1 ve 2 arası sonuçlar gösteriliyor. Toplam 2.

Konu: 17 Yıldır Her Akşam Eve Dönebilmiş Ama...

  1. #1
    Birkan'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    May 2008
    Yaş
    26
    Cinsiyet:
    Genç Puan

    Varsayılan 17 Yıldır Her Akşam Eve Dönebilmiş Ama...


    Her sabah eşinin “Allah bizi sağ salim kavuştursun” dileği, çocuğunun “Baba akşam geç kalma eve” sözüyle işe gitmiş ve 17 yıldır her akşam dönebilmiş. Babası 50 yıldır orada çalışıyor. Ama değil kendisinin, babasının bile emekli olması çok zor.

    Tuzla’daki tersane işçilerinin grev yaptığı alanda, rastgele soru yöneltiğim işçilerden biri. Ölüm haberini alabileceğimiz işçilerden biri. Babası 50 yıldır, kendisi de 17 yıldır, hafta tatili yapmadan, yaz tatili yapmadan, aralıksız tersanede çalışıyorlar. Ama sigorta primleri tam yatmadığı için ne babası, ne kendisi emekli olabilecek. 120 yıl yaşarsa belki emekli olabileceğini söylüyor. Ortaokul mezunu. Adını saklı tutmak istiyor.

    Adınız nedir?
    Adımı vermesem...

    Peki. Kaç yıllık tersane işçisisiniz?
    17.

    Yaşamayı nasıl başardınız, bu kadar yıl tersanelerde çalışıp...

    Biraz da kendimize çalışarak başardık. İlla taşeronun dediğini değil de, işten çıkarılmayı göze alarak biraz da kendimize çalıştık. Ben ölürsem yarın onun işçisi olur, ama ben ölürsem benim işim olmaz. Benim hayatım olmaz. Bunu düşünerek Allah’a şükür şu anda ayaktayız. Ama tabii ki belli bedeller verdik. Ciğerlerimiz şu an ciğere benzemiyor. Niye? Kimyasallar, kükürt, toz... Sürekli bunları soluyoruz. 1 liralık maskeyi almak adamın içinden gelmiyor, zoruna gidiyor.

    Sendikalı mısınız?

    Sendika yok ki zaten. Çekirdek kadroda çalışanların sendikası var. Taşeron hangi tersaneye alırsa o tersanede çalışıyoruz, Bizim sosyal güvencemiz yok. Dökümanlarımızı çıkarıyoruz, iki ay çalıştıysak bir gün giriş yapmış, bir gün çıkış yapmış. Benim üzerimden devleti dolandırıyor. Benim iki ay çalıştığım sigortayı ödemeyerek devleti de zarara sokuyor. Taşeronlara birinin dur demesi lazım. Üstelik Başbakan Tayyib Erdoğan diyor ki, “Gözleri vardır görmezler, kulakları vardır duymazlar”. Biz de aynı sözleri kendilerine söylüyoruz. Gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor. Gelip burayı görmüyorlar. Duysunlar sesimizi artık.

    PARMAKLARI, GÖZÜ, BURNU GİTTİ, AMA ÇALIŞIYORLAR

    Arkadaşlarınızın ölümüne ya da ağır iş kazalarına tanık oldunuz mu?

    Oldum. Benim kendi köylüm var. Pendik tersanesinde tanker patladı, parmakları yok, gözleri, burnu yok şu an. Ve o halde çalışıyor tersanede. Çünkü mecbur.

    Nasıl çalışıyor o halde?

    Kulakları, burnu, gözü yok. Elinin bir tanesinin parmakları yok ama tek eliyle hâlâ mücadele ediyor.

    Ölen işçilerin aileleri haklarını aramıyorlar mı?

    Geride kalanlarla kan pazarlığı yapılıyor. Al sana 20-30 milyar, evin yok sana bir tane de daire alalım, diyorlar. Tersanelere baktığınızda çoğunun ya bakan ya milletvekili ya da milletvekili ortağı var. Milletvekillerinin dokunulmazlığı var, kendine dokunamayınca tersanesine dokunabilir miyiz? Mecburen adam diyorsa ki, akşam 8’e kadar çalışacaksın, çalışıyoruz. Ne yapalım, biz de üç-beş kuruş uğruna çalışıyoruz. İstanbul’da yaşam zor.

