A.Ü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez: ''Bugün katliamlara uğrayan, büyük baskı gören Uygur Türkleri, Çin medeniyetinin gelişmesine büyük katkı sağlamışlardır. 10. Yüzyılda Çin devleti tarafından Uygur topraklarına gönderilen Wang Yen-Te'nin tuttuğu seyahat notlarındaki 'Öyle ki Çinliler bir şeyler öğrenmek maksadıyla bile gelmiş olsalar, Uygurlar onları misafir olarak kabul eder, en iyi sofralarda ağırlar, en güzel odalarda yatırırlar' ifadeleri dikkat çekicidir''
''Osmanlı'nın Balkan Savaşı yenilgisinin ardından Doğu Türkistan Türkleri, işgal altında bulunmalarına rağmen İstanbul'a yardım göndermişlerdir''
Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin asli unsuru olan Uygur Türklerinin, tarih içinde Çin medeniyetinin gelişmesine önemli katkılar sunduğu bildirildi. Atatürk Üniversitesi (A.Ü) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Uygur Türklerinin tarihi vesikalarda kendilerine 8. yüzyılda yer bulmaya başladıklarını belirterek, ''Uygurlar, bu tarihlerden itibaren kültür ve medeniyetin gelişiminde çok önemli roller oynamışlardır'' dedi. 9. yüzyılın başlarında Kırgızların baskısından kaçan Uygur boylarının önemli bir kısmının Doğu Türkistan'a göç ettiklerini,burada Turfan ve Karaşar şehirlerinin civarına yerleştiklerini anlatan Eğilmez, şöyle konuştu:
''Uygurlar, 856 yılında kağanlıklarını ilan etmişlerdir. Kağanlık merkezi olarak Turfan şehrini seçtikleri için kendilerine Turfan yani Doğu Türkistan Uygurları da denilmiştir. Ayrıca yazlık başkentleri olarak Beş-balıg şehrini kullandıkları için de kaynaklarda Beş-balıg Uygurları adı da kullanılmaktadır. Çin yönetimi, bu Uygur devletini Tibet tehlikesine karşı desteklemiştir. Uygurlar da Doğu Türkistan'da etkinliklerini artırmış olan Tibetlileri bu bölgeden çıkarmışlardır. Böylece batıdaki sınırlarını Urumçi şehrine kadar uzatmışlardır.'' Kültür ve medeniyet bakımından büyük gelişmeler gösteren Uygurların, 10. yüzyılda Çin'in kuzeyinde Hıtay Devleti'nin kuruluşunda, ayrıca Cengiz Han Devleti'nin gelişmesinde büyük katkıları olduğunu vurgulayan Eğilmez, ''Bu devletlerin gelişmesinde Uygurların, öncülük, bilgi ve tecrübelerinin çok büyük payı olmuştur'' diye konuştu.
Çinlilerin ifadesiyle Uygurlar
Uygurların ön plana çıktıkları en önemli özelliğin gerek dinsel gerekse kültürel açıdan zengin bir bölgede uyguladıkları hoşgörülü ve adaletli yönetim politikası olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Eğilmez, şöyle devam etti:
''Çin, Moğol ve Tibet yönetimi altında büyük baskı ve zulüm politikaları altında ezilen halk, Uygur devlet ve hükümetleriyle huzurlu ve rahat bir yaşama kavuşmuşlardır. Bunun en önemli kanıtı ise 10. yüzyılda Çin Devleti tarafından Uygur topraklarına gönderilen Wang Yen-Te'nin tuttuğu seyahat notlarıdır. Bu notlarda Uygurların zengin kültürleri yanında uyguladıkları hoşgörülü ve adaletli yönetiminden örneklerle bahsedilmiştir.
Bu günlüklere göre, Çinliler, at evcileştirmeyi öğrenmek için Uygurların yanına geldiklerini ve bir müddet onların hanelerine misafir olduklarına yer verilir. Ayrıca bu süre içerisinde, Türklerin Çinlilere büyük bir misafirperverlik örneği gösterdiklerini yazar. Seyyah notlarındaki 'Öyle ki, Çinliler bir şeyler öğrenmek maksadıyla bile gelmiş olsalar, Uygurlar onları misafir olarak kabul eder, en iyi sofralarda ağırlar en güzel odalarda yatırırlar.
Ayrıca, Çinliler, Türklerden demirden silah yapmayı öğrenirler, çok sayıda silah, evcilleştirilmiş at satın alırlardı. Türklerin devlet ve askeri teşkilat yapısını öğrenir ve devlet organizasyonlarını ve ordularını bu yapıya göre düzenlerlerdi' ifadeleri çok önemlidir.''
"Beyaz Piramitleri yapanlar da Uygurlar"
Yrd. Doç. Dr. Eğilmez, Uygurların Türk-İslam medeniyetinin yanı sıra dünya medeniyetine de çok önemli eserler bıraktıklarını belirterek, bu eserlerden en önemlisinin yıllarca Çin hükümetleri tarafından saklanan piramitler olduğunu öne sürdü. Eğilmez, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Çin Halk Cumhuriyeti'nin sınırları içerisinde yer alan ve tarihi İpek Yolu'nun başlangıç şehri olan Xi'an şehrine 100 km uzaklıktaki Qin Ling Shan Dağları'nda Büyük Uygur Türk İmparatorluğu döneminden kaldığı düşünülen irili ufaklı 100 kadar piramit bulunmakta. Bunların içindeki 'Beyaz Piramit' adı verilen ve Keops'tan bile daha büyük ve yüksek bir piramit bulunuyor. Yıllarca insanlıktan saklanmaya çalışılan bu eserler, üzerlerinde araştırma yapılmasının halen yasak olmasına rağmen artık gün ışığına çıkmıştır. Bilim adamları ve uzmanların ortak görüşü bu piramitlerin Uygur Türklerinin eseri olduğudur.''
http://www.milligazete.com.tr/haber/...clu-132759.htm



LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntıyla Cevap Ver