlam olursa, dış siyaseti de o nisbette güçlü ve dayanıklı olur.
    1923

    Dış siyaset, iç kuruluş ve iç siyasete dayandırılmak zaruretindedir, yani iç kuruluşun tahammül edemeyeceği genişlikte olmamalıdır. Yoksa hayalî dış siyasetler peşinde dolaşanlar, dayanak noktalarını kendiliğinden kaybederler.
    1923

    Türkiye'nin güvenliğini gaye tutan, hiçbir milletin aleyhinde olmayan bir barış istikameti bizim daima prensibimiz olacaktır.
    1931

    Türk Cumhuriyetinin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta barış, dünyada barış gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve ilerlemesinden en esaslı etken olsa gerektir. Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş olmak bizim için övünülecek bir harekettir.
    1933

    Yurtta barış, dünyada barış için çalışıyoruz.
    1931

    Barış yolunda nereden bir çağrı geliyorsa, Türkiye onu gönülden karşıladı ve yardımlarını esirgemedi.
    1937

    Biz, milletlerarası münasebetlerde karşılıklı emniyet ve riayeti hedef tutan açık ve samimi politikanın en ateşli taraftarıyız. Hassasiyetimiz, bu yolda kendisini gösteren hazırlıklara ve uğraşmalara karşı, bunların bizim için de fiilî ve hakiki bir güven vücuda getirip getiremeyeceği noktasındadır.
    1926

    Dış işlerinde dürüst ve açık olan siyasetimiz bilhassa barış fikrine dayalıdır. Beynelmilel herhangi bir meselemizi barış vasıtalarıyla çözümlemeyi aramak bizim menfaat ve anlayışımıza uyan bir yoldur. Bu yol dışında bir teklif karşısında kalmamak içindir ki, güvenlik prensibine onun vasıtalarına çok ehemmiyet veriyoruz.
    1929

    Barış, milletleri refah ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur. Fakat bu kavram bir defa ele geçirilince daimî bir dikkat ve itina ve her milletin ayrı ayrı hazırlığını ister.
    1938

    Bizim kanaatimizce beynelmilel siyasî güvenliğin gelişmesi için, ilk ve en mühim şart, milletlerin hiç olmazsa barışı koruma fikrinde, samimî olarak birleşmesidir.
    1932

    şuna da inanıyorum ki, eğer devamlı barış isteniyorsa, kütlelerin vaziyetlerini iyileştirecek beynelmilel tedbirler alınmalıdır. ınsanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları, kıskançlık, aç gözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmelidir.
    1935

    Askerî hareket, siyasî faaliyetin ümitsiz olduğu noktada başar. Ümidin güven verici bir şekilde geri gelmesi orduların hareketinden daha hızlı, hedeflere varışı temin edebilir.
    1922

    Bu sözler, Fransız Büyük Elçisine sohbet esnasında söylenmiştir:

    Ben toprak büyütme dileklisi değilim; barış bozma alışkanlığım yoktur; ancak antlaşmaya dayanan hakkımızın isteyicisiyim. Onu almasam, edemem. Büyük Meclisin kürsüsünden milletime söz verdim: Hatay'ı alacağım... Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem onun huzuruna çıkamam, yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, yenilemem; yenilirsem bir dakika yaşayamam. Bunu bilerek ve sözümü mutlaka yerine getireceğimi düşünerek benim dostluğumu lûtfen bildiriniz ve doğrulayınız, ekselâns Ambasadör...
    1937

  18. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    aysekorucu (06-10-2007)

  19. #10
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Millî Mücadele

    Millî mücadelenin maksat ve gayesi tam istiklâlini ve kayıtsız-şartsız egemenliğini sağlamak ve sürdürmektir. Millet, dış istiklâlini kazanmak için, lâzım gelen hattı hareketini misakı millî ile ifa etmiştir. Millî hakimiyetini elde edebilmek için, takibi lâzım gelen hareket hattını da Teşkilâtı Esasiye Kanunu ile tesbit etmiştir.
    1923

    Esas Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlık edinilmesiyle sağlanabilir. Ne kadar zengin ve bayındır olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir millet, uygar insanlık karşısında uşak olmak durumunda yüksek bir işlem için değer taşıyamaz. Yabancı bir devletin koruma ve esirgemesini benimsemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçyetmezliği ve uyuşukluğu benimsemekten başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağılığa düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı getirmeleri asla düşünülemez.
    1920

    Oysa, Türk'ün haysiyet ve kendine inanı ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!
    1920

    Dolayısıyla ya istiklâl ya ölüm!
    1920

    Biz haklarımızı ve bağımsızlığımızı savunmak için giriştiğimiz çarpışmanın kutsallığı düşüncesinde ve hiçbir gücün bir milleti yaşamak hakkından yoksun kılınmayacağı inancındayım.
    1920

    Memleketin ellide biri değil, her tarafı tahribedilse, her tarafı ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız.
    1920

    Ben, 1919 senesi mayıs içinde Samsun'a çıktığım gün elimde, maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk Milleti'nin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. ışte ben bu millî kuvvete, bu Türk Milleti'ne güvenerek işe başladım.
    1937

    Ben, Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu âdeta gözlerimle görüyordum.
    1937

    Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım. O, esaret ve aşağılığı kabul etmez.
    1919

    Ben ve benim gibi birçok vatandaşlar, kardeşler, milletin asıl vatanı, ümitsiz felâkete düştüğü zaman görevli oldukları, vicdanen, namusen, haysiyeten yükümlü bulundukları vazifeyi yapmak mevkiinde kaldılar. Bunu elbette yapacaklardır. Yapmaları mecburi idi, vicdani idi, insani idi, millî namus gereği idi. Ben bu mukaddes esasların dışında hareket edebilir mi idim? Efendiler; elbette edemezdim. Türk Milleti'nin hakiki hiçbir ferdi bu gereklerin haricinde hareket edemezdi. Ben elbette bu elim manzara karşısında vicdanımın emirlerine muhalif, millî namusumuza aykırı hareket edemezdim.
    1925

    Bağımsızlık gayesinin elde edilişine kadar, tamamiyle milletle birlikte, fedakârane çalışacağıma mukaddesatım namına yemin ettim. Artık benim için Anadolu'dan hiçbir yere gitmemek katidir.
    1919

    Millî irade kendi istikametinde bir nehir gibi coşup taşacaktır. Mücadeleyi her noktasından düşünerek uyanış ve coşkunluk hasıl olmuştur. Sadece dayanıklı olmak ve vazifede kusur etmemek temel şarttır.
    1919

    Millî dava ancak bu inan, bu irade ve azimle gerçekleştirilecektir. Yaşaması ve muzaffer olması gereken değersiz şahıslarımız değil, millî kurtuluşu temin edecek olan fikirlerdir.
    1919

    Aziz ve mübarek vatanımızı kurtarmak için bütün aydınların, herkesin hazır olması lâzımdır. ıstanbul'a gitmeyeceğiz. Anadolu, en büyük hazinedir. Vatanın sinesinde kurtuluş çarelerini beraberce ölünceye kadar aramaya, temin etmeye çalışacağız.
    1919

    Bazı arkadaşların yoksulluk içinde bu büyük dâvanın başarılamayacağını zannederek, memleketlerine dönmek arzusunda olduklarını duydum. Arkadaşlar! Ben sizleri bu millî dâvaya silâh zoruyla davet etmedim, görüyorsunuz ki sizi burada tutmak için de silâhım yoktur. Dilediğiniz gibi memleketlerinize dönebilirsiniz. Fakat şunu biliniz ki, bütün arkadaşlarım beni yalnız bırakıp gitseler, ben bu Meclis-i Âli'de tek başıma kalsam da, mücadeleye ahdettim. Düşman adım adım her tarafı işgal ederek Ankara'ya kadar gelecek olursa, ben bir elime silâhımı, bir elime de Türk bayrağını alıp Elma Dağı'na çıkacağım. Burada tek başıma son kurşunuma kadar düşmanla çarpışacağım. Sonra da bu mukaddes bayrağı göğsüme sarıp şehit olacağım. Bu bayrak kanımı sindire sindire emerken, ben de milletim uğruna hayata veda edeceğim. Huzurunuzda buna and içiyorum.
    1920

    Millî müdafaamızı; düşmanların bayrakları, babalarımızın ocakları üstünden çekilinceye kadar terkedemeyiz. ıstanbul mabedleri etrafında düşman askerleri gezdikçe, öz vatan toprakları üstünden yabancı adamların ayakları çekilmedikçe biz mücadelemize devam etmeye mecburuz. Kendi hükûmetimizin idaresi altında bedbaht ve fakir yaşamak, yabancı esareti bahasına nail olacağımız huzur ve mutluluktan bin kere üstündür.
    1920

    Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da taksimini teminle uğraşılmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükûmet, bunlar hepsi anlamı kalmamış birtakım mânasız sözlerden ibarettir. O halde ciddi ve hakiki karar ne olabilirdi?
    1927

    Bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da millî egemenliğe dayanan, kayıtsız ve şartsız müstakil yeni bir Türk Devleti tesis etmek!
    1927

    ışte, daha ıstanbul'dan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar, bu karar olmuştur.
    1927

    Harcici siyasetimizde başka bir devletin hukukuna tecavüz yoktur. Ancak, hakkımızı, hayatımızı, memleketimizi, namusumuzu müdafaa ediyoruz ve edeceğiz. şimdiki medeniyetin devletler arası münasebetlerde ortaya attığı ve en yüce, temiz emel ve düşüncelerin bir özeti demek olan "her milletin kendi mukadderatına kendisinin hâkim olması" hakkını biz yeryüzünde yaşayan milletlerin hepsi için tanıyoruz, bizim de bu hakkımızın kayıtsız şartsız talebimizi tanımamak yüzünden akan ve akacak olan kanların mesuliyeti şüphesiz sebep olanlara aittir. Bizi, millî davamızı takipten yıldıracak hiçbir vasıta, hiçbir kuvvet düşünülmüş değildir. Millî davamız, bizim hayatımızdır. Hayatına suikast edilen en zayıf yaratıkların bile bu isteğe karşı isyan ve nefretle son nefese kadar kendisini müdaafaya çalışmasından daha tabii bir şey yoktur.
    1921

    Bizi imha etmek görüşü karşısında mevcudiyetimizi silahla muhafaza ve müdafaa etmek pek tabiîdir. Bundan daha tabiî ve daha meşru bir hareket olamaz.
    1921

    Düşmanın mükemmel ve kuvvetli ordularını mağlup etmek için kendimizde bulduğumuz kuvvet ve kudret, dâvamızın meşruluğundandır. Gerçekten, biz millî hududumuz dahilinde hür ve müstakil yaşamaktan başka bir şey istemiyoruz. Biz Avrupa'nın diğer milletlerinden esirgenmeyen, haklarımıza tecavüz edilmemesini istiyoruz.
    1921

    Biz bir amaç takibediyoruz. Bu amacımız öteden beri muhtelif vesilelerle ifade edilmiştir. Ben şimdi de onu tekrar ediyorum: Milletin, devletin bağımsızlığını muhafaza etmek. Bunun içinde namus ve şeref tamamen yer alacaktır. Müstakil olarak milletimizin muayyen hudutlar dâhilindeki tamamiyetini muhafaza etmektir. Bunun için muharebe ediyoruz. Efendiler; memleketimizin ellide biri değil, her tarafı tahribedilse, her tarafı ateşler içinde bırakılsa, biz bu topraklar üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız. Bundan dolayı iki karış yer işgal edilmiş, üç beş köy tahrip edilmiş diye burada feryada lüzum yoktur. Ben size açık söyliyeyim; efendiler bazı yerler işgal edilmiştir bunun üç misli daha işgal edilmiş olunabilir. Fakat bu işgal hiçbir vakitte bizim imanımızı sarsmayacaktır.
    1920

    Millî mücadeleyi yapan, doğrudan doğruya milletin kendisidir, milletin evlâtlarıdır. Millet, analarıyla, babalarıyla, hemşireleriyle mücadeleyi kendisine ülkü edindi. Millî mücadelede şahsî hırs değil, millî ülkü, milli izzetinefis hakiki etken olmuştur.
    1925

    Ben, memleket ve milleti düştüğü felâketten çıkarabileceğim inancıyla Anadolu'ya geçtiğim ve amacın gerektirdiği teşebbüslere giriştiğim zaman cebimde, emrimde beş para olmadığını söyleyebilirim. Fakat parasızlık benim milletle beraber atmaya muvaffak olduğum hedefe yönelmiş adımları durdurmaya değil, zerre kadar azaltmaya dahi sebep teşkil edememiştir. Yürüdük, muvaffak olduk, yürüdükçe, muvaffak oldukça maddi güçlükler kendiliğinden ortadan kalktı.
    1926

    Türk Milleti, kendisi için, kendi geleceği ve kurtuluşu için çalışan müteşebbisleri, heyetleri güçlükler karşısında bırakmayacak kadar yüksek vatanseverlik ve yüksek şeref hisleriyle donanmıştır.
    1926

    Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her cüzütamı, bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük, büyük her cüzütam ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki cüzütamın çekilmeye mecbur olduğunu gören cüzütamlar, ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur.
    Nisan 1922

    Vatan mutlaka selâmet bulacak, millet mutlaka mutlu olacaktır. Çünkü kendi selâmetini, kendi saadetini memleketin ve milletin saadeti ve selâmeti için feda edebilen vatan evlâtları çoktur.
    Nisan 1922

    Birinci ınönü Meydan Muharebesi, inkılâp tarihimizin çok mühim, çok verimli bir sayfasıdır. Gelecek nesiller ve bütün dünya bu sayfayı araştırıp inceledikçe Türk inkılâbını yapan bugünkü Türk ordusunu ve bu orduyu bağrından çıkaran bugünkü Türk Topluluğunu, elbette saygı ile anacak ve takdir edecektir.
    1925

    Birinci ınönü, muharebe meydanının ufuklarında yükselen zafer güneşi, Türk milletinin yüksek fazilet ve mâneviyatının belirtisidir. Bu doğuş karşısında büyük bozgunlar oldu...
    1925

    Birinci ınönü Zaferi, ıkinci ınönü Zaferinin, Sakarya büyük kanlı savaşının ve en nihayet Türk vatanının; Türk bağımsızlığının ilk zafer müjdecisi olmuştur. Bu sebeple Birinci ınönü Meydan muharebesini kazanan Türk ordusunun bütün mensupları, dünya tarihinde unutulmaz şanlı bir menkibe sahibi olarak ebediyen yaşayacaklardır.
    1925

    Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakaryada kazanmış olduğu meydan muharebesi pek büyük bir meydan muharebesidir. Harb tarihinde benzeri belki olmıyan bir meydan muharebesidir. Büyük meydan muharebelerinden biri olan Mukden Meydan Muharebesi dahi yirmibir gün devam etmemiştir.
    1921

    Subaylarımızın kahramanlıkları hakkında söyliyecek söz bulamam, yalnız ifadede isabet edebilmek için diyebilirim ki, bu muharebe subay muharebesi olmuştur. Bu sebeple subay arkadaşlarımın en ufak rütbelisinden en büyük rütbelisine kadar kıymet ve fedakârlıklarını bütün kalb ve vicdanımla ve takdirlerle yadeylerim. Fertlerimizi methüsenadan çok yüksek görürüm. Zaten bu milletin evlâdı başka türlü tasavvur edilemez. Bu milletin evlâtlarının fedakârlıkları, kahramanlıkları için ölçü bulunamaz. Askerlerimiz hakkında yeni bir şey ilâve etmek isterim: Kahraman Türk askeri, Anadolu muharebelerinin mânasını anlamış, yeni bir ülkü ile muharebe etmiştir.
    1921

    Böyle evlâtlara ve böyle evlâtlardan mürekkep ordulara malik bir millet elbette hakkını ve bağımsızlığını bütün mânasiyle muhafaza etmeğe muvaffak olacaktır. Böyle bir milleti bağımsızlığından mahrum etmeğe kalkışmak hayal ile vakit geçirmektir.
    1921

    Afyonkarahisar-Dumlupınar meydan muharebesi ve onun son devresi olan 30 Ağustos Türk tarihinin en büyük bir dönüm noktasını teşkil eder. Milli tarihimiz çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk milletinin burada kazandığı zafer kadar keskin neticeli ve bütün tarihte, yalnız bizim tarihimizde değil, dünya tarihinde yeni yön vermekte kesin tesirli böyle bir meydan muharebesi hatırlamıyorum.
    1924

    Bu Anadolu zaferi tarih arasında, bir millet tarafından tamamen benimsenen bir fikrin ne kadar kadir ve ne kadar zinde bir kuvvet olduğunun en güzel bir misali olarak, kalacaktır.
    1922

    Biz, bu harekâtı, neticesini tamamen bilerek yaptık. Bütün bunlar belki bütün dünyaya hayret verecek niteliktedir. Onun için ordumuzun kudretini anlamayan ve anlamaktan âciz olanlar bu muazzam eseri beklenmedik bir tesadüf eseri gibi göstermek istiyorlar. Fakat; hiçbir vakit öyle değildir. Hareket bütün teferruatına kadar tamamen düşünülmüş, tespit olunmuş, hazırlanmış, idare edilmiş ve neticelendirilmiştir.
    1922

    Milletin mukadderatını doğrudan doğruya üzerine alarak karamsarlık yerine ümit, perişanlık yerine düzen, tereddüt yerine azim ve iman koyan ve yokluktan koskaca bir varlık çıkaran meclisimizin, yiğit ve kahraman ordularının başında bir asker sadakat ve itaatiyle emirlerinizi yerine getirmiş olduğumdan dolayı, bir insan kalbinin nadiren duyabileceği bir memnuniyet içindeyim. Kalbim bu sevinçle dolu olarak, pek aziz ve muhterem arkadaşlarımı, bütün dünyaya karşı temsil ettikleri hürriyet ve bağımsızlık fikrinin zaferinden dolayı tebrik ediyorum.
    1922

    Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi ve ondan sonra düşman ordusunu tamamen imha veya esir eden ve kılıçtan kurtulanları Akdenize, Marmaraya döken harekâtımızı izah ve tavsif için söz söylemekten kendimi müstağni sayarım.
    1927