    İşe gelirken ölümü mü düşünüyorsunuz?

    Her sabah mezara giriyoruz, ne olacağımız hiç belli değil. Eşlerimiz sabahleyin evden çıkarken, “Allah korusun sizi, sağ salim kavuştursun” diye uğurluyor. Çocuğumuz bekliyor, “Baba, akşam geç kalma” diyor. Ne yapacaksın? Mecburen gelip giriyoruz. Gemiyi öğrenmişiz, gitsek tarlada çalışamayız. Tersanelerde şu var: Deniyor ki, önleminizi alacaksınız, baretinizi takacaksınız. Ama bir baretle sorun çözülmüyor. Birinin çıkıp onlara anlatması lazım, tersane patronlarının da taşerona anlatması lazım. Adam geliyor buraya, ister ölsün, ister ölmesin. Bugün Başbakan Erdoğan “AB’nin emeklilik yasalarını getireceğiz” diyor, getirsin hay hay. Türkiye’deki ortalama ömür 63 yıl. Adam 65 yaşında emekli olup, ne zaman istirahat edecek, ne zaman bir tatile gidecek. Avrupa’daki bir emekli aylığıyla Türkiye’de üç ay tatil yapıyor. Erdoğan onu getiriyorsa, buradakilere de bakacak. Bugün grev olduğunu bile bile sabah 5’te işçi götürüp çalıştırıyorlar. “100 milyon avanta veririm, fazladan bir yevmiye veririm, gel” diyorlar. Bugün çalışanlar, tersanenin kendi kadrosu. Greve gidenler işten atılmakla tehdit edildi.

    Siz bugünkü greve nasıl geldiniz?

    Biz aç kalmayı ve herşeyi göze alarak geldik. Kaybedecek bir şeyimiz yok, bir canımız var. Allah’a şükür, bir taşeron olmasa öbür taşeron, bir tersane olmasa diğer taşeron olur. Bugün tersanede meydana gelen kazaların bir nedeni de şu: Tarımı öldürdüler. Cahil dedikleri insanlar, işsiz-aç bıraktıkları insanlar. Ne yapacaklar onlar, tersaneye gelecekler. 10 sene önce tersanelerin kapasitesi yüzde 20 iken şimdi yüzde 80’e çıktı. Övünüyorlar ya, “Biz şöyle gemi indiriyoruz, şöyle yatlar yapıyoruz” diye. İşte o beğenmedikleri, cahil dedikleri işçilerin emeği, alınteri.

    Siz cahil değilsiniz...

    Ben 5647’yi biliyorum. Anayasayı da biliyorum. Hepsini biliyoruz ama yapamıyoruz. Biz jopların, kalkanların altından da kalktık Allah’a şükür. Emeğimizi savunuyoruz. Biz onlardan kazanıyoruz, onlar da bizden. Her zaman, bugün de yarın da kardeş olmak istiyoruz. Ama onlar çalıyorlar. Adam burada milyon dolarlık yatlar yapıyor, devlete ödediği vergi 100 milyar. Batan bankaların adamları da bunlar, hortumcular da bunlar, hepsi bunlar... Sizden bir isteğimiz olabilir mi? Bizim sigortalarımız, mesela iki-üç ay çalışıyoruz. Bir gün-iki gün giriş çıkış yapılıyor. Bakan Çelik’e diyoruz ki; 17 senedir buradayım, hadi gerisini boşver, geriye dönük 5 yılımı hangi taşerona çalıştıysam ödetsinler. O ödenmeyen haklarımızı alsınlar. Biz onlara oylarımızı veriyoruz. Avrupalı bürokratların karşısına dimdik çıkarıyorsak onları, onlar da bizi mağdur etmesinler.

    17 senedir çalışıyorsunuz, biriken primlerinizle kaç yıl sonra emekli olacaksınız?

