TÜRKİYE İRAN OLMAYACAK
![]()
Ömür boyu mu yarısını mı?
CHP’nin Bilim Kurulu varmış. Bu muhteşem Blilm Kurulu başörtüsü yasağı meselesine bir çözüm bulmuş.
‘Biz çözeriz’ dediler
Geçtiğimiz aylarda CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Üniversitelerdeki başörtüsü problemini biz çözeriz” demişti. Bunun üzerine CHP’deki değişimden ümitvâr olan bazı kişiler buna sevinmişti.
Zaman içinde Kılıçdaroğlu, “başörtüsü takanlar ömür boyu mu takacaklar?” gibilerinden sözler söylemiş ve eğitim süresince “ikna” olabileceklerini ve başörtüsü takmalarına gerek kalmayacağını ima etmişti. Yani görünen köy de, köyün yol gösteremeyen kılavuzu da aynı. Değişen bir şey yok.
Kağıt üstünde bir platform
Geçen hafta ise CHP’nin başörtüsü sorununu çözme konusunda henüz hiçbir adım atmadığını kendileri söyledi. CHP üst yönetimi bu açıklamadan rahatsız olmuş olacak ki medyaya bunun tam aksi yönünde olduklarını, hatta hummalı bir şekilde çalıştıklarını gösteren bir haberle kendilerini sundular.
Meğer CHP’nin “Bilim Yönetim ve Kültür Platformu” diye bir grubu var imiş. Artık bu bir salon mu? Bir evrak çantasının sadece bir gözü mü? Yoksa platform başkanın gömlek cebinde katlanmış bir kâğıt parçası mı bilmiyoruz. Tek bildiğimiz daha bir gün öncesine kadar bu mühim platformun adının hiç duyulmamış olması. Keşke bu platformun açıklamalarını da duymasaydık.
CHP’ye kim inanır? –Vesayetçiler inanır!
Üniversitedeki türban yasağı sorunun çözülmesi için kolları sıvayan CHP'de, çalışmayı yürüten CHP Bilim Yönetim ve Kültür Platformu Başkanı Sencer Ayata Ekim ayında Kılıçdaroğlu'na sunacağı rapor hakkında bilgi verdi. Cumhuriyet gazetesinden Utku Çakırözer'e konuşan Ayata, "Saçın tamamen kapatılması şart değil" dedi. CHP’nin bu fetvasını Türk halkının kesinlikle umursamayacağı bir gerçek. Vesayetçi kurumların bu açıklamaları kendi dayanabilecekleri deliller ve esaslar olarak bir yere not edecekleri maalesef bir gerçek.
Yakın tarihimiz boyunca gerek CHP’nin gerekse Doğan medyasının Türkiye’nin gerçekleriyle ilgisi olmayan bulgularının vesayetçilere malzeme olduğunu çok defa gördük.
Sen hangi geleneksele kapıldın böyle?
Sencer Ayata, çözüm üretmek istenirse ara yolların bulanabileceğini ve uzlaşmanın çeşitli yöntemlerinin olabileceğini söyleyip hiçbir şey açıklamadı. Fakat sanki bir şeyler açıklamış gibi yapıp açıklamadığı şeylere bir ek yaptı:
“ Hatta başı örtme şeklinde ya da şekil çeşitlemesinde bile mutabakat sağlanabilir. Bizim geleneksel baş bağlama tarzlarımızda saçın tamamen kapatılması şart değil. Bir uzlaşma olsa taraflar diyebilir ki ‘Biz başın örtülmesine evet diyelim, ama siz de o bizim bir şekilde daha bir siyasî kimlik gibi algıladığımız görüntüden vazgeçin.’ ”
Birkaç yıldır CHP’nin ve Doğan medyasının üzerine basa basa savunduğu sıkma baş, enseye tülbent, aktris türbanı, alevi başörtüsü, İranlı modernistlerin örtünme şekli gibi bir tesettürsüzlük türü var. İşte söz geldi dolaştı yine aynı “saçın tamamen kapatılması şart değil” olayına geldi.
Efendiler, sizin alışkın olduğunuza biz alışkın değiliz! Fetva, kanun, tüzük, devlet vs. icat edip durmayın! Üniversiteye giremeyen başörtülü kızlarımız ne İranlılar gibi görünmek istiyorlar, ne film aktrisleri gibi, ne de alevi teyzeleri gibi (teyze diyorum çünkü genç alevilerde yarım baş bağlama diye bir şey görmedim. Ya tamamen açık oluyorlar ya da tamamen kapalı oluyorlar.) görünmek istemiyorlar.
CHP’nin ve Doğan medyasının bu Türkiye’yi İranlaştırma ısrarı neden?
Cüneyt Çelik



LinkBack URL
About LinkBacks







Alıntıyla Cevap Ver