    Her safhasiyle düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle neticelendirilmiş olan bu harekât, Türk ordusunun, Türk subay ve kumanda heyetinin, yüksek kudret ve kahramanlığını tarihte bir daha tesbit eden muazzam bir eserdir.
    1927

    Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve bağımsızlık fikrinin ölmez âbidesidir. Bu eseri meydana getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun Başkumandanı olduğumdan daima mesut ve bahtiyarım.
    1927

    30 Ağustos Bayramında tebrikleri kabul ederken:

    Bu zaferi kazanan ben değilim. Bunu, asıl, tel örgüleri hiçe sayarak atlayan, savaş meydanında can veren, yaralanan, kendini esirgemeden düşmanın üzerine atılarak Akdeniz yolunu Türk süngülerine açan kahraman askerler kazanmıştır. Ne yazık ki onların herbirinin adını Kocatepe'nin sırtlarına yazmak mümkün değildir. Fakat hepsinin ortak bir adı vardır: Türk askeri... Tebriklerinizi onların namına kabul ediyorum!...
    1928

    Bütün arkadaşlarımın Anadolu'da daha başka meydan muharebeleri verileceğini gözönüne alarak ilerlemesini ve herkesin fikri güçlerini ve kahramanlık ve vatanseverlik kaynaklarını yarışırcasına göstermeye devam etmesini isterim.
    1922

    Ordular; ilk hedefiniz Akdenizdir. ıleri!
    1922

    Türk kumandanları, kumanda etmesini, Türk askeri ölmesini bildi. Harbi kazanışımızın sırrı bundan ibarettir.
    1922

    Vatanın kurtuluşu, milletin görüş ve idaresi kendi alınyazısı üzerinde kayıtsız şartsız hâkim olduğu zaman başlamış ve ancak milletin vicdanından doğan ordularla olumlu ve kesin neticelere ermiş.
    1922

    Memleketimizi hiçbir hak ve adalete dayanmayarak çiğnemek ve çiğnetmek teşebbüsü, muzaffer ordumuzun fedakârane ve cansiperane gayretiyle lâyık olduğu başarısızlığa uğratılmış ve milletimiz, tarihin nadir kaydettiği bir zafer kazanarak sevgili yurdumuzu kurtarmıştır.
    1923

    şunu bir gerçek olarak biliniz ki, şeref hiçbir vakit bir adamın değil, bütün milletindir. Eğer yapılan işler mühimse, gösterilen muvaffakiyetler belli ise, inkılâplar dikkati çekici ise her fert kendini tebrik etmelidir. Çünkü böyle büyük şeyleri ancak çok kabiliyetli olan büyük milletler yapabilir ve bu milletin her ferdi, böyle en kabiliyetli ve büyük bir millete mensup olduğunu düşünerek kendini tebrik etsin.
    1923

    Bütün bu muvaffakiyet yalnız benim eserim değildir ve olamaz. Bütün muvaffakiyet, bütün milletin azim ve imanıyla çalışmasını birleştirmesi neticesidir. Kahraman milletimizin ve seçkin ordumuzun kazandığı başarı ve zaferlerdir.
    1928

    Kahraman Türk ordularının kazandıkları büyük zaferlerde şahsıma düşmüş olan vazifeleri yapabilmişsem çok bahtiyarım. Yalnız bu noktada bir gerçeği açıklamak için söyliyeyim ki; benim, ordularımızı yönelttiğim hedefler, esasen ordularımın her erinin, bütün subaylarının ve kumandanlarının görüşlerinin, vicdanlarının, azimlerinin, ülkülerinin yönelmiş olduğu hedefler idi.
    1928

    Her safhası vatan için, evlâtlarımızın torunları için şerefli hâdiselerle dolu büyük bir kahramanlık menkıbesi teşkil eden Anadolu muharebelerinin heyecan veren tafsilâtını tarihin diline terkediyorum. Millet; milletin ruh sanatı, musikisi, edebiyatı ve bütün estetiği, bu kutsal mücadelenin ilâhî nağmelerini sonsuz bir vatan aşkının coşkun heyecanlarıyla daima şakımalıdır.
    1923

    Geçirdiğimiz buhranlı günlerin şerefli kahramanlarını hep beraber kutlayalım. Onlar arasında muharebe meydanlarında düşman silâhiyle göğüsleri delinmiş bahtiyarlar olduğu gibi yangınlarda, ateşlerde yakılmış bedbaht çocuklar, kadınlar ve ihtiyarlar vardır. Onlar arasında namuslarına tecavüz edilmiş, ebediyen ağlamağa mahkûm genç kızlar da vardır. Onlar arasında yurtlarını kaybetmiş aileler, evlatlarını gömmüş analar vardır ve yine onlar arasında muharebedeki namus vazifesini şerefle yaparak bugün memleketlerine dönmüş gaziler vardır. Onlardan şehitlik şarabını içmiş olanların ruhlarına fatihalar sunalım.
    1923

  20. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    aysekorucu (06-10-2007)

  21. #11
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Spor ve Sağlık

    Muvaffak olmak için her türlü yardımdan ziyade bütün milletçe sporun mahiyeti, kıymeti anlaşılmak ve ona kalbten sevgi göstermek, onu vatanî vazife sayma lâzımdır.
    1926

    Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğinin millî terbiyesinin ana unsurlarından saymak lâzımdır.
    1937

    Bir toplum yalnız spor ile rengini ve kuvvetini değiştiremez. Orada hâkim olan sıhhî, sosyal, medenî birçok gerek ve şartların teminine yönelen teşebbüs ve tedbirlerin uygulanması lâzımdır.
    1926

    Türk milleti anadan doğma sportmendir. Henüz yürümeye başlayan köy çocuklarını bile harman yerlerinde güreşirlerken görürsünüz. Ata en çok ve en iyi binen yalnız Türk erkekler değildir; Türk kadını da bu işi bilir.

    Benim en çok sevdiğim spor, serbest güreştir. Hangi Türk askerini, köylüsünü isterseniz soyup meydana çıkarınız. Dik omuzları, iyi, kusursuz teşekkül etmiş adaleleri, keskin yüz çizgileri, yanık tatlı renkleri, kafa yapıları, insanın ruhuna itimat ve neşe veren bir eser olarak canlanır.

    Kurtdereli Mehmet Pehlivan'a yazdığı mektup:

    Kudretli Mehmet Pehlivan,

    Seni cihanda büyük ün almış bir Türk pehlivan tanıdım. Parlak başarıların sırrını şu sözlerle izah ettiğini de öğrendim:

    "Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürüm."

    Bu dediğini, en az, yaptıkların kadar beğendim. Onun için senin bu değerli sözünü Türk sporcularına bir meslek prensibi olarak kaydediyorum. Bununla senden ve sözlerinden ne kadar çok memnun olduğumu anlarsın.
    1931

    Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılamaz. ıdrak ve zekâ, ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zekâ ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.

    Türk sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenlemekle görevli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünürken, sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak emeliyle bir spor çizmezler. Esas olan, bütün her yaştaki Türkler için beden eğitimini sağlamaktır. "Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur" sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir.
    1937

    Sağlık ve sosyal yardım hususlarında takibettiğimiz gaye şudur: Milletimizin sıhhatinin korunması ve takviyesi, ölümün azaltılması, nüfusun arttırılması, bulaşıcı ve salgın hastalıkların etkisiz hale getirilmesi, bu suretle millet fertlerinin dinç ve çalışmaya kabiliyetli bir halde sıhhatli vücutlar olarak yetiştirilmesi...
    1922

    T. B. M. M.

    Karşımızdaki düşmanlık ve büyük kötülük dünyasına karşı seslenmeli ve cevap vermelidir. Milletin en yetkili ağzı ancak millet olabilir. Bir kez meclis açılsın, olacak şey değil ya olayların etkisiyle Ankara'yı bırakmak zorunda bile kalsak, yerimizi değiştireceğimiz her yöreden daha büyük bir yetki ve güçle bağırabiliriz. Milletimizin kurtuluşunu ve geleceğini vatanımızın son kaya parçası üzerinde dahi savunacağız ve kesinlikle başarılı olacağız.
    Mart 1920

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti, millîdir; tamamiyle maddidir, gerçekçidir. Var sanılan ülküler arkasında, o ülkülere ulaşmak için değil, fakat ulaştırmak hülyasiyle milleti kayalara çarparak, bataklıklara batırarak, en sonunda kurban ederek mahvetmek gibi cinayetten kaçınan bir hükûmettir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bütün programlarının ilkesi şu iki esastır: Tam bağımsızlık, kayıtsız ve şartsız millî egemenlik!
    Ocak 1921

    Her halde millet hükûmetin bekçisi olmak gerekir. Çünkü, hükûmetin yaptığı işler olumsuz olup da millet itiraz etmez ve düşürmezse bütün kusur ve kabahatlara katılmış demektir.
    Aralık 1920

    Millet bizi buraya gönderdi. Fakat, ömür boyunca biz burada ve bu milletin yönetimini ve egemenliğini mirasa konmuş gibi temsil etmek için toplanmış değiliz.
    Aralık 1921

    Efendiler, bizim hükûmetimiz demokratik bir hükûmet değildir, sosyalist bir hükûmet değildir ve gerçekten kitaplardaki hükûmetlerin, islâmî niteliği bakımından, hiç birine benzemeyen bir hükûmettir. Fakat, millî egemenliği, millî iradeyi belirten bir hükûmettir, bu nitelikte bir hükûmettir. Sosyal bilim bakımından bizim hükûmetimizi ifade etmek gerekirse (halk hükûmeti) deriz. Efendiler, biz hakkımızı koruyup gözetmek, bağımsızlığımızı emin bulundurmak için genel kurulumuzca, milletin bütünlüğümüzce bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletin tümüyle savaşmayı caiz gören bir mesleği izleyen insanlarız. O halde bu ve bu gibi teşviklerle ve izahlarla hükûmetimizin dayandığı esasın toplum bilime dayanan bir esas olduğunu açık bir surette görürüz. Fakat ne yapalım ki demokrasiye benzemiyormuş, sosyalizme benzemiyormuş, hiçbir şeye benzemiyormuş! Efendiler, biz benzememekle ve benzememekle öğünmeliyiz! Çünkü, biz bize benziyoruz, efendiler!
    Aralık 1921

    Arkadaşlar, bir hükûmet iyi midir, fena mıdır? Hangi hükûmetin iyi veya fena olduğunu anlamak için, hükûmetten amaç nedir, bunu düşünmek gerekir. Hükûmetin iki amacı vardır. Biri milletin korunup gözetilmesi, ikincisi milletin refahını sağlamak. Bu iki şeyi sağlayan hükûmeti iyi, sağlamayan fenadır.
    Mart 1923

    Saltanat devrinden Cumhuriyet devrine geçebilmek için herkesin bildiği gibi, bir geçiş devresi yaşadık. Bu devirde, iki fikir ve görüş, birbiriyle mütemadiyen mücadele etti. O fikirlerden biri, saltanat devrinin devam ettirilmesiydi. Bu fikrin taraftarları belli idi. Diğer fikir, saltanat idaresine son vererek cumhuriyet idaresi kurmaktı. Bu bizim fikrimizdi. Biz fikrimizi, açık söylemekte mahzur görüyorduk. Ancak görüşümüzün uygulanma kabiliyetini saklı tutup münasip zamanında tatbik edebilmek için, saltanat taraftarlarının fikirlerini tatbik sahasından uzaklaştırmak mecburiyetinde idik. Yeni kanunlar yapıldıkça, bilhassa Anayasa yapılırken, saltanat taraftarları, padişahın ve halifenin hak ve yetkilerinin belirtilmesinde ısrar ederlerdi. Biz, bunun zamanı gelmediğini veya lüzum olmadığını bildirerek o ciheti söylemeden geçmekte fayda görüyorduk.

    Devlet idaresini, cumhuriyetten bahsetmeksizin, millî hakimiyet esasları dairesinde, her an cumhuriyete doğru yürüyen biçimde şekillendirmeye çalışıyorduk.

    Büyük Millet Meclisi'nden daha büyük makam olmadığını aşılamada ısrar ederek saltanat ve hilâfet makamları olmaksızın, devleti idare etmek mümkün olduğunu ispat etmek lüzumlu idi.

    Devlet reisliğinden bahsetmeksizin, onun vazifesini fiilen Meclis reisine gördürüyorduk.

    Fiiliyatta, Meclisin reisi, ikinci reis idi. Hükûmet vardı. Fakat "Büyük Millet Meclisi"ni taşırdı. Kabine sistemine geçmekten kaçınıyorduk; çünkü hemencecik saltanatçılar, padişahın yetkisini kullanma lüzumunu ortaya atacaklardı.

    ışte, geçiş devresinin bu mücadele safhalarında, bizim kabul ettirmek mecburiyetinde bulunduğumuz, aracı şekli, Büyük Millet Meclisi Hükûmeti sistemini, haklı olarak eksik bulan, meşrutiyet şeklinin açıkca ifadesini temine çalışan mualiflerimiz, bize itiraz ediyorlar, diyorlardı ki, bu yapmak istediğiniz hükûmet şekli neye, hangi idareye benzer? Maksat ve hedefimizi söyletmek için yöneltilen bu nevi suallere, bizde, zamanın gereğine göre cevaplar vererek saltanatçıları susturmak zaruretinde idik.
    1927

    Biz dahi, uygulanamayacak fikirleri, nazarî bir takım teferruatı yaldızlayarak, bir kitap yazabilirdik. Öyle yapmadık. Milletin, maddî ve manevî yenileşme ve gelişmesi yolunda yaptığımız işlerle, söz ve nazariyattan önce davranmayı tercih ettik. Bununla beraber "Egemenlik milletindir.", "Türkiye Büyük Millet Meclisinin haricinde hiçbir makam, millî mukadderata hâkim olamaz.", "Bütün kanunların düzenlenmesinde, her nevi teşkilatta, idarenin bütün teferruatında, genel eğitimde, iktisadî işlerde, millî egemenlik esasları dahilinde hareket olunacaktır", "Saltanatın ilgası hakkındaki karar değişmez kuraldır." Gibi bilinmesi lâzım gelen mühim noktalar ve... gibi acele ihtiyaçlar prensiplerden hariç kalmamıştı.
    1927

    Egemenlik ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye; görüşme ile, münakaşa ile verilmez. Egemenlik, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk milleti'nin egemenlik ve saltanatına el koymuşlardı; bu musallat olmalarını altı asırdan beri devam ettirmişlerdi. şimdi de, Türk Milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, egemenlik ve saltanatını, isyan ederek kendi eline açıkça almış bulunuyor. Bu bir olupbittidir. Söz konusu olan; millete saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmıyacak mıyız? Meselesi değildir. Mesele zaten olupbitti haline gelmiş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, mutlaka olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce uygun olur. Aksi takdirde, yine gerçek gerektiği şekilde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.
    1922

    Bugün maziden kuvvetliyiz. Bugün maziye nisbetle daha büyük bir kabiliyet ve yaşama kudretine malikiz. Bu üstünlüğü yapan nedir? Bunun gerçek sebepleri iki kuralın kavramında saklıdır. Bu kurallardan birisi Misakı Millî, ikincisi egemenliği kayıtsız şartsız milletin elinde tutan anayasamızdır. Zorlayıcı hadiselerin sevk ve tesiri altında toplanan yüksek Meclisiniz, bu devlet ve milletin şekil ve niteliğin en kesin bir tarzda tesbit etmiş ve anayasa ile onun kesin hükümlerini teyit ve takviye eden 1 Kasım 1922 kararını çoğunlukla kabul ederek yeni Türkiye Devletinin esaslarını ortaya koymuştur.
    1922

    Misakı Millî ismi altında tanıyarak gerçekleşmesi uğrunda bütün milletin ömrünü tüketmeyi göze aldığı kurtuluş beratımızın kudret, kuvvet ve niteliği ne ise 1 Kasım kararının da kıymet ve ehemmiyeti odur. Misakı Millî vatanın dış düşman karşısındaki vaziyet ve yerini tesbit eden bir kural olduğu gibi, 1 Kasım 1922 kararı da asırlardan beri cahillik ve şaşkınlığın koruyucusu, düşkünlük ve uğursuzluğun babası bulunan ve milletimiz için dahilî ve daimî bir düşman olan, ferdî saltanata ve onun temsil ettiği uğursuz bir idare şekline yönelmiş bir mukaddes silâhtır. Asırlarca ve asırlarca müddet mert ve kahraman bir azme belirti sahası olmuş bir vatanı düşmana teslim etmek cüretini gösterenler, o cüreti ancak o idarenin ruhunda, şeklinde ve mahiyetinde bulmuşlardı.
    1922

    Asla şüphem yoktur ki; Türklüğün unutulmuş büyük medenî vastı ve büyük medenî kabiliyeti bundan sonraki inkişafiyle âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.

    Tarih

    Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.
    1931

    ınsan tarihin mânasını ancak olgun bir yaşa eriştikten sonra anlıyor. Ve tarih ancak bu yaştan sonra yazılabilir. Çok arzu ederdim ki bir kaç arkadaşla beraber hayatımızdan geri kalan zamanı tarih yazmakla geçirelim!

    Tarihi yapan akıl, mantık, muhakeme değil, belki bunlardan ziyade duygulardır.
    1923

    Tarih ne güzel aynadır. ınsanlar, özellikle ahlâkta gelişmemiş kavimler, en büyük kutsal kavramlar karşısında bile hasis duygulara tâbi olmaktan nefislerini men edemiyor. Tarihin sinesine geçen büyük hâdiselerde, bu hâdiseler içinde âmil ve fâil olanların hal, hareket ve muameleleri onların ahlâk seviyelerini ne açık gösterir.
    1915

    Tarihte şanlar, şöhretler kazanmış pek çok insanlar millî noktadan fazilete sahip değildir. Meselâ hakikaten askerî kudret sahibi olan, Moskova'ya kadar giden, yangınlar harabeler üstünden Fransız ordusunu sürükleyip eriten Napolyon'u düşünürüz. Onun hareketleri Fransız milletinin hakiki ve millî menfaatlerine değil, kendi cihangirane emellerini tatmin içindi. Bunu tatmin için Fransa'nın milyonlarca seçkin evlâdını eritti ve nihayet hepinizin bildiğiniz âkıbete uğradı. Bizim Osmanlı tarihindeki en büyük ve şanlı görülen hareketleri de aynı noktadan tetkik, aynı mahiyette mukayese etmek mümkündür.
    1923

    Ankara ve ıstanbul şehirlerinden birine "Atatürk"adı verilmesi için bir kanun teklifinin hazırlığı üzerine verdiği cevap:

    Bir adın tarihte kalması ve ağızlarda söylenmesi için, şehirlerin temellerine sığınmak şart değildir. Tarih zorlanmayı sevmeyen nazlı bir peridir. Fikirleri tercih eder.

    Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur.

    Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

    Türkleri bütün dünyaya geri bir millet olarak tanıtan görüş bizim de içimize girmiştir. Dörtyüz çadırlık bedevî bir kabileden bir imparatorluk ve millet tarihini başlatmak suretiyle imparatorluk zamanında Türklerin görüşü de bu merkezdeydi. Evvelâ millete, tarihini, asîl bir millete mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu öğretmeliyiz.
    1930

    Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur.

    Türk çocuklarında kabiliyet her milletinkinden üstündür. Türk kabiliyet ve kudretinin tarihteki başarıları meydana çıktıkça, büsbütün Türk çocukları kendileri için lâzım gelen hamle kaynağını o tarihte bulabileceklerdir. Bu tarihten Türk çocukları bağımsızlık fikrini kazanacaklar, o büyük başarıları düşünecekler, harikalar yaratan adamları öğrenecekler, kendilerinin aynı kandan olduklarını düşünecekler ve bu kabiliyetle kimseye boyun eğmeyeceklerdir.

    Biz Balkanları niçin kaybettik biliyor musunuz? Bunun tek bir sebebi vardır. Bu da ıslâv araştırma cemiyetlerinin kurduğu Dil Kurumlarıdır, bizim içimizdeki insanların millî tarihlerini yazıp millî şuurlarını uyandırdığı zaman biz Balkanlarda Trakya hudutlarına çekildik.

    Bir Toplantı esnasında Türk Tarih Kurumu üyelerine söylenmiştir:

    Ben fani bir insanım, bir gün öleceğim, büyüklüğüne ve üstün kabiliyetlerine inandığım Türk Milleti'nin gerçek tarihinin yazılmasını sağlığımda görmek istiyorum. Onun için bu toplantılarda kendimden geçiyor, her şeyi unutuyor, sizi yoruyorum. Beni affedin.
    1933

    Alemdar Mustafa Paşa ile Mustafa Reşit Paşa'yı severim, fakat Alemdar'ın biraz kültürü olsa idi Cumhuriyet ilân ederdi. Mustafa Reşit Paşa'nın biraz kültürü, Alemdar'ın kudreti birleştirilseydi, ben tarihe başka bir vazife ile girerdim.

  22. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz:

    aysekorucu (06-10-2007), nektar (10-11-2007)

  23. #12
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Türk Milleti

    Benim hayatta yegâne fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
    1923

    Bu memleket tarihte Türktü, halde Türktür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.
    1923

    Türk! Öğün. Çalış. Güven.
    1925

    Bir Türk dünyaya bedeldir.
    1925

    ıngiliz ateşemiliterinin sorduğu bir sorunun cevabıdır:

    Anasının ve babasının asilliğiyle iftihar eden Tedoz, ıtalya yarımadasına inmek isteyen Türk Attillâ'ya, barış görüşmesinden önce sormuş:

    "Siz hangi asîl ailedensiniz?" Attillâ da ona cevap vermiş: "Ben asîl bir milletin evlâdıyım!" ışte benim cevabım da size budur!"

    Türk milleti büyük bir arslandır. Biz hepimiz onun tüyleri arasına sıkışmış ve sığınmış göz ile görülmez küçük varlıklarız. O arslanın büyük hareketleri ve hamleleri ise inkılâp hareketleri ve hamleleridir. Bu arslanı tahrik edebilmek... ışte bizim için iftihar edebilecek rol budur.
    1931

    Ben batı milletlerini, bütün dünyanın milletlerini tanırım. Fransızları tanırım, Almanları, Rusları ve bütün dünyanın milletlerini şahsen tanırım ve bu tanışmam da harb sahalarında olmuştur, ateş altında olmuştur. Ölüm karşısında olmuştur. Yemin ederek size temin ederim ki, bizim milletimizin manevî kuvveti bütün milletlerin manevî kuvvetinin üstündedir.
    1920

    Türk milleti, güzel her şeyi, her medenî şeyi, her yüksek şeyi sever, takdir eder. Fakat muhakkaktır ki, herşeyin üstünde tapındığı bir şey varsa, o da kahramanlıktır. Bu sözlerim şüphesiz bugünkü uyanık Türk gençliğinin kulaklarında yüksek ve tesirli akisler yapacaktır. Yüksek huylarına ehemmiyetle baktığım Türk çocuklarından daha az şey istemem.

    Bizim başka milletlerden hiçbir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, yüksek maksatlar uğrunda ölmesini biliriz.

    Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. Ve şunu kat'i olarak söyleyeyim ki bir millet, varlığı ve bağımsızlığı için herşeye girişir ve bu gaye uğrunda her fedakârlığı yaparsa, muvaffak olmaması mümkün değildir. Elbette muvaffak olur. Muvaffak olamaz ise o millet ölmüş demektir. şu halde millet yaşadıkça ve her türlü fedakârlıkta bulundukça muvaffak olamaması hatıra gelmez ve böyle bir şey söz konusu olamaz.
    1919

    Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvelâ bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki millî benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır.
    1923

    Felâketler, elemler, mağlûbiyetler milletler üzerinde bir takım etkenlerin vücut bulmasına sebebiyet verir. Bu etkenlerin başlıcası, öyle kara günlerinde sonra milletlerin uyanması vakalarını bulması ve kendi benliğini duymasıdır.

    Milletleri yükselten bu özelliklere bir etken daha ilâve edelim: ıntikam hissi... Milletlerin kalbinde intikam hissi olmalı. Bu alelâde bir intikam değil, hayatına, ikbaline, refahına düşman olanların zararlarını yoketmeye yönelen bir intikamdır. Bütün dünya bilmeli ki, karşımızda böyle bir düşman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düşmana merhamet acizlik ve zaaftır. Bu, insaniyet göstermek değil, insanlık özelliğinin yokoluşunu ilân etmektir.
    1923

    Mazinin kararsız, çürümüş zihniyeti ölmüştür. Bütün dünya bilmelidir ki, Türk milleti hakkını, haysiyetini, şerefini tanıtmağa kadirdir. Türk vatanının bir karış toprağı için bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar. Haysiyetinin bir zerresine, vatanın bir avuç toprağına vuku bulacak tecavüzün bütün mevcudiyetine vurulmuş darbe olacağını artık Türk milletinin farketmediğini sanmak hatadır.
    1924

    Bu dünyadan göçerek Türk milletine veda edeceklerinin çocuklarına kendinden sonra yaşayacaklara, son sözü bu olmalıdır: "Benim Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemişti, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz."
    1935

    Bu sözler bir ferdin değil, bir Türk Milleti duygusunun ifadesidir. Bunu, her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere mütemadiyen tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milleti'nin nefesinin sönmiyeceğini onun ebedi olduğunu göstermelidir. Yüksek Türk, senin için yüksekliğin hududu yoktur. ışte parola budur.
    1935

    Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milleti'nin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak kararlı bir şekilde yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kâfi görmeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Millî kültürümüzü çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.

    Daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü Türk Milleti'nin karakteri yüksektir. Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir. Çünkü Türk Milleti millî birlik ve beraberlikte güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk Milleti'nin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir.

    şunu da ehemmiyetle belirtmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyet olan Türk Milleti'nin tarihî vasfıda güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besliyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür.

    Türk Milleti,

    Ebediyete akıp giden her on senede bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

    Ne mutlu Türküm diyene!
    1933

    Memleket ve millet hizmetlerinde baş olmak isteyenlerin ilham kaynağı, milletin hakikî hisleri ve emelleridir. Bizim anılmağa değer bir hareketimiz varsa o da milletin duygu ve eğilimlerinde varlığına temas etmeğe çalışmaktan ibarettir. Her türlü muvaffakiyet sırrının, her nevi kuvvetin, kudretin hakikî kaynağının, milletin kendisi olduğuna kanaatimiz tamdır.
    1925

    Söz söyleyen arkadaşlarımızdan biri bana nereden ilham ve kuvvet aldığımı sordu. Arkadaşlarımızın sorduğu ilham ve kuvvet kaynağı, milletin kendisidir. Milletin müşterek eğilimi, umumî fikri olduğunu inkâr edenler de vardır. Bu gibileri, hepiniz çok işitmişsinizdir. Bu gibiler memleket ve milletle alâkasız, dalgın insanlardır. Memleketimizin ve milletimizin başına gelmiş olan bunca felâketler hiç şüphe etmemelidirki, bu dalgın insanların memleketin talihini ve iradesine ellerinde tutmuş olmalarından ileri gelmiştir.

    Bir topluluğun mutlaka ortaklaşa bir fikri vardır. Eğer bu her zaman dile getirilemiyor ve belirtilemiyorsa, onun yokluğuna karar verilmemelidir. O, yapılan işlerde mutlaka mevcuttur. Varlığımız, bağımsızlığımızı kurtaran bütün işler ve hareketler, milletin müşterek fikrinin, arzusunun, azminin yüksek belirtisinden başka bir şey değildir.
    1925

    Biz, ilhamlarımızı, gökten ve görünmez âlemlerden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir.
    1937

    Bu millet hakikî eğilimine zıt düşünceye sapanlara iltifat etmemektedir. Bununla bugün çok övünüyorum. Bundaki isabetin sırrını izah için derhal söylemeliyim ki bizim ilham kaynağımız doğrudan doğruya büyük Türk Milleti'nin vicdanı olmuştur ve daima olacaktır. Bütün hareketi, verimi, kuvveti millî vicdandan aldıkça, bütün teşebbüslerimizde milletin sağ duyusunu, rehber saydıkça şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da milleti doğru hedeflere eriştireceğimize imanımız tamdır.
    1925

    Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyeti ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur. Bu büyük millet, arzu ve istidadının yöneldiği istikametleri görmeye çalışan ve görebilen evlâdını daima takdir ve himaye etmiştir.
    1926

    Millet sevgisi kadar büyük mükâfat yoktur. ıstiklâl harbinde benim de milletime ettiğim bir takım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat, bunlardan hiçbirini kendime mal etmedim. Yapılanın hepsi milletin eseridir, dedim; aranacak olursa, doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu isbat etmek için, yapmamız lâzımgelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz; bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. ılmî çalışmalarda bunlar arasındadır. Beni seven arkadaşlarıma tavsiyem şudur: şahsınız için değil, fakat mensup olduğunuz millet için elbirliği ile çalışalım; çalışmaların en yükseği budur.
    1923

    Milletimizi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla övünç duyuyorum. "Yapacağım. Yapacağız. Yapabiliriz" dediğim zaman onların gerçekten yapabileceğime inanmıştır. Nitekim Sakarya Muharebesi başlamadan evvel "Düşmanı memleketimiz içinde boğacağız" demiştim. Bana bazı mühim sayılan yerlerden müracaatlar vâki olarak "milleti beyhude yere kırdırmayınız" demişler; Romenlerden, Bulgarlardan, Yunanlılardan bahsederek kurtuluşumuzu geleceğe bırakmanın uygun olacağını söylemişlerdi. Fakat milletin kabiliyetini, imanını gözönüne alarak onlara "Hayır, yapacağız!" demiştim. şimdi de milleti refaha, ilerlemeye, memleketi mutluluğa sevketmek için mevcut kabiliyetimizi gözönünde alarak "Bunu da yapacağız!" diyorum.
    1923

    Hiçbir sözümde milletime karşı geri alma durumunda kalmadım. Onları söylerken bir hayal peşinde koşan gibi, hayal şakıyan bir şair gibi değil, onları söylemekliğim bu milletteki kabiliyet unsurlarını bilmekliğimden idi.
    1923

    Türk milleti kahramanlıkta olduğu kadar, istidat ve liyakatte de bütün milletlerden üstündür.

    Mühim bir vazifenin yapılışında benden evvel işe girişen, millet olmuştur. Benim şu veya bu sebeple tehir ettiğim mühim vazifeyi millet bana ihtar etmiş ve yaptırmıştır. Bunu milletin müşterek ruhundaki yükseklik ve erginliğe parlak bir misal olarak anmayalım.
    1925

    Benim için en büyük korunma noktası ve şefaat kaynağı milletimin sinesidir.
    1919

    Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna ve benim uğruma, canını vermeğe hazır olmasaydı ben hiçbir şey yapamazdım.

    Ben binbir müşkül karşısında yılacak bir insan olsa idim büyük işlerin rehberliğinde, milletim beni yaya bırakırdı. Milletimin iyi niyetine daima minnettarım.

    Ben gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.

    Haziran 1937

    Hayatımın bütün safhalarında olduğu gibi, son zamanların buhranları ve felaketleri arasında da, bir dakika geçmemiştir ki, her türlü huzur ve istirahatimi, her nev'i şahsi duygularımı, milletin selameti ve saadeti namını feda etmekten zevk duymayayım.
    1937

    Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegâne millet Türklerdir.
    1937

    Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler, hakikati kolay göremezler. O gibiler büyük Türk milletinin yüksek seviyesine nazaran geri adamlardır.
    1925

    Millet, muasır medeniyetin bütün milletlere temin ettiği hayat ve vasıtaları, esasta ve şekilde aynen ve tamamen gerçekleştirmeye kati karar vermiştir. Millet, yenilik ve ıslahat sahasında gösterdiği gayretlerin asırlardan beri olduğu gibi, türlü yalan ve dolanla biran bile durmasına müsaade etmemek azmindedir.
    1925

    Millet, milletlerarası umumi mücadele sahasında hayat sebebi ve kuvvet sebebi olacak ilim ve vasıtanın ancak muasır medeniyette bulunabileceğini, sabit olmuş bir hakikat diye benimsemiştir.
    1925

    Millet, saydığım değişiklikler ve inkılapların tabii ve zaruri icabı olarak umumi iradesinde ve bütün kanunlarında, ancak dünya ihtiyaçlarından mülhem ve ihtiyacın değişmesiyle değişip gelişmesi esas olan dünyevi bir idare zihniyetini hayat düsturu saymıştır.
    1925

    Bu büyük millet, arzu ve istihdadının yönelmiş olduğu istikametleri göstermeye çalışan ve görebilen evladını daima takdir ve himeya etmiştir.
    1926

    ıki Mustafa Kemâl vardır. Biri, ben, fâni Mustafa Kemâl; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemâller idealidir. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike ânında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı? Feyiz milletindir, benim değildir.
    1935

    Türk milletinin istidadı ve katî kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektedir.
    1924

    Türk milleti şuurla ve bunca bin senelerin açtığı devasız yaraları acele tedavi etmek ıstırabiyle, hakikat denilen cevheri bulmuş olduğuna inanarak, uzun adımlarla kurtuluş aramaya karar vermiştir. Bunun önüne sed çekmek isteyeceklerin âkıbeti Türkün kuvvetli ayakları altında ezilmektir.

    Silâhı ile olduğu gibi aklı ile de mücadele mecburiyetinde olan milletimizin birincisinde gösterdiği kudreti, ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur. Milletimizin sâf seciyesi istidat ile doludur.
    15 Temmuz 1921

    Samsun'a ayak bastıktan sonra derhal memleket ve milleti yokladım. Gördüm ki, memleketin ve milletin temayülü istiklâl müdafaasında tereddüt edenleri utanılır mevkiinde bırakabilecek mahiyettedir. Filhakika iki seneden beri bütün dünyanın şahit olduğu olaylar düşüncelerimde isabet ve milletin azim ve imânında hakikî salâbet olduğunu ispat etti.
    23 Nisan 1921

    Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Zafer bir fikrin istihsal ve hizmet nisbetinde kıymet ifade eder. Bir fikrin istihsaline dayanmayan zafer payidar olamaz. O boş bir gayrettir.

    Bizi diğer medeni milletler arasında geri bıraktıran adlî, siyasî, iktisadî, malî zincirler kırılmıştır. Parçalanmıştır... Bugüne kadar kazandığımız muvaffakıyet, bize ancak terakki ve medeniyete doğru bir yol açmıştır. Yoksa terakki medeniyeti henüz ulaşılmış değildir.

    Büyük davamız, en medenî ve müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil düşüncelerinde temelli bir inkılâp yapmış olan Büyük Türk Milletinin dinamik idealidir. Bu idealin en kısa bir zamanda kavramak için, fikir ve hareketi, beraber yürütmek mecburiyetindeyiz. Bu teşebbüste, başarı ancak, süreli bir planla ve rasyonel çalışmakla mümkün olabilir.

    Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete hak kazanmış ve lâyık olan köylüdür.
    1922

  24. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz:

    aysekorucu (06-10-2007), nektar (10-11-2007)

  25. #13
    Doğadostu'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Aug 2005
    Yaş
    21
    Cinsiyet:

    Mühendislik Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    4 Yıldır ÜyeyimİÜF ile Yaşıyorum500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    Türk Kadını

    Büyük atalarımız ve onların anaları, tarihin, olayların tanıklığıyla sabittir ki, cidden yüksek faziletler göstermişlerdir. Burada birçok noktalardan sayabileceğimiz o faziletlerin en büyüğü ve en ehemmiyetlisi kıymetli evlâtlar yetiştirmeleriydi. şunu söylemek istiyorum ki, kadınlarımızın umumî vazifelerde üzerlerine düşen hisselerden başka kendileri için en ehemmiyetli, en hayırlı, en faziletli bir vazifeleri de iyi anne olmaktır. Bugünün anaları için gerekli özellikler taşıyan evlât yetiştirmek, evlâtlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak, pek çok yüksek özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız hattâ erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmağa mecburdurlar. Eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar.
    1923

    Bizce: Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir.

    Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasının talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, erkek ve kadının beraber olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve bilgiyi kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve bilgiyi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla donanmak mecburiyetindedir. ıslâm ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki, bugün kendimizi bir türlü kayıtlarla bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk sosyal hayatında kadınlar ilim ve bilgi yönünden ve diğer hususlarda erkeklerden asla geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir.
    1923

    Türk kadını dünyanın en münevver, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır siklette değil; ahlâkta, fazilette ağır, ağırbaşlı bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi, Türk'ü zihniyetiyle, bazusiyle, azmiyle koruma ve müdafaaya gücü yeter nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı, sosyal hayatın esası olan kadın, ancak faziletli olursa vazifesini yapabilir. Herhalde kadın çok yüksek olmalıdır.
    1925

    Türkiye Cumhuriyetinin esas düşüncesi, kadınları değil, erkekleri dahi, savaş meydanına götürmemektir. Fakat Türk Milleti'nin yüksek varlığına, herhangi taraftan olursa olsun, ilişildiği zaman, işte o vakit Türk kadınları Türk erkeklerinin bulunduğu yerde hazır ve gözleyici ve faal olacaklardır. Bu, insanlığın yüksek huzuru, sükûnu ve dünya insanlığı için lâzım bir ödev olduğundandır ki, Türk kadını bunu yapacaktır ve yapagelmektedir ve yapar.

    Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik kusurdan doğmaktadır. ınsanlar dünyaya alnında yazılı olduğu kadar yaşamak için gelmişlerdir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bu sebeple bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse o toplum felcolmuştur. Bir toplumun hayat çalışması ve muvaffak olması için çalışmanın ve muvaffak olabilmenin bağlı olduğu bütün sebep ve şartları benimsemesi gerekir. Bundan ötürü bizim toplumumuz için ilim ve teknik gerekli ise bunları aynı derecede hem erkek, hem de kadınlarımızın edinmeleri lâzımdır. Malûmdur ki, her safhada olduğu gibi sosyal hayatta dahi iş bölümü vardır. Bu umumî iş bölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan vazifeleri yapacakları gibi aynı zamanda sosyal topluluğun refahı, saadeti için gerekli gündelik çalışmaya dahil olacaklardır.
    1923

    Kadının en büyük vazifesi analıktır. ılk terbiye verilen yerin, ana kucağı olduğu düşünülürse bu vazifenin ehemmiyeti lâyıkiyle anlaşılır. Milletimiz kuvvetli bir millet olmaya karar vermiştir. Bugünün gereçlerinden biri de kadınlarımızın her hususta yükselmelerini temindir. Bu sebeple kadınlarımız da âlim ve teknik bilgi sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün tahsil derecelerinden geçeceklerdir. Sonra kadınlar sosyal hayatta erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin yardımcısı ve koruyucusu olacaklardır.
    1923

    Arkadaşlar, Türk milleti çok büyük vak'alarla ispat etti ki, yenilik sever ve inkılâpçı bir millettir. Son senelerden önce de milletimiz yenileşme yolları üzerinde yürümeğe, sosyal inkılâba teşebbüs etmemiş değildir. Fakat hakikî neticeler görülemedi. Bunun sebebini araştırdınız mı? Bence sebep işe esasından, temelinden başlanmamış olmasıdır. Bu hususta açık söyleyeceğim: Bir toplum, bir millet, erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Kaabil midir ki bir kütlenin bir parçasını ilerletelim, diğerine müsamaha edelim de kütlenin hepsi yükselme şerefine erişebilsin? Mümkün müdür ki bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? şüphe yok yükselme adımları, dediğim gibi, iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenilik alanında birlikte yol alınmak gerektir. Böyle olursa inkılâp muvaffak olur.
    1925

    Ey kahraman Türk kadını, sen omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.

    Anaların bugünkü evlâtlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlât yetiştirmek, evlâtlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

    ınsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin. Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

    Dünyada hiçbir milletin kadını, "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar hizmet gösterdim" diyemez.

    Kadınlarımız haddizatında içtimaî hayatta erkeklerimizle her vakit yanyana yaşadılar. Bugün değil, eskiden beri, uzun zamandan beri kadınlarımız erkeklerle başabaş mücadele hayatında, ziraat hayatında, geçim temininde erkeklerimizden yarım adım geri kalmayarak yürüdüler.

    Belki erkeklerimiz memleketi istilâ eden düşmana karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüs germekle düşman karışsında buldular. Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun zayıf kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Memleketin var olması imkânını hazırlayan kadınlarımız olmuştur ve kadınlarımız olmaktadır.

    Kimse inkâr edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır.

    Çift süren, tarlayı eken, ormandan odun ve keresteyi getiren, mahsulleri pazara götürerek paraya çeviren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısı ile kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip cephenin mühimmatını taşıyan hep onlar, hep o ilâhi Anadolu kadınları olmuştur.

    Türk ınkilabı
    Türk inkılabı nedir? Bu inkılâp, kelimenin ilk anda işaret ettiği ihtilâl mânasından başka, ondan daha geniş bir değişikliği ifade etmektedir. Bugünkü devletimizin şekli, asırlardan beri gelen eski şekilleri ortadan kaldıran en gelişmiş tarz olmuştur.

    Milletin, varlığını devam ettirmesi için fertleri arasında düşündüğü müşterek bağ, asırlardan beri gelen şekil ve mahiyetini değiştirmiş, yani millet, dinî ve mezhebi bağlantı yerine Türk Milliyeti bağıyla fertlerini toplamıştır.

    Millet, beynelmilel umumî mücadele sahasında hayat sebebi ve kuvvet sebebi olacak ilim ve vasıtanın ancak çağdaş medeniyette bulunabileceğini bir değişmez gerçek olarak prensip saymıştır.

    Büyük milletimizin hayatının seyrinde vücuda getirdiği bu değişiklikleri herhangi bir ihtilâlden çok fazla, çok yüksek olan en muazzam inkılâplardandır.
    1925

    Hakikî inkılâpçılar onlardır ki, ilerleme ve yenileşme inkılâbına yöneltmek istedikleri insanların ruh ve vicdanlarındaki gerçek eğilime sızmasını bilirler. Bu münasebetle şunu da ifade edeyim ki, Türk milletinin son senelerde gösterdiği harikaların, yaptığı siyasî, sosyal inkılâpların gerçek sahibi kendisidir. Sizsiniz. Bu istidat ve gelişme mevcut olmasaydı onu yaratmağa hiçbir kuvvet ve kudret kâfi gelemezdi. Herhangi bir gelişme devresinde bulunan bir insan kitlesini bulunduğu vaziyetten kaldırıp damdan düşer gibi filân gelişme seviyesine eriştirmek imkânsızlığı tabiî izaha muhtaç değildir. Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılaplarımızın temel prensibi budur. Bu gerçeği kabul edemeyen zihniyetleri darmadağın etmek zarurîdir. şimdiye kadar milletin dimağını paslandıran, uyuşturan bu zihniyette bulunanlar olmuştur. Herhalde zihniyetlerde mevcut uydurma hikâyeler tamamen kovulacaktır. Onlar çıkarılmadıkça dimağa gerçek nurlarını yerleştirmek imkânsızdır.
    1925

    Uçurum kenarında yıkık bir ülke... Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... Yıllarca süren savaş... Ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız inkılâplar... ışte Türk genel inkılâbının bir kısa ifadesi...
    1935

    Türkiye'yi, derece derece mi ilerletmeli, anî olarak mı? ıki sistem var, biri malûm, büyük Fransız ihtilâlindeki tarz: Rejimler değişecek, ihtilâllere karşı mukabil ihtilâller yapılacak. Sağ solu tepeler, sol sağı süpürürken bir de bakılacak ki bir buçuk asırlık zaman geçmiş... Bu milletin damarlarında o kadar bol kan ve önünde o kadar geniş zaman var mı?
    1922

    ınkılâbın kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız inkılâp ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki devirlerde de böyle olacaktır.
    1923

    ınkılâp güneş kadar parlak, güneş kadar sıcak ve güneş kadar bizden uzaktır. ıstikametimi daima o güneşe bakarak tâyin eder ve öylece ilerlerim, ilerlerim, parlaklığı ve sıcaklığı ilerlememe müsaade edinceye kadar ilerlerim. Tekrar ilerlemeğe devam etmek üzere dururum, tekrar güneşe bakarak istikamet alırım.

    Milletlerin tarihinde bazı devirler vardır ki, muayyen maksatlara erebilmek için maddî ve manevi ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı istikamete yöneltmek lâzım gelir. Yakın senelerde milletimiz böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin mühim neticelerini kavramıştır.

    Memleketin ve inkılâbın içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması lâzımdır.

    Aynı cinsten olan kuvvetler müşterek gaye yolunda birleşmelidir.
    1931

    Bütün dünya bilsin ki benim için bir taraflılık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı, fikrî ve sosyal inkılâp taraftarlığı. Bu noktada, yeni Türkiye topluluğunda bir ferdi, hariç düşünmek istemiyorum.
    1924

    Genç fikirli demek, doğrultuyu gören ve anlayan hakikî fikirli demektir. Milletin hakîm emelleri, görüş noktası budur. Hepimiz ona uymaya mecburuz.
    1925

    Arkadaşlar, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâplar için nurun ve münevverin yoluna gideceğiz; hedef ve hünerimiz cahil kütleyi de nurlandırarak yolumuzda yürütmek ve onu aydınlığa çıkarmaktır. Cumhuriyetimizi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak isteğimizi köstekleyecek herhangi bir referanduma gitmek yalnız cehalet değil hıyanet olur. Yüzde seksenine okuma yazma öğretilmemiş bir memlekette inkılâplar plebisitle olmaz!...
    1984

    Milletin uyanıklığına, milletin ilerleme ve gelişme istidadına güvenerek, milletin azminden asla şüphe etmeyerek Cumhuriyetin bütün gereklerini yapacağız. Birçok güçlükler ve engeller karşısında bulunduğumuzu biliyoruz. Bunların hepsini tetkik ile, azim ve iman ile ve millet aşkının sarsılmaz kuvvetiyle birer birer çözüp sonuçlandıracağız. O millet aşkı ki herşeye rağmen sinemizde sönmez bir kuvvet, dayanıklılık ve ateş kaynağıdır.
    1924

    Bizim milletimiz vatanı için, hürriyeti ve egemenliği için, hürriyeti ve egemenliği için fedakâr bir halktır; bunu ispat etti. Milletimiz yaptığı inkılâpların kıskanç müdafiidir de. Benliğinde bu faziletler yerleşmiş bir milleti yürümekte olduğu doğru yoldan hiçbir kimse, hiçbir kuvvet alıkoyamaz.
    1924

    Türkiye'de doğan inkılâp güneşi yükselerek hararetini yaydıkça, Türk milletinin kalbi büsbütün dünyanın büyük ve takdire değer eserlerine karşı sıcak bir sevgiyle dolmuş, bütün ilerleme prensiplerini tamamiyle benimsenmiştir.
    1923

    Her türlü yükselme ve olgunlaşmaya istidatlı olan milletimizin sosyal ve fikrî adımlarını kısaltmak istiyen engeller mutlaka ortadan kaldırılmalıdır.
    1924

    Biz, büyük bir inkılâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Bir çok eski müesseseleri yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak lâzım. En ileri demokrasilerde bile rejimi korumak için, sert tedbirlere müracaat edilmiştir. Bize gelince, inkılâbı koruyacak tedbirlere daha çok muhtacız.
    1925

    Ulaştırma ve Bayındırlık

    Halk, köylüler bana her yerde iş programını şu iki kelime ile ihtar ettiler:

    Yol, mektep. Hattâ yoldan bahsederlerken yol köylünün kanadıdır. Demeleriyle herşeyden evvel ona ehemmiyet verdikleri anlaşılıyor. Gerçekten bütün ekonomi birinci kelimenin ve herşey ikinci kelimenin içindedir.
    1934

    Ekonomik hayatın faaliyet ve canlılığı, ancak ulaştırma vasıtalarının, yolların, trenlerin, limanların durumu ve derecesiyle orantılıdır.
    1922

    Memleketimizi demiryolları ile ve üzerinde otomobiller çalışır muntazam yollarla şebeke haline getirmek mecburiyetindeyiz. Çünkü Batının ve dünyanın araçları bunlar oldukça, trenler oldukça, bunlara karşı merkepler ve kağnı ile ve tabiî yollar üzerinde yarışa girişmenin imkânı yoktur.
    1923

    Demiryolları bir ülkeyi medeniyet ve refah nurlarıyle aydınlatan kutsal bir meşaledir.
    1937

    Ekonominin gelişmesinde başlıca lüzumlu olan, yollar, demiryolları, limanlar, kara ve deniz ulaştırma vasıtaları millî mevcudiyetin maddî ve siyasî kan damarlarıdır. Refah ve kuvvet vasıtasıdır.
    1930

    Ziraat

    Milletimiz çok büyük elemler, mağlûbiyetler, facialar görmüştür. Bütün olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa bunun temel sebebi şundandır: "Çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, diğer elindeki sapanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük ekseriyeti çiftçi olmasaydı biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktır."
    1923

    Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını yeni ekonomik tedbirlerle son hadde eriştirmeliyiz. Köylünün çalışmasının neticeleri ve verimleri kendi menfaati lehine son hadde çıkarmak ekonomik siyasetimizin temel ruhudur.
    1922

    Türk köylüsünü 'Efendi' yerine getirmedikçe memleket ve millet yükselemez.

    Kılıç kullanan kol yorulur, nihayet kılıcı kınına koyar ve belki kılıç o kında küflenmiye, paslanmıya mahkûm olur. Fakat sapan kullanan kol gün geçtikçe daha ziyade kuvvetlenir ve daha çok kuvvetlendikçe daha çok toprağa malik ve sahip olur.


    1923

    Millî ekonominin temeli ziraattir. Bunun içindirki, ziraatte kalkınmıya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar, bu maksada erişmeyi kolaylaştıracaktır.
    1937

    Fakat, bu hayatî işi, isabetle amacına ulaştırabilmek için, ilk önce ciddî etütlere dayalı bir ziraat siyaseti tesbit etmek ve onun için de, her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrıyabileceği ve severek tatbik edebileceği bir ziraat rejimi kurmak lâzımdır. Bu siyaset ve rejimde, önemli yer alabilecek noktalar başlıca şunlar olabilir:
    Bir defa, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın, hiçbir sebep ve suretle, bölünmez bir mahiyet alması. Büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus kesafetine ve toprak verim derecesine göre sınırlandırmak lâzımdır.


    1937

    Eğer milletimizin çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık.
    Mart 1928

    Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki emeklerini asrî, iktisadî tedbirlerle azamî haddine çıkarmalıyız. Köylünün çalışmalarının netice ve semeresini kendi menfaati lehine azamî haddine yükseltmek, istisadî siyasetimizin temel taşıdır.
    1922

    Onun için, bir yandan çiftçinin emeğini arttıracak ve semereli kılacak bilgi, vasıta ve fennî aletlerin kullanma ve yapılmasına, öte yandan onun çalışmalarının neticelerinden azamî derecede faydalanmasını temin edecek iktisadî tedbirlerin alınmasına çalışmak lâzımdır.
    1922

  26. Doğadostu Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    aysekorucu (06-10-2007)

  27. #14
    dilil'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    May 2006
    Cinsiyet:

    Eczacılık Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    1 Yıldır Üyeyim6 Aydır Üyeyim1 Aydır Üyeyimiuforum'a Hoşgeldin!1.000 GP'ım var.

    Varsayılan Atatürk diyor ki:


    ATATÜRK DıYORKı;



    Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

    Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

    Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

    Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

    Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

    Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.

    Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.

    Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.

    Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

    Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

    Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

    Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.

    Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

    Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.

    Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.

    Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı ıslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.

    Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.

    Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.

    Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.

    Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.

    Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.

    ınsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

    Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

    Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

    Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

    Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

    Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. ışte parola budur.

    Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

    Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

    Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.

    Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.

    Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.

    Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir.

    Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.

    Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.

    Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.

    Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.

  28. dilil Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    aysekorucu (06-10-2007)

  29. #15
    Dondurulmuş Üyelik
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Oct 2006
    Yaş
    25
    Cinsiyet:

    Sosyal Bilimler Meslek YO
    Genç Puan Başarılar:
    1000 Mesajım Var2500 Mesajım Var5000 Mesajım Var1500 Mesajım Var1.000 GP'ım var.

    Varsayılan ATATÜRK diyor ki:


    Ölümünün 68. yılında Atamız`ı andığımız bu 10 Kasım günü, Atamızın söylediği bazı önemli sözleri hatırlayalım dedik. Ulu Önderimiz, Büyük Komutan, Mustafa Kemal Atatürk ders çıkarabileceğimiz, örnek alabileceğimiz o kadar çok söz söyledi ki. İşte Atamız`ın bazı önemli sözlerinden bir kaçı;

    Atatürk Diyor ki;

    - Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

    - Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz

    - Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

    - Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

    - Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

    - Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.

    - Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.

    - Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.

    - Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

    - Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

    - Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

    - Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.

    - Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

    - Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.

    - Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.

    - Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.

    - Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.

    - Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.

    - Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.

    - Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.

    - san topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

    - Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

    - Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

    - Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

    - Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

    - Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.

    - Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

    - Sizler, yani yeni Türkiye`nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

    - Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.

    - Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.

    - Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.

    - Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir.

    - Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.

    - Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir

    - Türkiye`nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi`nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.

    - Ekonomik kalkınma, Türkiye`nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.

    Mustafa Kemal Atatürk

  30. #16
    bulutsuzgece'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Oct 2006
    Yaş
    27
    Cinsiyet:

    İşletme Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    3 Yıldır Üyeyim100 Konum Var500 Mesajım Var1000 Mesajım Variuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan Atatürk'ün Türklük hakkında sözleri...


    -Türkiye Türklerindir.

    -Kanını taşıyandan başkasına inanma

    -Dünya yüzünde Türk ten daha büyük,ondan daha eski,ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir.

    -Birgün, ressamlar Türk'ün, simasını kaybederlerse yıldırımı alsınlar, yapıversinler.

    -Türklerin yaşadıkları heryer misak-ı milli sınırları içerisindedir.

    -Hayattaki yegane üstünlüğüm Türk doğmaktır!

    _Biz doğrudan doğruya Türk severiz ve Türk milliyetçisiyiz.

    _Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dğnyaya gelmemdir.

    -Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

    -Bu ülke, tarihte Türk'tü bugünde Türk'tür ve sonsuza kadar Türk olarak yaşayacaktır.

    -Yüksel Türk
    Senin için yüksekliğin hududu yoktur.