    Ben belki 120 sene yaşarsam, belki emekli olurum. 17 senede sadece 1000 günlük primim var. 17 senede bir hemşire emekli oluyor. Haklarımızın geriye dönük ödenmesini istiyoruz. Bakan Çelik, “Beni aşar bunlar” diyor. Aşıyorsa istifa et arkadaş. Sen bilmiyorsan bilenler gelsin.

    Boğazdan geçen gemileri gördüğünüzde aklınızdan neler geçiyor?

    Onların bir haftalığı 5 bin dolar. 5 bin dolar parayı ben bir senede kazanamıyorum. O “gemicik” denenin maketini bile alamayız. Beri gel beri gel gözümün nuru, bu kadar parayı sana kim verdi? Eğer çalışmakla olsaydı, bana verirdi. Çalışmakla olsaydı... Burada 50 senesini veren insanlar var. Benim babam 50 senedir gemilerde, daha 10 sene sayıyor ki emekli olsun. Ve hala bu gemilerde çalışıyor. Bize de yazık. Çevremizden gördük, babamızdan gördük, çalışıyoruz.

    Üç kuşak çalışıp bir kişiyi ancak emekli edebileceksiniz herhalde...

    Valla benim bir eşim, bir de çocuğum var, yetinemiyorum. Ayda ortalama 1.5-2’ye yakın alıyorum. 10 çayın yok, 3 çayın yok, istirahatin yok. 7 günün 7 günü çalışıyoruz. 6 günü çalışsak, bir gün ücretli izin yapsak ne olur? Bu işgücünü kullansınlar ama insan gibi kullansınlar.

    Kamuoyuna, işverenlere ve işçi arkadaşlarınıza mesajınız ne olur?

    Kamuoyunun gözleri kulakları burada olsun. Bir gün onlar da buraya gelirler. Ve belki biz de bir gün diğer arkadaşlarımız gibi ölüp gidebiliriz. Şu anda tersanelerdeki çalışan arkadaşlara da diyorum ki; etme bulursun, susma sana sıra gelebilir. Dün ölen arkadaşımız da belki senin fikrindeydi ama bugün biz onları savunuyoruz, ruhları şad olsun. Yönetime de diyoruz ki, özellikle de Bakan’a: Sayın Bakanım, gel Tuzla’yı gör. Buradaki insanlar sana oy veren insanlar. İnsanlar senin karşında saygı duruşunda duran insanlar. Bu insanlara hakkını ver. Sigortalarını ödettir, çalışma şartlarını insanca yaşama şartlarına getir. Altı gün çalışıyoruz, bir gün de ücretli izin yaptır. Ne olur?

    kaynak

  2. Birkan Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    Selin (17-06-2008)

  3. #2
    Selin'ın Avatarı
    Bilgiler
    Üyelik Tarihi
    Mar 2007
    Cinsiyet:

    Devlet Konservatuarı
    Genç Puan Başarılar:
    500 Mesajım Var1000 Mesajım Var2500 Mesajım Var5000 Mesajım Var1.000 GP'ım var.

    Varsayılan


    Yazık ya yazık.
    Göz göre göre insanlar ölüyor 3 kuruş için kimsenin tınladığı yok.

    Ölen işçilerin aileleri haklarını aramıyorlar mı?

    Geride kalanlarla kan pazarlığı yapılıyor. Al sana 20-30 milyar, evin yok sana bir tane de daire alalım, diyorlar. Tersanelere baktığınızda çoğunun ya bakan ya milletvekili ya da milletvekili ortağı var.


    Şuraya bak. 20-30 milyarcık mıymış insanların hayatı? Heyt be...

    Yazık vallahi yazık..



  4. Selin Tarafından Yapılmış Olan Bu Paylaşıma Teşekkür Ederiz.

    Birkan (17-06-2008)

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı başlığı inceliyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Gönderim Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklentileri göremezsiniz.
  • Mesajını düzenleyemezsin
  •  

Dost Siteler:     Silivri    Sözlük    Amatör Şiirler    Şarkı Sözleri    Online Video İzle    DivX Ağı    Parıltı Derneği

Dost Üniversiteler:    AÖF İngilizce Öğretmenliği    Doğu Akdeniz Üniversitesi   


Google PageRank Checker