    -Taş kırılır, tunç erir ama Türklük ebedidir.

    -Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır Türk milleti zekidir.

    -Türk Türk olduğu için asildir. Çoğumuz büyükbabamızın babasınıhatırlamayız. Bütün soy gururumuzu Türk olmanın içnde buluruz.

    -Türklük benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.

    -Ulusal varlığımızla düşman olanlarla dost olmayalım.

    -Türk çetin işler başarmak için yaratılmıştırç

    -Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki ASİL kanda mevcuttur.

    -Bir Türk cihana bedeldir.

    -NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE..............

  31. bulutsuzgece Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz:

    aysekorucu (06-10-2007), ceyLAN (30-01-2007), Cure (24-01-2007), çalımsoykası (25-01-2007), ergburak (04-02-2007), lol (24-01-2007), sultan sencer (24-01-2007), Tatanka_Iyotake_ (25-01-2007), UtkU (31-01-2007)

  32. #17

    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Jun 2006
    Yaş
    25
    Cinsiyet:

    Fen Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    2 Yıldır Üyeyim1 Yıldır Üyeyim6 Aydır Üyeyim1 Aydır Üyeyimiuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan AtatÜrk' ün Sözleri (Geniş Arşiv)


    A
    ADALET
    "Adalet gücü bagimsiz olmayan bir milletin, devlet halinde varligi kabul olunmaz."
    1920.
    "Zamanin degismesiyle hükümlerin degismesi inkâr olunamaz." Kurali adlî politikamizin temelidir.
    1922.
    ADLIYE
    " En yeni kanunlarla donanmis olan adliyemizin basireti ve adaleti uygulamak için gösterdigi dikkat milletin huzur ve nizamini korumaga kâfi ve muktedirdir."
    01.11.1929, T.B.M.M. 3. Dönem 3.Toplanma Yilini Açarken.
    " Adliyemizin emin oldugumuz yüksek gücü sayesindedir ki, Cumhuriyet, kaçinilmaz gelisimi takip edebilecek ve türlü sekil ve türdeki tecavüzlere karsi vatandasin
    hukukunu ve memleketin düzenini koruyabilecektir."
    01. 11. 1930 T.B.M..M. 3. Dönem 4. Toplanma Yilini Açarken.

    ADLIYE SIYASETI
    "Adliye politikamizda takip edilecek gaye, evvela halki yormaksizin süratle, isabetle, emniyetle adaleti dagitmaktir. Ikinci olarak toplumumuzun bütün dünya ile
    temasi dogal ve zorunludur; bunun için adaletimizin seviyesini bütün medeni toplumlarin derecesinde bulundurmak mecburiyetindeyiz. Bu hususlari saglamak için mevcut
    kanun ve usüllerimizi bu bakis açilarina göre yenilemekteyiz ve yenileyecegiz"
    01. 03. 1922, T.B.M.M., 3. Toplanma Yilini Açarken.

    AHLAK
    "Hiç bir millet yoktur ki, ahlâk esaslarina dayanmadan ilerlesin "
    24. 12. 1919., Kirsehir Gençler Dernegindeki Hitabe.
    "Tehdit esasina dayanan ahlâk, bir fazilet olmadiktan baska güvene de lâyik degildir."
    25. 08. 1924, Muallimler Birligi Kongresi Üyelerine.

    AILE HAYATI
    "Medeniyetin esasi, gelisme ve gücün temeli aile hayatindadir. Bu hayatta fenalik, muhakkak sosyal, ekonomik, siyasal güçsüzlüge sebep olur. Aileyi teskil eden
    kadin ve erkek unsurlarin dogal haklarina sahip olmalari, aile görevlerini basaracak güçte olmalari gereklidir."
    30. 08. 1924, Dumlupinar'da Konusma.
    " Efendiler, sosyal hayatin kökeni, aile hayatidir. Aile, açiklamaya gerek yoktur ki, kadin ve erkekten olusur"
    28. 08. 1925, Inebolu'da Bir Konusma.

    ALLAH
    "Tanri birdir, büyüktür"
    01. 11. 1922, T.B.M.M."Biliriz ki, Allah dünya üzerinde yarattigi bu kadar nimetleri, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlik içinde
    yasasinlar diye yaratmistir.Ve âzami derecede faydalanabilmek için de, bugün kâinattan esirgedigi zekâyi, akli insanlara vermistir.."
    17. 02. 1923, Izmir Iktisat Kongresini Açis Söylevi.

    ANAYASA
    "Anayasa, milletin tamamiyla arzularini ve meclisin mahiyetini ve gerçek seklini gösterir bir kanundur"
    21. 02. 1921, T.B.M.M." Anayasa da, Osmanli Imparatorlugunun, Osmanli Devletinin öldügünü idrak ve ifade ve onun yerine yeni Türkiye Devleti'nin geçtigini ilân eyleyen ve bu
    devletin hayatinin da kayitsiz sartsiz hakimiyetin milletin elinde kalmasiyla mümkün oldugunu ifade eden bir kanundur"
    17. 02. 1923, Izmir Iktisat Kongresi Açis Söylevi.
    "Anayasanin asil ruhu ise kitaplara geçmesinden evvel milletin dimaginda ve vicdaninda toplanmis olmasiyla ve ancak bunun ifadesi olmak üzere kurdugu meclise
    verdigi gerçek görev ile senelerden beri hükümlerini fiilen uyguluyor olmasiyla ve en nihayet kanun seklinde dünyanin gözleri önüne konmasiyla gerçeklesmistir"
    16. 01. 1923, Istanbul Gazete Temsilcilerine Hitap.

    ANNE
    " Büyük basarilar, degerli analarin yetistirdikleri seçkin çocuklarin yardimiyla meydana gelir. "
    1923." Kadinin en büyük vazifesi analiktir. Ilk terbiye verilen yer ana kucagi oldugu düsünülürse bu görevin önemi gerektigi gibi anlasilir."
    31. 01. 1923, Izmir'de Halk ile Konusma.

    ASAR VERGISI
    "Memleketin basinda ortaçagin en insafsiz belâsi olarak hâlâ musallat duran asarin kaldirilmasini yüce meclise teklif edebilecek bir ekonomik seviyeye Cumhuriyet
    idaresinin bir senede ulasmis olmasi, cidden memnuniyet vericidir."
    01. 11. 1924, T.B.M.M. 2.Dönem 2.Toplanma Yilini Açarken.
    "Köylümüz ve ziraatimiz üzerindeki asar kâbusunun ortadan kaldirilmasi ile meydana gelen rahatlik, milletin daha çok üretmek, daha rahat olmak için çalismak
    arzularini tesekkür edilecek bir derecede arttirmistir."01. 11. 1925, T.B.M.M. 2. Dönem 2. Toplanma Yilini Açarken.

    ASILAMA
    "Yayilan ve bulasici hastaliklara karsi insanlari muhafaza hususunda hizmetleri görülen asilari hazirlamakla mesgul Hifzisihha müesseselerimiz tam
    bir basariyla çalismasina devam ve mücadeleye faydali hizmetler ifa etmektedirler. 1921 yili içerisinde üç milyon kisilik çiçek asisi yapabilen
    Sivas müessesesi geçen sene içinde bes milyon kisilik çiçek asisi, bes yüz otuz yedi kilogram kolera, dört yüz yedi kilogram tifo asilari
    üretmis ve bunlar âhâliye yeter derecede uygulanmistir"
    01.03.1923, T.B.M.M. 4.Toplanma Yilini Açarken.

    AYDIN
    "Aydin sinifi ile halkin anlayis ve hedefi arasinda dogal bir uygunluk olmasi lazimdir. Yani aydin sinifin halka telkin edecegi fikirler, halkin ruh
    ve vicdanindan alinmis olmalidir"
    20.03.1923, Konya Gençleriyle Konusma.

    "Aydinlarimiz, milletimi en mutlu yapayim der. Baska milletler nasil olmussa onu da aynen öyle yapalim der. Ama düsünmeliyiz ki, böyle bir
    teori hiç bir devirde muvaffak olmus degildir. Bir millet için saadet olan bir sey diger millet için felaket olabilir. Ayni sebep ve sartlar birini mutlu
    ettigi halde digerlerini bedbaht edebilir. Onun için millete gidecegi yolu gösterirken dünyanin her türlü ilminden, kesiflerinden, gelismelerinden
    istifade edelim, ama unutmayalim ki, asil temeli kendi içimizden çikarmak mecburiyetindeyiz."
    20.03.1923, Konya Gençleriyle Konusma.

    "Aydinlarimiz içinde çok iyi düsünenler vardir. Fakat genellikle su hatamiz vardir ki, arastirma ve çalismamiza zemin olarak çok vakit
    kendi memleketimizi, kendi tarihimizi, kendi geleneklerimizi, kendi özelliklerimizi ve ihtiyaçlarimizi almaliyiz. Aydinlarimiz belki bütün dünyayi,
    bütün diger milletleri tanir, ama kendimizi bilmeyiz."
    20.03.1923, Konya Gençleriyle Konusma.

    B
    BAGIMSIZLIK

    " Tam bagimsizlik, ancak ekonomik bagimsizlikla mümkündür."
    (1922)


    " Biz baris istiyoruz dedigimiz zaman, tam bagimsizlik istedigimizi herkesin anlamasi gerekir."
    (1923)

    BAKIR (Üretimi)

    "Artvin civarinda bakir madenlerinden birinin isletmeye baslamasindan memnun olduk. Ergani bakir madeninin isletmeye baslatmasini, memleket
    için mühim bir fayda olarak görüyoruz"

    01.11.1936, T.B.M.M. 5.Dönem 2. Toplanma Yilini Açarken.

    BALKAN ANTLASMASI

    " Balkan Antlasmasi, Balkan devletlerinin, birbirlerinin varliklarina özel saygi beslenilmesini göz önünde tutan mutlu bir belgedir."
    01.11.1934, T.B.M.M. 4.Dönem 4. Toplanma Yilini Açarken.


    "Önemli bir hâdise de Balkan Pakti'dir. Dört devlet; kendi güvenleri için ve Balkanlarin, karisma ve karistirma konusu olmaktan çikmasi için
    içten bir kanaatle birbirlerine baglanmislardir. Balkanli baglasiklarimizla gittikçe artan bir beraberlik ve dayanisma siyasasi güdüyoruz."
    09.05.1935, C.H.P. 4. Büyük Kurultayini Açarken.

    BARIS

    " Türk Baris sartlari, Misak-i Millî'nin ilân edildigi gün olan 28 Ocak 1920 tarihinden beri bütün cihanca malûmdur. Bu sartlar su suretle
    özetlenebilir: Türkiye'nin millî hudutlari içinde siyasî ve iktisadî tam istiklâlinin tasdiki Fransa ile imzalanan 20 Aralik itilâfi Türkiye'nin,
    istiklâline hürmet edildikçe barissever ve uyusmaci oldugunu ispat eder."
    11.01.1922, Entransigeant Muhabirine Demeç.

    "Memleketimizin zulmen ugradigi tahribati imar ve senelerden beri türlü türlü engeller altinda baski uygulanan ekonomi hayatimizin mesru
    gelisimini temin ve fen ve irfan içinde çaliskan bir hayata kavusturmak baris sartlarimizdir."
    24.10.1922, United Press Muhabiri ile Demeç.



    "Büyük Millet Meclisi samimi olarak baris istiyor. Cidden baris istedigimizi herkes anlayabilir. Çünkü memleketimizi imar edebilmek için
    barisa muhtaciz."
    22.12.1922, Morning Post Muhabirine Demeç.

    "Barisi kanla degil, mürekkeple imza etmek istiyorduk."
    23.01.1923, Morning Post Yazari Grace Ellison'a Demeç.

    "Evvelâ, barissever oldugumuz için barisi arzu ediyoruz. Ikinci olarak, devamli muharebeler dolayisiyla memleket barisa tanzim ve imara
    çok muhtaçtir. Fakat baris olmayacak olursa yine mücadeleye devam edecek ve mutlaka memleket için lüzumlu olan neticeyi elde edecegiz"
    16.01.1923, Arifiye'de Konusma.

    " Gerçekte baris bizim için ne kadar faydali ise, muhataplarimiz için de o kadar faydali ve lazimdir. Çünkü bundan sonra memleketimizin imar
    ve ihyasi için çalismak istiyoruz. Onlarin da bu lüzumu idrak etmemelerine imkân yoktur"
    22.01.1923, Bursa Sark Sinemasinda Halka Konusma.



    BASIN

    "Basin, milletin müsterek sesidir. Bir milleti aydinlatma ve uyarmada, bir millete muhtaç oldugu fikrî gidayi vermekte, özet olarak bir milletin
    mutluluk hedefi olan müsterek istikamette yürümesini teminde basli basina bir kuvvet, bir okul, bir rehberdir."
    (1922)
    "Türkiye basini milletin gerçek ses ve iradesinin dogdugu yer olan cumhuriyetin etrafinda çelikten bir kale meydana getirecektir. Bir fikir
    kalesi, zihniyet kalesi. Basin mensuplarindan bunu istemek, cumhuriyetin hakkidir...."
    05.02.1924, Izmir'de Gazetecilerle.

    "...Cumhuriyet devrinin kendi anlayis ve ahlâkini tasiyan basinini yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetistirir. Bir taraftan geçmis devir gazetelerinin
    ve adamlarinin düzeltilmesi mümkün olmayanlari milletin nazarinda belirlenirken, öte taraftan Cumhuriyet basininin temiz ve feyizli sahasi
    genisleyip yükselmektedir. Büyük ve soylu milletimizin yeni çalisma ve medeniyet hayatini kolaylastirip tesvik edecek iste ancak bu anlayistaki
    basin olacaktir."
    2. Dönem 3. Toplanma Yilini Açarken, 1.Kasim.1925.

    BASARI

    "Milletimiz, tek bir vücut gibi gösterdigi birlik ve gayret sayesinde basariya ulasmistir."
    Büyük Zafer Hakkinda, 4 Ekim 1922.

    " Bilelim ki, kazandigimiz basari milletin kuvvetlerini birlestirmesinden ileri gelmistir. Ayni basarilari ileride de kazanmak istiyorsak, ayni
    temele dayanalim ve ayni yolda yürüyelim."
    (1923)

    " Zafer "Zafer benimdir" diyebilenindir; basari "basarili olacagim" diye baslayanin ve "basarili oldum" diyebilenindir."
    11. 01. 1925, Konya'da Bir Konusma.
    BASKAN
    " Baskan olan kimsenin milletin ülküsüne göre hareket etmesi ve milletin ruhiyatina vakif olduktan sonra, o milletin istegine göre hareket
    etmesi gerekir"
    30. 11. 1929, Vossiche Zeitung Muhabirine Demeç.

    BASKENT
    " Yeni Türkiye'nin baskenti meselesine gelince bunun cevabi kendiliginden belli olur : Ankara Türkiye Cumhuriyetinin baskentidir. "
    27.09.1923, Neue Freie Preese Muhabirine Demeç.


    BATILILASMAK
    "Türklerin asirlardan beri takip ettigi hareket, devamli bir istikameti korudu. Biz daima dogudan batiya dogru yürüdük. Eger bu son
    senelerde yolumuzu degistirdikse, itiraf etmelisiniz ki, bu bizim hatamiz degildir. Bizi siz mecbur ettiniz. Bu degisiklik gelip geçici ve istemeksizin
    oldu.
    Takdir etmelisiniz ki, doguda ikâmetgâh seçimine mecbur oldugumuz için, irkimizin besigi ile alâkadar olmasi nedeniyle mümkün oldugu kadar
    yakin batida bir ikametgâh seçtik. Fakat vücutlarimiz doguda ise fikirlerimiz batiya dogru yönelik kalmistir."
    29.10.1923, Fransiz Muhabiri Maurice Pernot'ya Demeç.

    "Memleketimizi çagdaslastirmak istiyoruz. Bütün çalismamiz Türkiye'de çagdas, doyayisiyla batili bir hükümet meydana getirmektir.
    Medenîyete girmek arzu edip de, batiya yönelmemis millet hangisidir?... "
    29.10.1923, Fransiz Muhabiri Pernot'ya Demeç.

    BAYINDIR
    "Her Türk çiftçi ailesinin geçinecegi ve çalisacagi topraga sahip olmasi mutlaka gereklidir. Vatanin saglam temeli ve bayindir hale getirilmesi
    bu esastatir."
    Besinci Dönem Ikinci Toplanma Yilini Açarken, 01. 11. 1936.

    BAYRAK
    " Bayrak bir milletin bagimsizlik alâmetidir. Düsmanin da olsa hürmet etmek lazimdir."
    (1922)

    BEDEN EGITIMI
    " Esas olan, bütün her yastaki Türkler için beden egitimi saglamaktir Saglam kafa saglam vücutta bulunur sözünü atalarimiz bosuna söylememislerdir. "
    (1937)

    BOGAZLAR MESELESI
    " Tarihte birçok defa münakasa ve ihtiras vesilesi olmus olan Bogazlar, artik tamamiyle Türk hâkimiyeti idaresinde, yalniz ticaret ve
    dostluk iliskilerinin gerçeklesme yolu haline girmistir. Bundan böyle savasan her hangi bir devletin savas gemilerinin Bogazlardan geçmesi yasaktir."
    01.11.1936, T.B.M.M. 5.Dönem 2. Toplanma Yilini Açarken.

    BOLSEVIK
    "Biz onlarla bir dostluk anlasmasi imzaladik Baslica sartlarden biri su ki, Ruslar memleketimizde propaganda ve kiskirtmalar
    yapamayacaklar, çünkü Sovyet teskilâtiyla bizim teskilâtimiz arasinda esasli farkliliklar vardir."

    Agustos 1921, Associated Press Muhabirine Demeç.
    "Türkiye'de Bolseviklik olmayacaktir. Çünkü Türk hükûmetinin ilk gayesi, halka hürriyet ve mutluluk vermek, askerlerimize oldugu kadar,
    sivil halkimiza da iyi bakmaktir"
    21.06.1935, Gladys Baker'e Verilen Demeç.

    BULASICI HASTALILIKLAR
    "Saglik konusundaki çalismalarimizin mühim bir kismi bulasici hastaliklarin önlenmesine ve yayilmasinin durdurulmasina sarfedildi. Bu
    türlü hastaliklardan yalniz çiçek ve lekeli humma bazi bölgelerde sinirli bir sekilde yayilma egilimi göstermis ise de vaktiyle alinmis olan ve
    devam edilen önleyici ve koruyucu tedbirlerle önlerine geçilmistir"
    01. 03. 1923, T.B.M.M. 4. Toplanma Yilini Açarken.

    BURSA
    " Efendiler: Bursa ziraat memleketidir, ticaret memleketidir ve sanat memleketidir , sifa memleketidir. Bursa, sahip oldugu dogal güzellikleriyle
    bolluk ve mutluluk memleketidir"
    11. 09. 1924, Bursalilarla Konusma.

    BÜYÜK ZAFER
    "30 Agustosta sevk ve idare ettigim muharebe, Türk milletinin yanimda bulundugu halde, idare ettigim ilk ve son muharebedir. Bir insan
    kendini, milletle beraber hissettigi zaman, ne kadar kuvvetli buluyor bilir misiniz? Bunu tarif zordur. Eger ben, açiklamakta zayif kalirsam beni
    hos görünüz."
    30. 08. 1928, Basin Mümessillerine Demeç.

    C
    CAMI
    "Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksizin yatip kalkmak için yapilmamistir. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için
    neler yapilmak lazim geldigini düsünmek yani mesveret için yapilmistir"
    07. 02. 1923, Balikesir'de Halkla Konusma.

    CEHALET
    "Milleti kendi benligine sahip yapmayan, milleti asirlarca kendi hakkinda gafil bulunduran hep bu cehalettir. Hükümdarlarin, sunun, bunun,
    milleti esir gibi, köle gibi kullanmalari, bütün vatani kendi özel mülkleri gibi düsünmeleri, hep milletin bu bilgisizliginden istifade edilmek sayesinde
    idi. Gerçek kurtulusu istiyorsak, herseyden evvel, bütün kuvvetimiz, bütün süratimizle bu cehaleti ortadan kaldirmaya mecburuz"
    21. 03. 1923, Konya, Lise Ögr. ve Ögrencileri ile Konusma.

    "Biz cahil dedigimiz vakit, mutlaka mektepte okumamis olanlari kastetmiyoruz. Kastettigim ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumus olanlardan
    en büyük cahiller çiktigi gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikati gören hakiki âlimler çikar."
    18. 03. 1923, Tarsus'ta Çiftçilerle Konusmasi.

    CEZAEVLERI (Hapishaneler)

    "Hapishaneler meselesi pek mühimdir. Durumlarinin iyilestirilmesi için kisisel hürriyeti kaldirilan vatan çocuklari ceza sürelerinin sonunda, topluma
    faydali olacak bir üye olarak yetistirme vasitalarini temin için Içisleri Bakanligi uzun uzadiya arastirma ve istatistikleri yapti. Mevcut hapishanelerden
    uygun olanlarin ilmî usullere uygun bir surette tamirine ve yeniden hapishaneler yapimina girismek için bir insaat programi düzenlendi"
    01. 03. 1923, T.B.M.M. 4.Toplanma Yilini Açarken.

    " Cezaevlerinin terbiye, islah ve is esaslarina göre düzeltilmesi yolundaki hayirli faaliyetlerin genisletilmesi cemiyete; dogru yoldan saparak
    hürriyetini kaybetmis olan binlerce vatandasi faydali birer uzuv olarak kazandirmaktatir."

    01. 11. 1938, T.B.M.M. 5. Dönem 4. Toplanma Yilini Açarken
    Atatürk Adina Basbakan Celâl Bayar Tarafindan Okunan Söylev.


    CUMHURIYET

    " Yeni Türkiye Anayasasinin ilk maddelelerini size tekrar edecegim: Hakimiyet kayitsiz sartsiz milletindir . Yürütme kudreti, yasama yetkisi milletin tek
    ve gerçek temsilcisi olan mecliste toplanmistir. Bu iki kelimeyi bir kelimede anlatmak mümkündür: Cumhuriyet"
    27.09.1923, Neue Freie Preese Muhabirine Verdigi Demeç.

    " Cumhuriyet, fikir hürriyeti taraftaridir. Samimi ve yasal olmak sarti ile her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir. Yalniz muhaliflerimizin
    insafli olmasi lazimdir."
    04. 12. 1923, Tercüman-i Hakikat Basmuharririne Demeç.

    " Bütün dünya bilsin ki, benim için yandaslik vardir ; Cumhuriyet yandasligi, düsünsel ve toplumsal devrim yandasligi. Bu noktada yeni
    Türkiye toplulugunda, bir bireyi bunun disinda düsünmek istemiyorum. "
    (1924)

    " Cumhuriyet, ahlâki erdeme dayali bir idaredir. Cumhuriyet erdemdir. Sultanlik korku ve tehdide dayali bir idaredir. Cumhuriyet erdemli ve
    namuslu insanlar yetistirir. Sultanlik korkuya, tehdide dayali oldugu için korkak, alçak, sefil, rezil insanlar yetistirir. Aralarindaki fark bundan ibarettir."
    14. 10. 1925, Izmir Kiz Ögretmen Okulunda Bir Konusma.

    "Temeli büyük Tük milletinin ve onun kahraman evlatlardan meydana gelen büyük ordumuzun vicdaninda akil ve suurunda kurulmus
    olan cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun izalesi ile helaldar olabilecegi zehabinda bulunanlar, çok zayif
    dimagli bedbahtlardir. "
    19.06.1926, Anadolu Ajansina Demeç.
    " Demokrasi ilkesinin en çagdas ve en akilci uygulamasini saglayan yönetim sekli Cumhuriyettir."
    (1930)
    "Cumhuriyet, yeni ve saglam esaslariyla, Türk Milletini emin ve saglam istikbâl yoluna koydugu kadar, asil fikirlerde ve ruhlarda yarattigi güvenlik
    itibariyla, büsbütün yeni bir hayatin müjdeleyicisi olmustur."
    01. 11. 1936, 5. Dönem 2. Toplanma Yilini Açarken.

    CUMHURIYET HALK FIRKASI
    " Halk Firkasi halkimiza siyasi terbiye vermek için bir mektep olacaktir"
    07. 02. 1923, Balikesir'de Halkla Konusma.
    " Halk Firkasi, memleket ve millet her türlü dayanaktan mahrum birakilarak felâkete atildigi ugursuz hengâmede bütün milleti kadrosu içine alarak
    kuvvet ve kudret yapan, dis düsmanlarini kovan, iç düsmanlarini imha eden, halka hürriyet ve hâkimiyet temin eden kutsal bir cemiyettir. Halk
    Firkasi hiçbir safsataya iltifat etmiyerek Türk Cumhuriyetini kuran inkilâpçi bir ruhun bütün memleketlerde ortaya çikmasi ve gerçeklesmesidir. Halk
    Firkasi Türkiye'yi medeni âleme sokan ve orada yükseltmeyi taahhüt eden azimkâr bir firkadir"

    16. 09. 1924, Trabzon'da Halk Partililerle Konusma.
    " Bügün ülke yönetimi sorumlulugunu tasiyan heyet, bence ülkü ve amaç itibariyle, bütün milleti kapsayan ve unvani Halk Firkasi olan
    Cumhuriyet Firkasidir. Bu firkanin esas ilkesi, memleket ve milletin gerçek kurtulus ve mutlulugunu temine çalismaktir ve amaca ulastiran yol bence
    budur ve kararlastirilmistir. O da Cumhuriyeti takviye ve saglamlastirma ile beraber fikrî ve sosyal inkilâpta ve medeniyet ve aydinlanma yolunda
    milletin azimkârane ve muvaffakiyetle yürümesini temine delâlettir"
    20. 09. 1924, Samsunlularla Konusma.

    "Baskanligini tasimakla iftihar ettigim Cumhuriyet Halk Firkasi, diger memleketlerde oldugu gibi alelâde sokak politikasi yapan bir firka
    degildir. Hürmetle tekrar edecegim ki Halk Firkasi, Müdafaai Hukuk Cemiyeti gibi bütün milleti aydinlatma ve bütün millete kilavuzluk
    vazifesiyle mükelleftir. Firkamiza âdi politikacilik atfedenler nankör insanlardir"
    10. 10. 1925, Akhisar'da Bir Konusma

    Ç
    ÇALISMAK

    " Ilk isimiz milleti çaliskan yapmaktir. "

    Ocak 1923, Gazetecilere Yaptigi Konusma.
    " Hiçbir seye ihtiyacimiz yok, yalniz bir seye ihtiyacimiz vardir ; çaliskan olmak. Sosyal hastaliklarimizi arastirirsak asil olarak bundan baska, bundan mühim
    bir hastalik kesfedemeyiz. O halde ilk isimiz bu hastaligi esasli surette tedavi etmektir. Milleti çaliskan yapmaktir. Servet ve onun dogal sonucu olan refah
    ve saadet yalniz ve ancak çaliskan insanlarin hakkidir. "
    16. 01. 1923 , Istanbul Gazete Temsilcilerine.

    " Çalismak vakti gelmis, artik çalismak lazim
    Bilhassa gençler çalismalidir. "
    11. 04. 1923, Vatan Muhabirine Verilen Demeç.
    " Çalismak demek, bosuna yorulmak, terlemek degildir. Zamanin gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluslardan azamî derecede istifade
    etmek zorunludur. "
    (1923)
    " ...Gece gündüz zaten çalisiyorsunuz ; çalisiniz, hakikati bütün cihana tanitalim "
    30. 08. 1925, Daday'da Bir Konusma.
    " Kendiniz için degil millet için elbirligiyle çalisiniz . Çalismalarin en yüksegi budur.
    (1935)

    ÇIFTÇI
    " Arkadaslar, dünyada zaferlerin iki vasitasi vardir. Biri kiliç, digeri sapan Hakiki zafer kiliçla degil, sapanla yapilandir. Milletleri vatanlarinda
    yerlestirmenin, millete istikrar vermenin araci sapandir, sapan, kiliç gibi degildir. O kullanildikça kuvvetlenir Türk çiftçisi bir eliyle kilicini kullanirken,
    diger elindeki sapani topraktan ayrilmadi. Eger milletimizin çogunlugu çiftçi olmasaydi, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktik. "
    16. 03. 1923, Adana Çiftçileriyle Konusma.

    "... Çiftçi ve çoban bu millet için temel unsurdur. Gerçi, diger unsurlar bu temel unsur için lâzim ve faydalidir. Fakat hiçbir kuruntuya kapilmadan bilmeliyiz
    ki o temel unsur olmazsa diger unsurlar da yoktur. "
    16. 03. 1923, Adana Çiftçileriyle Konusma.

    " Memleketimiz su iki seyin memleketidir : biri çiftçi, digeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetistiren bir milletiz. Iyi çiftçi yetistirdik :
    çünkü topraklarimiz çoktur, iyi asker yetistirdik : Çünkü o topraklara kasteden düsmanlar fazladir. O topraklari sürenler, o topraklari koruyanlar hep
    sizlersiniz"
    18. 03. 1923, Tarsus'ta Çiftçilerle Konusma.

    " Memleketimizde yapilmasi lâzim devletin, esas konusu çiftçiliktir. Tüketici yasamak iyi degildir, üretici olalim ! "
    24. 08. 1925 ,Kastamonu'da Bir Konusma.
    " ...Bir defa, memlekette topraksiz çiftçi birakilmamalidir. Bundan daha önemli olani ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilen topragin, hiçbir sebep ve
    suretle, bölünemez bir mahiyet almasi. Büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin isletebilecekleri arazi genisligi, arazinin bulundugu memleket bölgelerinin
    nüfus yogunluguna ve toprak verim derecesine göre sinirlandirmak lâzimdir"
    01. 11. 1937, T.B.M.M. 5.Dönem 3. Toplanma Yilini Açarken.

    ÇOCUK
    " Küçük hanimlar, küçük beyler !
    Sizler hepiniz gelecegin bir gülü, yildizi, bir bahtinin aydinligisiniz. Memleketi asil aydinliga gark edecek sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kiymetli
    oldugunuzu düsünerek ona göre çalisiniz. Sizlerden çok seyler bekliyoruz ; kizlar, çocuklar ! "
    17. 10. 1922, Bursa, Çocuklara.

  33. Tatanka_Iyotake_ Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz:

    aysekorucu (06-10-2007), ergburak (04-03-2007), Francesco Totti (23-02-2007), Rüya (08-03-2007)

  34. #18

    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Jun 2006
    Yaş
    25
    Cinsiyet:

    Fen Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    2 Yıldır Üyeyim1 Yıldır Üyeyim6 Aydır Üyeyim1 Aydır Üyeyimiuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    D
    DEMIRYOLLARI
    " Türkiye hükûmetinin tesbit ettigi projeler dahilinde belirli zamanlar zarfinda vatanin bütün bölgeleri çelik raylarla birbirine baglanacaktir. Demiryollari
    memleketin tüfekten, toptan daha mühim bir emniyet silâhidir. Demiryollarini kullanacak olan Türk milleti, kaynagindaki ilk sanatkârliginin, demirciligin
    eserini tekrar göstemis olmakla iftihar edecektir. Demiryollari Türk milletinin refah ve medeniyet yollaridir. "
    13. 02. 1931, Malatya'da Bir Konusma.
    " Demiryolu yapmakta ilk milli tesebbüsün tatbikatina baslandigini bizzat görmek firsati, benim için cidden mesut bir tesadüftür. Memleketimizin asirlardan
    beri yolsuz birakildigi ve bir demiryoluna olan ihtiyacin siddeti düsünülürse, bu hususta girisimci olanlari ne kadar takdir etmek ve onlara ne derece
    yardimci olmak lâzim gelecegi pek güzel anlasilir"
    21. 09. 1924, Özel Tesebbüsle Yapilan
    Samsun-Çarsamba Demiryolunun Temel Atma Töreni.


    " Medeniyetin bugünkü araçlarini hattâ bugünkü fikriyatini demiryolu haricinde yayginlastirabilmek zordur. Demiryolu refah ve uygarlik yoludur "
    01. 11. 1924, T.B.M.M. 2. Dönem 2. Toplanma Yilini Açarken.

    " Demiryollari bir ülkeyi medenîyet ve refah isiklariyla aydinlatan kutsal bir mesaledir. Cumhuriyetin ilk senelerinden beri, dikkatle, israrla üzerinde
    durdugumuz demiryollari insaati siyaseti, hedeflerine ulasmak için durmadan basari ile tatbik olunmaktadir. "
    01. 11. 1937, T.B.M.M. 5Dönem 3. Toplanma Yilini Açarken.

    DEMOKRASI
    " Artik bugün, demokrasi fikri, daima yükselen bir denizi andirmaktadir. 20. yüzyil, birçok baskici hükümetlerin, bu denizde boguldugunu görmüstür . "
    (1930)

    DENIZCI

    " Deniz silâhlarina önem veriyoruz. Denizcilerimizin iyi silahli ve iyi talimli olarak hazirlanmalari büyük emelimizdir. "
    01. 11. 1936, T.B.M.M. 5. Dönem 2. Toplanma Yilini Açarken.


    DENIZCILIK

    " En güzel cografî vaziyette ve üç tarafi denizlerle çevrili olan Türkiye ; endüstrisi, ticareti ve sporu ile, en ileri denizci millet yetistirmek kabiliyetindedir.
    Bu kabiliyetten istifadeyi bilmeliyiz ; denizciligi, Türkün büyük millî ülküsü olarak düsünmeli ve onu az zamanda basarmaliyiz. "
    01. 11. 1937,T.B.M.M. 5.Dönem 3. Toplanma Yilini Açarken.

    DEVLETÇILIK

    " Ekonomik siyasetimizin önemli amaçlarindan biri de genel çikarlarimizi dogrudan dogruya ilgilendirecek kurumlar ve ekonomik girisimleri malî ve
    ilmî gücümüzün elverdigi ölçüde devletlestirmektir. Bu cümleden olarak, topraklarimizin altinda terk edilmis halde duran maden hazinelerini az zamanda
    isleterek, milletimizin yararina açik bulundurabilmek de bu yöntem ile gerçeklesir "
    01. 03. 1922, T.B.M.M. 3. Toplanma Yilini Açarken.

    " Partimizin takip ettigi program, bir yönden tamamiyla demokratik, halkçi bir program olmakla beraber iktisadî açidan devletçidir. Bu itibarla
    partimize dayanmakta olan cumhuriyet hükümetinin bütün açilardan vatandaslarin hayatiyla, istikbâliyle ve refahiyla ilgilenmesi dogaldir. Halkimiz huy
    olarak devletçidir ki, her türlü ihtiyaci devletten istemeyi kendisinde bir hak görüyor "
    27. 01. 1931, Izmir'de Firka Kongresinde Konusma.

    DEVRIM YASASI
    " Inkilâbin kanunu mevcut kanunlarin üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarimizdaki akimi bogmadikça, basladigimiz inkilâp ve yenilik bir an
    bile durmayacaktir. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktir. "
    (1923)
    " Uçurumun kenarinda yikik bir ülke Türlü düsmanlarla kanli bogusmalar Yillarca süren savas... Ondan sonra, içeride ve disarda saygi ile taninan
    yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunlari basarmak için arasiz devrimlerIste Türk genel devriminin bir kisa deyimi. "
    (1935)

    DIS BORÇLAR
    " Hükümetimizin her medenî devlet gibi dis borçlanmalar yapmasi geregi vardir. Su kadar ki, ödünç alinan yabanci paralarini simdiye kadar
    Babiâli'nin yaptigi gibi ödemeye mecbur degilmisiz gibi, maksatsiz israf ve kullanma ile borçlarimizin yükünü artirarak mali bagimsizligimizi tehlikeye
    atmaya kesinlikle karsiyiz. Biz memlekette, ilerlemeyi, üretimi, ve halkin refahini temin edecek, zenginlik kaynaklarimizi gelistirecek faydali
    borçlanmalara taraftariz. "
    01. 03. 1922, T.B.M.M. 3.Toplanma Yilini Açarken.

    DIS POLITIKA
    " Dis politika, iç teskilât ve iç politikaya, dayandirilmak mecburiyetindedir, yani iç teskilâtin tahammül edemeyecegi genislikte olmamalidir. Yoksa hayâlî
    dis politikalar pesinde dolasanlar, dayanak noktalarini kaybederler "
    17. 02. 1923, Izmir Iktisat Kongresini Açis Söylevi.
    " Dis politika bir toplumun iç yapisi ile siki sikiya ilgilidir. Çünkü iç yapisina dayanmayan dis siyasetler daima mahkûm kalirlar "
    23. 03. 1923, Afyonkarahisar Belediye Meclisi Üyeleriyle Konusma
    " Disislerinde dürüst ve açik olan politikamiz baris fikrine dayanir .Milletlerarasi herhangi bir meselemizi baris yoluyla halletmeyi aramak bizim menfaat
    ve anlayisimiza uyan bir yoldur. "
    (1929)

    DIKTATÖRLÜK
    " Ben diktatör degilim. Benim kuvvetim oldugunu söylüyorlar ; evet bu dogrudur. Benim arzu edip de yapamayacagim hiçbir sey yoktur. Çünkü, ben zoraki
    ve insafsizca hareket etmek bilmem. Bence diktatör, digerlerini iradesine boyun egdirendir. Ben, kalpleri kirarak degil, kalpleri kazanarak hükmetmek isterim. "
    21. 06. 1935, Gladys Baker'e Verilen Demeç.

    DIN
    " ... Bizim dinimiz hiçbir vakit kadinlarin erkeklerden geri kalmasini talep etmemistir. Allah'in emrettigi sey, Müslüman erkegin ve Müslüman kadinin
    beraber olarak bilim ve bilgi kazanmasidir "
    31. 01. 1923, Izmir'de Halk ile Konusma.

    " Bizim dinimiz en makul ve tabiî bir dindir. Ve ancak bundan dolayidir ki son din olmustur. Bir dinin tabiî olabilmesi için akla, fenne, ilme ve mantiga
    uymasi lazimdir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. "
    31. 1. 1923 Izmir'de Halk ile Konusama.


    " Insanlara feyz ruhu vermis olan dinimiz son dindir. Eksiksiz dindir. Çünkü dinimiz akla mantiga, hakikate tamamen uyuyor ve uygun düsüyor. "
    07. 02. 1923, Balikesir'de Halka Konusma.

    " Bizim dinimiz, milletimize degersiz, miskin ve asagi olmayi tavsiye etmez. Aksine Allah da Peygamber de insanlarin ve milletlerin deger ve serefini
    korumalarini emrediyor. "
    5. Subat 1923 Akhisar'da Konusma.

    " Türk milleti daha dindar olmalidir, yani bütün sadeligi ile dindar olmalidir demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasil inaniyorsam, bunada öyle inaniyorum "
    " Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdaninin emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygi gösteririz. Düsünüse ve düsünceye muhalif degiliz. Biz sadece
    din islerini, millet ve devlet isleriyle karistirmamaya çalisiyor, kaste ve fiile dayanan bagnaz hareketlerden sakiniyoruz. "
    (1925)

    DINSIZLIK

    "Bence, dinsizim diyen mutlaka dindardir. Insanin dinsiz olmasinin imkâni yoktur "
    Dinsiz kimse olmaz. Bu genelleme içinde su din veya bu din demek degildir. Tabiatiyla biz, içine girdigimiz dinin en çok isabetli ve çok olgun oldugunu
    biliyoruz ve imanimiz da vardir "

    02. 02. 1923, Izmir, Türkiye'nin Gelecegi Üzerine Konusma.

    DONANMA

    " Hudutlarinin mühim ve büyük kisimlari deniz olan Türk devletinin donanmasi da mühim ve büyük olmasi gerekir. O zaman Türk Cumhuriyeti daha gönlü
    rahat ve emin olacaktir. "
    (1924)

    DÜSMAN
    "Memleketimizde meydana gelen yeni durumun sonuçlarindan yabancilari ürküterek Avrupa'da aleyhimize bir fikir akimi ortaya çikarmak isteyenler
    bizim düsmanlarimizdir "
    02. 11. 1922, Le Petit Parisien Muhabirine Bursa'da Verilen Demeç .
    " Düsmana merhamet acz ve zaaftir "
    16. 03. 1923, Adana Çiftçileriyle Konusma.
    " Biz kimsenin düsmani degiliz. Yalniz insanligin düsmani olanlarin düsmaniyiz. "
    (1936)

  35. Tatanka_Iyotake_ Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    aysekorucu (06-10-2007)

  36. #19

    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Jun 2006
    Yaş
    25
    Cinsiyet:

    Fen Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    2 Yıldır Üyeyim1 Yıldır Üyeyim6 Aydır Üyeyim1 Aydır Üyeyimiuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    E
    ECNEBI
    (Ecnebi düsmanligi )
    " Ecnebi düsmanligi, noktasina gelince : Su bilinsin ki, biz ecnebilere karsi herhangi düsmanca bir his beslemedigimiz gibi onlarla samimi iliskilerde
    bulunmak arzusundayiz. Türkler bütün medeni milletlerin dostlaridir. Ecnebiler memleketimize gelsinler ; bize zarar vermemek, hürriyetlerimize
    güçlükler çikarmaya çalismamak sartiyla burada daima güleryüz göreceklerdir "
    29. 10. 1923, Fransiz Muhabiri Maurice Pernot'ya Demeç.

    EFENDILER
    " Efendiler ; bu hitap münasebetiyle ufak bir noktayi tekrar edeyim. " Efendiler " dedigim zaman baska yerde oldugu gibi burada da bunun karsiligi
    Hanimefendiler ve Beyefendilerdir. "
    28. 08. 1925, Inebolu'da Bir Konusma.

    EGEMENLIK
    " Egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir. "
    (20.01.1923)


    EGITIM
    " Egitim islerinde mutlaka basarili olmak gereklidir. Bir milletin hakîki kurtulusu ancak bu surette olur. "
    (1922)

    " Egitim ve ögretimde uygulanacak olan usûl, bilgiyi insan için fazla bir süs, bir zorbalik araci, yahut medenî bir zevkten ziyade maddî hayata uygun
    olmayi saglayan uygulamali ve kullanilabilir bir araç haline getirmektir "
    01. 03. 1923, T.B.M.M. 4. Toplanma Yilini Açarken.

    EGITIM POLITIKASI
    " Bizim takip edecegimiz siyasetin temeli evvelâ mevcut cehaleti ortadan kaldirmaktir. Ayrintiya girmekten sakinarak, bu fikrîmi birkaç kelime ile
    açiklamak için diyebilirim ki, mutlaka bütün köylüye okumak, yazmak ve vatanini, milletini, dinini, dünyasini tanitacak kadar cografî, tarihî, dinî ve ahlâki
    bilgiler vermek ve dört islemi ögretmek egitim programimizin ilk hedefidir. "
    01. 03. 1922, T.B.M.M., 3. Toplanma Yilini Açarken.
    " Erkek ve kiz çocuklarimizin, ayni surette bütün ögrenim derecelerindeki ögretim ve egitimlerinin uygulamali olmasi mühimdir. Memleket çocuklari, her
    tahsil derecesinde ekonomik hayatta katkili, etkili ve muvaffak olacak surette donatilmalidir. Millî ahlâkimiz, medenî esaslarla ve her türlü fikirlerle artirilmal
    ve takviye olunmalidir. Bu çok önemlidir; özellikle dikkatinizi çekerim. Korkutmaya dayali ahlâk, bir fazilet olmadiktan baska güvene de layik degildir. "
    25. 08. 1924, Mualimler Birligi Kongresi Üyelerine.

    EGITIM PROGRAMI

    " Görülüyor ki, en mühim ve en verimli vazifelerimiz egitim isleridir. Egitim islerinde derhal muvaffak olmak lazimdir. Bir milletin gerçek kurtulusu, ancak
    bu surette olur. Bu zaferin temini için hepimizin tekcan ve tekfikir olarak esasli bir program üzerinde çalismasi lazimdir. Bence bu programin esas noktalari
    ikidir :
    1. Sosyal hayatimizin ihtiyaçlarina uygun olmasi.
    2. Çagdas gerekliliklere uygun olmasidir. "
    27. 10. 1922, Bursa, Ögretmenlere Hitap.

    EKONOMI
    " Hiçbir medenî devlet yoktur ki, ordu ve donanmasindan önce ekonomisini düsünmüs olmasin. "
    (1924)
    " Ekonomik kalkinma; Türkiye'nin; hür bagimsiz, daima daha kuvvetli, daima daha refahli Türkiye idealinin, bel kemigidir "
    01. 11. 1937, T.B.M.M., 5. Dönem, 3. Toplanma Yilini Açarken.

    ENDÜSTRI
    " Her yeni endüstri eseri, muhitine refah ve medeniyet ve bütün memlekete mutluluk ve kuvvet vermektedir "
    01. 11. 1936, T.B.M.M., 5. Dönem, 2. Toplanma Yilini Açarken.

    " Endüstrilesmek, en büyük millî dâvalarimiz arasinda yer almaktadir. Çalismasi ve yasamasi için ekonomik elemanlari memleketimizde mevcut olan
    büyük, küçük her çesit sanayii kuracagiz ve isletecegiz "
    01. 11. 1937, T.B.M.M., 5. Dönem, 3.Toplanma Yilini Açarken.

    ERMENI MESELESI
    " Ermeni meselesi denilen ve Ermeni milletinin gerçek çikarlarindan çok dünya kapitalistlerinin ekonomik çikarlarina göre halledilmek istenen mesele,
    Kars Antlasmasiyla en dogru çözüm seklini buldu. Asirlardan beri dostane yasayan iki çaliskan halkin dostluk baglari memnuniyetle tekrar kuruldu. "
    01. 03. 1922, T.B.M.M., 3.Toplanma Yilini Açarken.

    ESIR
    " Türkiye, esir olarak mahvolmaktansa, son nefesine kadar mücadele ve savas vermeye azmetmistir "
    25. 12. 1922, Le Journal Muhabiri Paul Herriot'ya Çankaya'da Verilen Beyanat.
    " Milletlerin esareti üzerine kurulmus kurumlar her tarafta yikilmaya mahkûmdurlar "
    30. 08. 1924, Dumlupinar'da Konusma.

    " Türk esaret kabul etmeyen bir millettir, Türk milleti esir olmamistir "
    14. 10. 1925, Izmir'de Ileri Gelen Memurlarla Bir Konusma.

    EV
    " Türk'e ev ve bark olan her yer sagligin, temizligin, güzelligin, modern kültürün örnegi olacaktir. "
    01. 11. 1935, 5. Dönem, 1. Toplanma Yilini Açarken.

    F
    FIKIR
    " Fikirler, manasiz, mantiksiz safsatalarla dolu olursa, o fikirler hastaliklidir "
    27. 10. 1922, Bursa, Ögretmenlere.

    FRANSIZ INKILABI
    " Inkilâplar içinde en verimli ve en faydali ve en hakli olmak açisindan ve bütün insanliga hakimiyete sahip olma fikrini vermek itibariyla fevkalâde mühim
    olani budur…"
    01. 12. 1921, T.B.M.M.

    " Fransizlar , Büyük ihtilâli gerçeklestirmek için tam bir asir çalismislardir "
    19. 01. 1923, Anadolu Ajansi.
    " Fransiz ihtilâli bütün cihana hürriyet fikrini yaymistir ve bu fikrin hâlen esas ve kaynagi bulunmaktadir "
    08. 03. 1928, Le Matin Gazetesi Muhabirine Demeç.

    FRANSIZ MEKTEPLERI
    " Fransiz mektepleri, Türk milletine büyük hizmetler etmistir. Fakat, bazen yabanci mekteplerinin görev sinirlarini astigini, rollerinden çiktiklarini, bilim
    disi propaganda gayeleri takip ettiklerini ve bunun için halkimizin Türk olmayan unsurlarina dayandiklarini gördük. "
    29. 10. 1923, Fransiz Muhabiri Maurice Pernot'ya Demeç.
    " Fransiz mekteplerinin çogunlugu rahipler ve hemsireler tarafindan idare edilmektedir. Su halde, meslekî bir mahiyeti vardir. Bundan dolayi, dinî bir
    propaganda da bulunduklarindan endise edebiliriz. Bununla birlikte, istiyoruz ki mektepleriniz kalsin. Fakat, Türkiye'de bizim mekteplerimizin bile
    sahip olmadiklari ayricaliga, yabanci mekteplerinin sahip olmasi kabul olamaz "
    29. 10. 1923, Fransiz Muhabiri Maurice Pernot'ya Demeç.

    G
    GAYRIMÜSLIMLER

    " Memleketimizde yasayan gayrimüslim unsurlarin basina ne gelmis ise, kendilerinin yabanci entrikalarina kapilarak ve ayricaliklarini kötüye kullanarak vahsi
    bir sekilde takip ettikleri ayrilma siyaseti neticesidir. "
    28. 12. 1919, Ankara Ilerigelenleriyle Bir Konusma.

    ( Ermeni, Asurî ve Geldanîler namina hareket ettiklerini iddia edenler tarafindan ortaya atilan millî yurt meselesini sözkonusu ederek bunun tarafimizdan
    dikkate bile alinmayacagini ve Musevilerin memleketimizde hakikî bir vatandas gibi yasadiklarini ve bundan sonra da ayni samimiyet ve istirahatle yasayabileceklerini söylemistir. )
    22. 01. 1923, Bursa Sark Sinemasinda Halkla Konusma.

    GAZETE
    " Gazeteler mevcut olan kanunlar içerisinde hürdür. Ancak bunun disinda çiktiklari zaman takibe ugrarlar. Gazeteler kanunun ve genel menfaatlerin
    aksine islemlere sahit ve bilgi sahibi olduklari zaman gerekli yayinlarda bulunmalidirlar. "
    15. 01. 1923, Eskisehir'de Halka Yapilan Konusma.

    GENÇLIK
    " Bütün ümidim gençliktedir. "
    (1919)

    " Muhterem gençler, hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayi hayatta yalniz iki sey vardir.Galip olmak, maglûp olmak. Size Türk gençligine terk ettigimiz
    ve biraktigimiz vicdanî emanet, yalniz ve daima galip olmaktir ve eminim daima galip olacaksiniz "
    18. 03. 1923, Tarsus'da Gençlere Konusma.

    " Gençler ! Cesaretimizi kuvvetlendiren ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta oldugunuz terbiye ve irfan ile, insanlik meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir
    hürriyetinin en kiymetli örnegi olacaksiniz. Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk ; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz. "
    30. 08. 1924, Dumlupinar'da Konusma.

    "Gençligi yetistiriniz. Onlara ilim ve irfanin müspet fikirlerini veriniz. Gelecegin aydinligina onlarla kavusacaksiniz. "
    (1927)

    " Ey Türk Gençligi ! Birinci vazifen, Türk Istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbâlinin yegâne
    temeli budur. Bu temel senin en kiymetli hazinendir "
    1927 , Gençlige Hitabesi.

    " Gençligin çaliskan, duyarli ve milliyetçi yetismesi esas dileklerimizdendir. Gençlik her türlü faaliyetlerinde Cumhuriyet kanunlarina ve Cumhuriyet kuvvetlerinin
    usül ve kurallarina uymaya da dikkatli olmalidir. "
    (1933)


    " Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlâtlari, yorulsaniz dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere, yürümeye karar verenler asla ve asla
    yorulmazlar. Türk gençligi gayeye, bizim yükselme idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. Biz de bunu görmekle bahtiyar olacagiz "
    26.03.1937, Ankara'da Tahsilde Bulunan Bursali Gençlerin Tertib Ettikleri Uludag Gecesinde Söylenmistir.

    " Gençler! benim gelecekteki emellerimi gerçeklestirmeyi üstlenen gençler ! Bir gün memleketi sizin gibi beni anlamis bir gençlige birakacagimdan dolayi
    çok memnum ve mesudum. "
    (1937)

    GERILLÂ TESKILÂTI
    " Küçük küçük birliklerin basinda subay bulundurmakla vücuda getirilen teskilât, küçük harp teskilâtidir…(gerillâ) denilen küçük harp teskilatidir.
    Cümlenizin hatirindadir ki; Heyet-i Ictimaiye'nin muharebe hususundaki bakis açisini burada izah ederken demistim ki; uzun zaman muharebe etmek ve
    bütün milletin savasma hislerini daima zinde tutabilmek için gerilla teskilati yapacagiz "
    12. 07. 1920, T.B.M.M.

    GÜMRÜK
    " Gümrüklere gelince; bunda, tesisata, çalisma usullerine ve kanunî mevzular bakimindan gerekli iyilestirme tedbirlerine hiz verilmesi gerekmektedir. "
    01. 11. 1937, T.B.M.M., 5.Dönem, 3.Toplanma Yilini Açarken.

    GÜZEL SAN'ATLAR
    " Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfi da, güzel sanatlari sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin
    yüksek karakterini, yorulmaz çaliskanligini, dogal zekâsini, ilme bagliligini, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu sürekli ve her türlü vasita ve
    tedbirlerle besleyerek gelistirmek millî ülkümüzdür. "
    29. 10. 1933, Ankara Onuncu Yil Söylevi.
    " Güzel sanatlarin hepsinde, ulus gençliginin ne türlü ilerletilmesini istediginizi bilirim. Bu, yapilmaktadir. Ancak burada en çabuk, en önde götürülmesi
    gerekli olan Türk musikisidir "
    01. 11. 1934, T.B.M.M., 4. Dönem, 4. Toplanma Yilini Açarken.
    " Güzel sanatlarin her subesi için Kamutayin gösterecegi alâka ve emek, milletin insanî ve medenî hayati ve çaliskanlik veriminin artmasi için çok tesirlidir. "
    01. 11. 1936, T.B.M.M., 5. Dönem, 2. Toplanma Yilini Açarken.

    " Güzel sanatlarda basari büyük inkilâplarin basarili oldugunun en kesin delilidir. Bunda basari kazanamayan milletlere ne yaziktir. Onlar, bütün
    basarilarina ragmen uygarlik alaninda yüksek insanlik sifatiyla taninmaktan daima mahrum kalacaklardir. "
    (1936)

  37. #20

    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Jun 2006
    Yaş
    25
    Cinsiyet:

    Fen Fakültesi
    Genç Puan Başarılar:
    2 Yıldır Üyeyim1 Yıldır Üyeyim6 Aydır Üyeyim1 Aydır Üyeyimiuforum'a Hoşgeldin!

    Varsayılan


    D
    DEMIRYOLLARI
    " Türkiye hükûmetinin tesbit ettigi projeler dahilinde belirli zamanlar zarfinda vatanin bütün bölgeleri çelik raylarla birbirine baglanacaktir. Demiryollari
    memleketin tüfekten, toptan daha mühim bir emniyet silâhidir. Demiryollarini kullanacak olan Türk milleti, kaynagindaki ilk sanatkârliginin, demirciligin
    eserini tekrar göstemis olmakla iftihar edecektir. Demiryollari Türk milletinin refah ve medeniyet yollaridir. "
    13. 02. 1931, Malatya'da Bir Konusma.
    " Demiryolu yapmakta ilk milli tesebbüsün tatbikatina baslandigini bizzat görmek firsati, benim için cidden mesut bir tesadüftür. Memleketimizin asirlardan
    beri yolsuz birakildigi ve bir demiryoluna olan ihtiyacin siddeti düsünülürse, bu hususta girisimci olanlari ne kadar takdir etmek ve onlara ne derece
    yardimci olmak lâzim gelecegi pek güzel anlasilir"
    21. 09. 1924, Özel Tesebbüsle Yapilan
    Samsun-Çarsamba Demiryolunun Temel Atma Töreni.


    " Medeniyetin bugünkü araçlarini hattâ bugünkü fikriyatini demiryolu haricinde yayginlastirabilmek zordur. Demiryolu refah ve uygarlik yoludur "
    01. 11. 1924, T.B.M.M. 2. Dönem 2. Toplanma Yilini Açarken.

    " Demiryollari bir ülkeyi medenîyet ve refah isiklariyla aydinlatan kutsal bir mesaledir. Cumhuriyetin ilk senelerinden beri, dikkatle, israrla üzerinde
    durdugumuz demiryollari insaati siyaseti, hedeflerine ulasmak için durmadan basari ile tatbik olunmaktadir. "
    01. 11. 1937, T.B.M.M. 5Dönem 3. Toplanma Yilini Açarken.

    DEMOKRASI
    " Artik bugün, demokrasi fikri, daima yükselen bir denizi andirmaktadir. 20. yüzyil, birçok baskici hükümetlerin, bu denizde boguldugunu görmüstür . "
    (1930)

    DENIZCI

    " Deniz silâhlarina önem veriyoruz. Denizcilerimizin iyi silahli ve iyi talimli olarak hazirlanmalari büyük emelimizdir. "
    01. 11. 1936, T.B.M.M. 5. Dönem 2. Toplanma Yilini Açarken.


    DENIZCILIK

    " En güzel cografî vaziyette ve üç tarafi denizlerle çevrili olan Türkiye ; endüstrisi, ticareti ve sporu ile, en ileri denizci millet yetistirmek kabiliyetindedir.
    Bu kabiliyetten istifadeyi bilmeliyiz ; denizciligi, Türkün büyük millî ülküsü olarak düsünmeli ve onu az zamanda basarmaliyiz. "
    01. 11. 1937,T.B.M.M. 5.Dönem 3. Toplanma Yilini Açarken.

    DEVLETÇILIK

    " Ekonomik siyasetimizin önemli amaçlarindan biri de genel çikarlarimizi dogrudan dogruya ilgilendirecek kurumlar ve ekonomik girisimleri malî ve
    ilmî gücümüzün elverdigi ölçüde devletlestirmektir. Bu cümleden olarak, topraklarimizin altinda terk edilmis halde duran maden hazinelerini az zamanda
    isleterek, milletimizin yararina açik bulundurabilmek de bu yöntem ile gerçeklesir "
    01. 03. 1922, T.B.M.M. 3. Toplanma Yilini Açarken.

    " Partimizin takip ettigi program, bir yönden tamamiyla demokratik, halkçi bir program olmakla beraber iktisadî açidan devletçidir. Bu itibarla
    partimize dayanmakta olan cumhuriyet hükümetinin bütün açilardan vatandaslarin hayatiyla, istikbâliyle ve refahiyla ilgilenmesi dogaldir. Halkimiz huy
    olarak devletçidir ki, her türlü ihtiyaci devletten istemeyi kendisinde bir hak görüyor "
    27. 01. 1931, Izmir'de Firka Kongresinde Konusma.

    DEVRIM YASASI
    " Inkilâbin kanunu mevcut kanunlarin üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarimizdaki akimi bogmadikça, basladigimiz inkilâp ve yenilik bir an
    bile durmayacaktir. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktir. "
    (1923)
    " Uçurumun kenarinda yikik bir ülke Türlü düsmanlarla kanli bogusmalar Yillarca süren savas... Ondan sonra, içeride ve disarda saygi ile taninan
    yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunlari basarmak için arasiz devrimlerIste Türk genel devriminin bir kisa deyimi. "
    (1935)

    DIS BORÇLAR
    " Hükümetimizin her medenî devlet gibi dis borçlanmalar yapmasi geregi vardir. Su kadar ki, ödünç alinan yabanci paralarini simdiye kadar
    Babiâli'nin yaptigi gibi ödemeye mecbur degilmisiz gibi, maksatsiz israf ve kullanma ile borçlarimizin yükünü artirarak mali bagimsizligimizi tehlikeye
    atmaya kesinlikle karsiyiz. Biz memlekette, ilerlemeyi, üretimi, ve halkin refahini temin edecek, zenginlik kaynaklarimizi gelistirecek faydali
    borçlanmalara taraftariz. "
    01. 03. 1922, T.B.M.M. 3.Toplanma Yilini Açarken.

    DIS POLITIKA
    " Dis politika, iç teskilât ve iç politikaya, dayandirilmak mecburiyetindedir, yani iç teskilâtin tahammül edemeyecegi genislikte olmamalidir. Yoksa hayâlî
    dis politikalar pesinde dolasanlar, dayanak noktalarini kaybederler "
    17. 02. 1923, Izmir Iktisat Kongresini Açis Söylevi.
    " Dis politika bir toplumun iç yapisi ile siki sikiya ilgilidir. Çünkü iç yapisina dayanmayan dis siyasetler daima mahkûm kalirlar "
    23. 03. 1923, Afyonkarahisar Belediye Meclisi Üyeleriyle Konusma
    " Disislerinde dürüst ve açik olan politikamiz baris fikrine dayanir .Milletlerarasi herhangi bir meselemizi baris yoluyla halletmeyi aramak bizim menfaat
    ve anlayisimiza uyan bir yoldur. "
    (1929)

    DIKTATÖRLÜK
    " Ben diktatör degilim. Benim kuvvetim oldugunu söylüyorlar ; evet bu dogrudur. Benim arzu edip de yapamayacagim hiçbir sey yoktur. Çünkü, ben zoraki
    ve insafsizca hareket etmek bilmem. Bence diktatör, digerlerini iradesine boyun egdirendir. Ben, kalpleri kirarak degil, kalpleri kazanarak hükmetmek isterim. "
    21. 06. 1935, Gladys Baker'e Verilen Demeç.

    DIN
    " ... Bizim dinimiz hiçbir vakit kadinlarin erkeklerden geri kalmasini talep etmemistir. Allah'in emrettigi sey, Müslüman erkegin ve Müslüman kadinin
    beraber olarak bilim ve bilgi kazanmasidir "
    31. 01. 1923, Izmir'de Halk ile Konusma.

    " Bizim dinimiz en makul ve tabiî bir dindir. Ve ancak bundan dolayidir ki son din olmustur. Bir dinin tabiî olabilmesi için akla, fenne, ilme ve mantiga
    uymasi lazimdir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. "
    31. 1. 1923 Izmir'de Halk ile Konusama.


    " Insanlara feyz ruhu vermis olan dinimiz son dindir. Eksiksiz dindir. Çünkü dinimiz akla mantiga, hakikate tamamen uyuyor ve uygun düsüyor. "
    07. 02. 1923, Balikesir'de Halka Konusma.

    " Bizim dinimiz, milletimize degersiz, miskin ve asagi olmayi tavsiye etmez. Aksine Allah da Peygamber de insanlarin ve milletlerin deger ve serefini
    korumalarini emrediyor. "
    5. Subat 1923 Akhisar'da Konusma.

    " Türk milleti daha dindar olmalidir, yani bütün sadeligi ile dindar olmalidir demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasil inaniyorsam, bunada öyle inaniyorum "
    " Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdaninin emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygi gösteririz. Düsünüse ve düsünceye muhalif degiliz. Biz sadece
    din islerini, millet ve devlet isleriyle karistirmamaya çalisiyor, kaste ve fiile dayanan bagnaz hareketlerden sakiniyoruz. "
    (1925)

    DINSIZLIK

    "Bence, dinsizim diyen mutlaka dindardir. Insanin dinsiz olmasinin imkâni yoktur "
    Dinsiz kimse olmaz. Bu genelleme içinde su din veya bu din demek degildir. Tabiatiyla biz, içine girdigimiz dinin en çok isabetli ve çok olgun oldugunu
    biliyoruz ve imanimiz da vardir "

    02. 02. 1923, Izmir, Türkiye'nin Gelecegi Üzerine Konusma.

    DONANMA

    " Hudutlarinin mühim ve büyük kisimlari deniz olan Türk devletinin donanmasi da mühim ve büyük olmasi gerekir. O zaman Türk Cumhuriyeti daha gönlü
    rahat ve emin olacaktir. "
    (1924)

    DÜSMAN
    "Memleketimizde meydana gelen yeni durumun sonuçlarindan yabancilari ürküterek Avrupa'da aleyhimize bir fikir akimi ortaya çikarmak isteyenler
    bizim düsmanlarimizdir "
    02. 11. 1922, Le Petit Parisien Muhabirine Bursa'da Verilen Demeç .
    " Düsmana merhamet acz ve zaaftir "
    16. 03. 1923, Adana Çiftçileriyle Konusma.
    " Biz kimsenin düsmani degiliz. Yalniz insanligin düsmani olanlarin düsmaniyiz. "
    (1936)



    E

    ECNEBI
    (Ecnebi düsmanligi )
    " Ecnebi düsmanligi, noktasina gelince : Su bilinsin ki, biz ecnebilere karsi herhangi düsmanca bir his beslemedigimiz gibi onlarla samimi iliskilerde
    bulunmak arzusundayiz. Türkler bütün medeni milletlerin dostlaridir. Ecnebiler memleketimize gelsinler ; bize zarar vermemek, hürriyetlerimize
    güçlükler çikarmaya çalismamak sartiyla burada daima güleryüz göreceklerdir "
    29. 10. 1923, Fransiz Muhabiri Maurice Pernot'ya Demeç.

    EFENDILER
    " Efendiler ; bu hitap münasebetiyle ufak bir noktayi tekrar edeyim. " Efendiler " dedigim zaman baska yerde oldugu gibi burada da bunun karsiligi
    Hanimefendiler ve Beyefendilerdir. "
    28. 08. 1925, Inebolu'da Bir Konusma.

    EGEMENLIK
    " Egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir. "
    (20.01.1923)


    EGITIM
    " Egitim islerinde mutlaka basarili olmak gereklidir. Bir milletin hakîki kurtulusu ancak bu surette olur. "
    (1922)

    " Egitim ve ögretimde uygulanacak olan usûl, bilgiyi insan için fazla bir süs, bir zorbalik araci, yahut medenî bir zevkten ziyade maddî hayata uygun
    olmayi saglayan uygulamali ve kullanilabilir bir araç haline getirmektir "
    01. 03. 1923, T.B.M.M. 4. Toplanma Yilini Açarken.

    EGITIM POLITIKASI
    " Bizim takip edecegimiz siyasetin temeli evvelâ mevcut cehaleti ortadan kaldirmaktir. Ayrintiya girmekten sakinarak, bu fikrîmi birkaç kelime ile
    açiklamak için diyebilirim ki, mutlaka bütün köylüye okumak, yazmak ve vatanini, milletini, dinini, dünyasini tanitacak kadar cografî, tarihî, dinî ve ahlâki
    bilgiler vermek ve dört islemi ögretmek egitim programimizin ilk hedefidir. "
    01. 03. 1922, T.B.M.M., 3. Toplanma Yilini Açarken.
    " Erkek ve kiz çocuklarimizin, ayni surette bütün ögrenim derecelerindeki ögretim ve egitimlerinin uygulamali olmasi mühimdir. Memleket çocuklari, her
    tahsil derecesinde ekonomik hayatta katkili, etkili ve muvaffak olacak surette donatilmalidir. Millî ahlâkimiz, medenî esaslarla ve her türlü fikirlerle artirilmal
    ve takviye olunmalidir. Bu çok önemlidir; özellikle dikkatinizi çekerim. Korkutmaya dayali ahlâk, bir fazilet olmadiktan baska güvene de layik degildir. "
    25. 08. 1924, Mualimler Birligi Kongresi Üyelerine.

    EGITIM PROGRAMI

    " Görülüyor ki, en mühim ve en verimli vazifelerimiz egitim isleridir. Egitim islerinde derhal muvaffak olmak lazimdir. Bir milletin gerçek kurtulusu, ancak
    bu surette olur. Bu zaferin temini için hepimizin tekcan ve tekfikir olarak esasli bir program üzerinde çalismasi lazimdir. Bence bu programin esas noktalari
    ikidir :
    1. Sosyal hayatimizin ihtiyaçlarina uygun olmasi.
    2. Çagdas gerekliliklere uygun olmasidir. "
    27. 10. 1922, Bursa, Ögretmenlere Hitap.

    EKONOMI
    " Hiçbir medenî devlet yoktur ki, ordu ve donanmasindan önce ekonomisini düsünmüs olmasin. "
    (1924)
    " Ekonomik kalkinma; Türkiye'nin; hür bagimsiz, daima daha kuvvetli, daima daha refahli Türkiye idealinin, bel kemigidir "
    01. 11. 1937, T.B.M.M., 5. Dönem, 3. Toplanma Yilini Açarken.

    ENDÜSTRI
    " Her yeni endüstri eseri, muhitine refah ve medeniyet ve bütün memlekete mutluluk ve kuvvet vermektedir "
    01. 11. 1936, T.B.M.M., 5. Dönem, 2. Toplanma Yilini Açarken.

    " Endüstrilesmek, en büyük millî dâvalarimiz arasinda yer almaktadir. Çalismasi ve yasamasi için ekonomik elemanlari memleketimizde mevcut olan
    büyük, küçük her çesit sanayii kuracagiz ve isletecegiz "
    01. 11. 1937, T.B.M.M., 5. Dönem, 3.Toplanma Yilini Açarken.

    ERMENI MESELESI
    " Ermeni meselesi denilen ve Ermeni milletinin gerçek çikarlarindan çok dünya kapitalistlerinin ekonomik çikarlarina göre halledilmek istenen mesele,
    Kars Antlasmasiyla en dogru çözüm seklini buldu. Asirlardan beri dostane yasayan iki çaliskan halkin dostluk baglari memnuniyetle tekrar kuruldu. "
    01. 03. 1922, T.B.M.M., 3.Toplanma Yilini Açarken.

    ESIR
    " Türkiye, esir olarak mahvolmaktansa, son nefesine kadar mücadele ve savas vermeye azmetmistir "
    25. 12. 1922, Le Journal Muhabiri Paul Herriot'ya Çankaya'da Verilen Beyanat.
    " Milletlerin esareti üzerine kurulmus kurumlar her tarafta yikilmaya mahkûmdurlar "
    30. 08. 1924, Dumlupinar'da Konusma.

    " Türk esaret kabul etmeyen bir millettir, Türk milleti esir olmamistir "
    14. 10. 1925, Izmir'de Ileri Gelen Memurlarla Bir Konusma.

    EV
    " Türk'e ev ve bark olan her yer sagligin, temizligin, güzelligin, modern kültürün örnegi olacaktir. "
    01. 11. 1935, 5. Dönem, 1. Toplanma Yilini Açarken.

    F
    FIKIR
    " Fikirler, manasiz, mantiksiz safsatalarla dolu olursa, o fikirler hastaliklidir "
    27. 10. 1922, Bursa, Ögretmenlere.

    FRANSIZ INKILABI
    " Inkilâplar içinde en verimli ve en faydali ve en hakli olmak açisindan ve bütün insanliga hakimiyete sahip olma fikrini vermek itibariyla fevkalâde mühim
    olani budur…"
    01. 12. 1921, T.B.M.M.

    " Fransizlar , Büyük ihtilâli gerçeklestirmek için tam bir asir çalismislardir "
    19. 01. 1923, Anadolu Ajansi.
    " Fransiz ihtilâli bütün cihana hürriyet fikrini yaymistir ve bu fikrin hâlen esas ve kaynagi bulunmaktadir "
    08. 03. 1928, Le Matin Gazetesi Muhabirine Demeç.

    FRANSIZ MEKTEPLERI
    " Fransiz mektepleri, Türk milletine büyük hizmetler etmistir. Fakat, bazen yabanci mekteplerinin görev sinirlarini astigini, rollerinden çiktiklarini, bilim
    disi propaganda gayeleri takip ettiklerini ve bunun için halkimizin Türk olmayan unsurlarina dayandiklarini gördük. "
    29. 10. 1923, Fransiz Muhabiri Maurice Pernot'ya Demeç.
    " Fransiz mekteplerinin çogunlugu rahipler ve hemsireler tarafindan idare edilmektedir. Su halde, meslekî bir mahiyeti vardir. Bundan dolayi, dinî bir
    propaganda da bulunduklarindan endise edebiliriz. Bununla birlikte, istiyoruz ki mektepleriniz kalsin. Fakat, Türkiye'de bizim mekteplerimizin bile
    sahip olmadiklari ayricaliga, yabanci mekteplerinin sahip olmasi kabul olamaz "
    29. 10. 1923, Fransiz Muhabiri Maurice Pernot'ya Demeç.

Sayfa 1 / 2 12 SonSon

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı başlığı inceliyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Gönderim Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklentileri göremezsiniz.
  • Mesajını düzenleyemezsin
  •  

Dost Siteler:     Silivri    Sözlük    Amatör Şiirler    Şarkı Sözleri    Online Video İzle    DivX Ağı    Parıltı Derneği

Dost Üniversiteler:    AÖF İngilizce Öğretmenliği    Doğu Akdeniz Üniversitesi   


Google PageRank Checker